20. Yüzyıl Felsefesi, bilinç, deneyim, anlam ve bilginin toplumsal koşulları gibi sorunlara yönelik farklı yaklaşımları kapsar.
Husserl’in fenomenolojisinde yargıları paranteze alma ve bilincin bir nesneye yönelmesi, Foucault’da ise bilgi ile iktidar arasındaki ilişki öne çıkar. Öğrencinin bu kavramları tanıması, metindeki düşünceyi çözümlemesi ve filozofların yaklaşımlarını ayırt etmesi beklenir. AYT’de konu, çoğunlukla bir görüşün veya gündelik örneğin verildiği paragraftan uygun kavrama ya da yargıya ulaşmayı gerektiren sorularla ele alınır.
Seçenekler farklı felsefi açıklamalar sunabilir; gündelik anlamlarla felsefi terimleri karıştırmak ve metnin desteklemediği genellemelere yönelmek hataya yol açabilir.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruKolay
Foucault’ya göre bilgi, iktidar ilişkilerinden bağımsız, tarafsız bir etkinlik değildir; tam tersine belirli bir dönemde “doğru” ya da “bilimsel” kabul edilen söylemler, o dönemin iktidar mekanizmaları tarafından üretilir ve aynı zamanda bu iktidarı yeniden üretir. Örneğin akıl hastalığı ya da suç kavramının tarih boyunca nasıl tanımlandığı, sadece bilimsel gelişmelerle değil, kurumsal iktidar pratikleriyle de şekillenmiştir.
Foucault’nun bu görüşünden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Cevabı göster
Cevap: B — Bilgi üretimi ile iktidar ilişkileri birbirini besleyen bir bütündür.
Kısaca — Michel Foucault’ya göre bilgi ile iktidar birbirinden bağımsız düşünülemez; iktidar bilgiyi üretirken bilgi de iktidarı meşrulaştırıp güçlendirir.
Parçada akıl hastalığı ve suç gibi bilimsel kabul edilen tanımların salt nesnel araştırmalarla değil, dönemin kurumsal iktidar pratikleriyle üretildiği vurgulanmıştır. Bilgi tarafsız ve evrensel bir gerçeklik değil, egemen söylemler aracılığıyla iktidar ilişkilerini sürekli yeniden kuran bir yapıdır. Bu doğrultuda bilgi üretimi ile iktidar ilişkilerinin birbirini besleyen ayrılmaz bir bütün olduğu yargısına ulaşılır.
2. soruKolay
Husserl, bir ağaca bakarken onun gerçekten var olup olmadığı, hangi maddeden oluştuğu ya da bilimsel olarak nasıl açıklanacağı gibi yargıları geçici olarak paranteze almayı önerir. Böylece araştırmacı, ağacın bilinçte nasıl göründüğüne ve bilincin onu hangi anlamla bir nesne olarak kurduğuna odaklanır. Amaç dış dünyayı inkâr etmek değil, onun hakkındaki alışılmış kabulleri askıya alarak deneyimin özsel yapısını betimlemektir.
Bu parçada açıklanan fenomenolojik yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: B — Doğal tutuma ilişkin yargıları paranteze alıp bilince verileni inceleme
Husserl’in epokhe yöntemi, dış dünyayı reddetmeden doğal tutumun varlık yargılarını askıya alır ve görüngünün bilinçte verilişini inceler.
3. soruKolay
Fenomenolojiye göre korku, anımsama ya da algı gibi bilinç yaşantıları boş bir kabın içindeki olaylar değildir; her biri yaşandığı biçimiyle belirli bir yapı taşır. Aynı kuleyi uzaktan algılayan, plan üzerinde inceleyen ve çocukluğundan hatırlayan kişinin bilinç edimleri farklıdır. Buna rağmen her edim, kuleyi belirli bir görünüş içinde yine o kule olarak verir. Bu yüzden bilinç ile nesne birbirinden kopuk iki alan olarak incelenemez; araştırma, nesnenin bir bilinç ediminde nasıl verildiğini ve edimin onu nasıl anlamlandırdığını birlikte betimlemelidir.
Bu parçada fenomenolojinin hangi temel kavramı vurgulanmaktadır?
Cevabı göster
Cevap: C — Yönelimsellik
Kısaca — Parçada bilincin daima bir nesneye ait olduğu ve nesnesiyle birlikte anlam kazandığı vurgulanarak fenomenolojinin temel kavramı olan yönelimsellik temellendirilmektedir.
Fenomenolojide bilinç içeriksiz boş bir kap değildir; algı, anımsama ya da korku gibi her bilinç edimi mutlaka belirli bir nesneye yönelir. Parçadaki kule örneğinde gördüğün gibi, kuleye uzaktan bakmak ile onu zihinde hatırlamak farklı edimler olsa da her iki yaşantı da aynı kuleye yönelmiştir ve bilinç nesnesinden koparılamaz. Bu durum felsefede bilincin her zaman bir şeye yönelmiş olması anlamındaki yönelimsellik olarak adlandırılır; bilinci beyindeki fiziksel hareketlere indirgeyen veya nesneleri bilinçten tamamen bağımsız sayan çeldiriciler parçanın yaklaşımıyla bağdaşmaz.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
AYT (Alan Yeterlilik Testi), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) kapsamında ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavın ikinci oturumudur. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.