MS 2. Yüzyıl – MS 15. Yüzyıl Felsefesi (Orta Çağ ve İslam Felsefesi), akıl ile inanç ilişkisini, tümellerin varlığını ve nedensellik tartışmalarını kapsar.
Öğrencinin tümeller hakkındaki farklı görüşleri ayırt edebilmesi, Farabi ve İbn Sina’nın akıl ile vahyi uzlaştırma yaklaşımını ve Gazali’nin eleştirilerini yorumlayabilmesi beklenir. AYT Felsefe Grubu sorularında bir düşünürün görüşünü aktaran paragraf veya karşılıklı konuşma üzerinden ilgili yaklaşımın belirlenmesi istenebilir.
Seçeneklerde birbirine yakın felsefi kavramlar ve görüşler bulunabilir. Tümelin bağımsız varlığı, bireylerde bulunması ve yalnızca ad sayılması arasındaki ayrımları gözden kaçırmak, yanlış seçeneğe yöneltebilir.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruKolay
Farabi ve İbn Sina gibi İslam düşünürleri, Aristoteles felsefesinden büyük ölçüde etkilenerek akıl ile vahiy arasında bir uyum kurmaya, evrendeki nedensellik ilişkilerini akılla açıklamaya çalışmıştır. Gazali ise Tehâfütü’l-Felâsife adlı eserinde bu düşünürleri eleştirerek nedensellik ilişkisinin şeylerin kendi doğasından kaynaklanmadığını, doğadaki “neden-sonuç” ilişkisinin aslında Tanrı’nın âdetinden (alışılmış düzeninden) ibaret olduğunu ileri sürmüştür.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Cevabı göster
Cevap: D — Gazali, nedensellik ilişkisinin akılla kanıtlanmış zorunlu bir bağ olduğunu savunmuştur.
Kısaca — Gazali nedenselliğin akılla kanıtlanmış zorunlu bir bağ olduğunu savunmamış; tam aksine filozofların bu görüşünü eleştirerek doğadaki düzenliliği Tanrı’nın âdetiyle açıklamıştır.
Parçada Farabi ve İbn Sina’nın nedensellik ilişkilerini akılla temellendirmeye çalıştığı, Gazali’nin ise buna şiddetle karşı çıktığı açıkça belirtilmiştir. Gazali’ye göre ateş ile yanma arasında zorunlu bir mantıksal nedensellik bağı yoktur; bu durum yalnızca Tanrı’nın her defasında öyle yaratmayı tercih ettiği bir alışkanlıktır (âdetullah). Bu nedenle Gazali’nin nedenselliği akli ve zorunlu bir bağ olarak gördüğü yargısı söylenemez.
2. soruKolay
Deniz: “Ağaç” dediğimizde zihnimizde bir genel fikir oluşuyor ama bu, tek tek ağaçlardan ayrı bir gerçek varlık değil; sadece dilde kullandığımız ortak bir addır.
Ege: Yani sen tümel kavramların bağımsız bir gerçekliği olmadığını, onların adlandırmadan ibaret olduğunu mu söylüyorsun?
Cevap: D — tümel kavramlar, nesnelere verdiğimiz adlardan ibarettir; ayrı bir varlık alanı oluşturmaz
Kısaca — Nominalizme göre tümeller, nesnelere verdiğimiz ortak adlardır; bağımsız bir varlık alanı oluşturmaz. Bu nedenle doğru cevap D’dir.
Deniz, tek tek ağaçların varlığını değil, bunlardan ayrı bir tümel “ağaç” varlığını reddeder. Tümelleri nesnelerden önce bağımsız varlıklar veya nesnelerin içinde tözsel unsurlar sayan seçenekler seni yanıltmasın; bu görüşler adçılıkla bağdaşmaz.
3. soruOrta
“İnsanlık” tümelinin tek tek insanlardan ayrı, bağımsız bir varlık olmadığını; fakat yalnızca keyfî bir addan da ibaret sayılamayacağını ileri süren bir düşünür söz konusudur. İnsanlık, Ayşe’de ve Kerem’de onların ortak özü olarak bulunur; akıl bu özü bireylerden soyutlayarak kavrar. “İnsan” sözcüğü, insanlardan önce ve ayrı bir dünyada duran bağımsız bir idea olmadığı gibi yalnızca birbirine benzeyen varlıklara sonradan yapıştırılmış bir ses de değildir. Tümel, tikellerin içinde gerçekten vardır; zihin onu icat etmez, varlıklardaki ortak özü bilme yoluyla yakalar.
Bu görüş tümeller tartışmasında hangi yaklaşıma karşılık gelir?
Cevabı göster
Cevap: B — Ilımlı realizm
Kısaca — Tümelin nesnelerden bağımsız bir varlık olmadığını ancak nesnelerin içinde ortak öz olarak bulunup zihin tarafından soyutlandığını savunan görüş ılımlı realizmdir.
Tümeller tartışmasında tümel kavramın nerede konumlandığına dikkat et: Parçada “insanlık” tümelinin tek tek kişilerden ayrı bir idea dünyasında bulunmadığı belirtilerek kavram realizmi reddedilmiştir. Aynı zamanda tümelin sadece keyfî bir addan ya da kuru bir sesten ibaret olmadığı söylenerek nominalizm de elenmiştir. Tümelin varlığını nesnelerin ortak özünde bulan (nesnede tümel) ve zihnin soyutlama yetisiyle kavrandığını savunan bu uzlaşmacı pozisyon ılımlı realizm olarak adlandırılır.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
AYT (Alan Yeterlilik Testi), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) kapsamında ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavın ikinci oturumudur. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.