Bilim Felsefesi, bilimsel bilginin niteliğini, kuramların nasıl değerlendirildiğini ve bilimi bilim olmayandan ayıran ölçütleri ele alır.
Öğrencinin gözlem, açıklama, öngörü ve sınanabilirlik arasındaki ilişkileri kavraması; bir kuramın gözlemlerle uyuşması ile gerçekliği betimlediği iddiasını ayırt edebilmesi beklenir. AYT Felsefe Grubu sorularında genellikle bir düşünürün görüşünü veya bilimsel bir tartışmayı anlatan paragraftan hareketle savunulan yaklaşım belirlenir.
Aynı gözlemleri açıklayan farklı modeller ve Popper’ın yanlışlanabilirlik anlayışı bu bağlamda işlenebilir. Seçenekler çoğunlukla farklı bilim anlayışlarını yansıtan yargılardır; doğrulanma ile yanlışlanabilirliği karıştırmak veya paragrafın desteklemediği kesin sonuçlara ulaşmak sık yapılan hatalardandır.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruKolay
Popper’a göre bir teorinin bilimsel sayılabilmesi için belirli bir sınama koşulunu karşılaması gerekir. Ona göre her türlü gözlemle uyumlu hâle getirilebilecek kadar esnek olan ve her olguyu açıklayabilen bir teori, aslında test edilemediği için bilimsel değildir; bilimsel bir teori, her yeni olguyu sonradan kendi lehine çevirecek kadar geniş tutulamaz.
Popper’ın bu görüşü için aşağıdaki yargılardan hangisi söylenebilir?
Cevabı göster
Cevap: C — Bilimsellik ölçütü doğrulanabilirlik değil, yanlışlanabilirliktir.
Kısaca — Karl Popper’a göre bir teoriyi bilimsel kılan nitelik her duruma uydurularak doğrulanması değil, sınanabilir ve ilke olarak yanlışlanabilir olmasıdır.
Popper, her olguyu rahatlıkla açıklayabilen ve hiçbir gözlemle çürütülemeyen teorilerin bilimsel değil dogmatik olduğunu ileri sürer. Klasik pozitivizmin öne sürdüğü ‘doğrulanabilirlik’ ölçütü yerine, bir hipotezin hangi koşullarda terk edileceğinin açık olmasını, yani ‘yanlışlanabilirlik’ ilkesini koyar. Dolayısıyla parçadaki görüşten hareketle bilimsellik ölçütünün doğrulanabilirlik değil yanlışlanabilirlik olduğu söylenebilir.
2. soruOrta
Atomların doğrudan görülüp görülmediği tartışmasının bilimsel çalışmanın merkezinde olmadığını savunan bir düşünüre göre bir kuramın değeri, görünmeyen varlıkların gerçek yapısını betimlediğini kanıtlamasından değil; gözlenebilir olayları düzenli biçimde açıklamasından ve doğru öngörüler üretmesinden gelir. Aynı öngörüleri sağlayan iki kuramdan hangisinin “gerçekliği olduğu gibi anlattığı” sorusunun bilimsel olarak sonuçlandırılamayacağını düşünür.
Bu yaklaşım aşağıdaki bilim anlayışlarından hangisine daha yakındır?
Cevabı göster
Cevap: E — Araçsalcılık
Kısaca — Bilimsel kuramların dış dünyadaki nesnel hakikati olduğu gibi yansıtmak yerine gözlemleri düzenleyen ve başarılı öngörüler sağlayan kullanışlı birer alet olduğunu öne süren yaklaşım araçsalcılıktır.
Parçadaki düşünür, kuramların gözlemlenemeyen varlıkları (örneğin atomları) gerçekte olduğu gibi tasvir edip etmediği sorusunu bilimin dışında tutmakta ve başarı ölçütü olarak yalnızca pratik öngörü gücünü kabul etmektedir. Bilimsel realizm kuramların görünmeyen varlıklar da dahil olmak üzere gerçekliği doğru biçimde betimlediğini savunurken, araçsalcılık kuramları gerçeğin bir kopyası değil, olguları tahmin etmeye yarayan yararlı bir araç sayar. Bu nedenle parçadaki yaklaşım doğrudan araçsalcılığa karşılık gelir.
3. soruKolay
Bir gezegenin hareketine ilişkin eldeki bütün ölçümler, biri görünmeyen küçük bir uydunun etkisini, diğeri ise çekim yasasında uzak mesafelerde gerçekleşen çok küçük bir değişikliği varsayan iki modelle de aynı doğrulukta açıklanabilmektedir. Her iki model de mevcut gözlemlere uysa da henüz ölçülmemiş bölgelerde farklı sonuçlar öngörmektedir. Araştırmacılar bu nedenle yalnızca eldeki veri kümesinin modellerden birini mantıksal olarak zorunlu kılmadığını, ayrım yapabilmek için yeni türden ölçümlere ihtiyaç bulunduğunu belirtir.
Bu durum bilimsel kuramların değerlendirilmesiyle ilgili hangi soruna örnektir?
Cevabı göster
Cevap: D — Aynı kanıtların birden fazla kuramla bağdaşabilmesi
Kısaca — Mevcut ampirik kanıt kümesinin birbirine rakip birden çok kuram veya model tarafından eşit derecede başarıyla açıklanabilmesi, kanıtların kuramı eksik belirlemesi sorunudur.
Parçada betimlenen durumda görünmeyen uydu varsayımı ile çekim yasasında değişiklik varsayımı, eldeki tüm gezegen ölçümleriyle kusursuz bir uyum içindedir. Bu durum bilim felsefesinde “eksik belirlenim” tezi olarak bilinir ve ampirik verilerin tek başına bir kuramı mantıksal olarak zorunlu kılmaya yetmediğini kanıtlar. Araştırmacıların iki model arasında kesin bir ayrım yapabilmek için henüz gözlenmemiş yeni durumlara dair ölçümlere ihtiyaç duyması, tam olarak aynı kanıtların birden fazla kuramla bağdaşabilmesi gerçeğinden kaynaklanır.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
AYT (Alan Yeterlilik Testi), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) kapsamında ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavın ikinci oturumudur. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.