Cepte soru çözAYTTarih-2Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatı

Tarih-2

Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatı — AYT soruları

  • sınavda 11 soru
  • Uygulamada bu konudan 16 soru var
  • Ücretsiz

Konu özeti

Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatı, padişahın yönetimdeki konumunu, Divân-ı Hümâyunun işleyişini, merkez görevlilerinin sorumluluklarını ve yönetici yetiştirme düzenini kapsar.

Öğrencinin vezir-i âzam, kazasker, defterdar ve nişancının görevlerini ayırt edebilmesi; şer’i hukuk ile örfi hukukun ilişkisini ve devşirme sisteminin merkez yönetimiyle bağlantısını açıklayabilmesi beklenir. AYT Tarih-2 sorularında genellikle kurumların işleyişini anlatan kısa bir metinden hareketle çıkarım yapılması istenir.

Seçenekler, görev paylaşımı, padişahın yetkileri ve kurumların amaçları hakkında farklı yorumlar içerir. Görevlilerin yetki alanlarını karıştırmak, hukuk kaynaklarını birbirinden tamamen bağımsız görmek veya metnin desteklemediği genellemelere yönelmek sık yapılan hatalardır.

Örnek sorular

Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.

1. soruKolay

Klasik dönem Osmanlı hukuk düzeninde davalar, temelini dinî kaynaklardan alan şer’i hukuka göre görülürken; padişahın örf ve âdete dayanarak çıkardığı kanunnameler de şeriata aykırı olmamak kaydıyla, özellikle vergi, toprak ve ceza gibi alanlarda uygulama alanı bulmuştur. Bu iki hukuk kaynağını uygulamakla görevli kadı, aynı zamanda bulunduğu bölgede belediye ve noterlik gibi idari görevleri de yürütmüştür.

Buna göre klasik dönem Osmanlı hukuk düzeniyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı göster

Cevap: B — Padişahın kanunname çıkarma yetkisi, şeriatın sınırları dışında sınırsızca kullanılmıştır.

Kısaca — Osmanlı padişahlarının örfi kanunname çıkarma yetkisi sınırsız olmayıp şeriatın temel prensiplerine aykırı olmamak şartıyla sınırlandırılmıştır.

Parçada açıkça belirtildiği üzere padişahın çıkardığı kanunnameler mutlaka şeriatla uyumlu olmak zorundadır; dolayısıyla hükümdar dinî hukukun sınırlarını hiçe sayarak keyfî veya sınırsız bir yasama gücü kullanamaz. Kadıların davalara bakmanın yanında belediye ve noterlik işlerini yürütmesi ise yargıçlık makamının çok yönlü idari sorumluluklar taşıdığını doğrular. Bu nedenle padişah iradesinin şeriatın dışına çıkarak sınırsızca işlediği yargısı yanlıştır.

2. soruKolay

Devşirme yoluyla alınan çocuklar, aile ve toprak bağlarından koparılarak Enderun’da veya Acemi Ocağı’nda yetiştirilmiş; bir kısmı Kapıkulu Ocaklarına, bir kısmı da yönetim kadrolarına yerleştirilmiştir.

Bu uygulamadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: D — Padişaha kişisel bağlılığı yüksek bir merkezî kadronun oluşturulmak istendiğine

Kısaca — Devşirmelerin aile ve toprak bağlarından koparılması, yerel güç odaklarının oluşmasını önleyerek doğrudan padişaha bağlı bir merkezî kadro kurmayı amaçlar.

Devşirilen çocukların ailevi ve bölgesel bağlarının kesilmesi, onların mevkilerini ve varlıklarını yalnızca padişaha borçlu olmalarını sağlamıştır. Böylece merkezî otoriteye rakip olabilecek feodal veya hanedan benzeri yerel güç odaklarının doğması engellenmiştir. Bu sistem halkın seçimine veya gönüllülük esasına dayanmaz; doğrudan padişahın mutlak otoritesine bağlı bir bürokrasi ve ordu üretmeyi hedefler.

3. soruKolay

Fatih Dönemi’nden sonra Divân-ı Hümâyuna vezir-i âzam başkanlık etmiş; kazasker adalet ve eğitim, defterdar maliye, nişancı yazışma ve toprak kayıtlarıyla ilgilenmiştir. Kararlar padişah onayına sunulmuştur.

Bu yapı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: C — Uzmanlaşmış bürokrasi ve görev devri gelişirken nihai hükümdar denetimi korunmuştur.

Kısaca — Divan üyelerinin branşlaşması bürokratik uzmanlaşmayı ve yetki devrini gösterirken, kararların padişaha sunulması mutlak otorite ve nihai denetimin hükümdarda kaldığını kanıtlar.

Fatih Sultan Mehmet’in divan başkanlığını sadrazama bırakması ve kazasker, defterdar, nişancı gibi üyelerin kendi alanlarında uzmanlaşması devlet işlerinin kurumsal bir iş bölümüyle yürütüldüğünü ortaya koyar. Ancak Divân-ı Hümâyun’un nihai bir karar organı değil, bir istişare meclisi olması ve alınan kararların mutlaka padişah onayına sunulması, egemenliğin divana devredilmediğini gösterir. Bu durum, yönetimde pratik bir görev devri yapılırken padişahın mutlak denetiminin titizlikle korunduğunu açıklar.

Her soru tam o anki seviyene göre seçilir, yanlışların oturana kadar geri gelir, hepsi çevrimdışı çalışır.

Uygulamada Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatı konusundan 16 soru çöz

Diğer AYT konuları

AYT hakkında her şey