15. Yüzyıl – 17. Yüzyıl Felsefesi (Rönesans ve Yeni Çağ), düşüncede dönüşümü, bilginin kaynağı ve kesinliği ile varlığın yapısına ilişkin tartışmaları kapsar.
Öğrencinin Descartes’ın yöntemli şüphesini, Locke’un deneyime dayalı bilgi anlayışını ve Spinoza’nın töz görüşünü kavramlarıyla ilişkilendirerek yorumlayabilmesi beklenir. AYT Felsefe Grubu sorularında genellikle bir filozofun görüşünü açıklayan paragraftan hareketle temel savı veya bu savla uyumlu yargıyı belirleme istenir.
Seçenekler farklı bilgi ve varlık anlayışlarını temsil eden ifadeler içerebilir. Akıl ile deneyimin rolünü karıştırmak, töz kavramını gündelik anlamıyla değerlendirmek ve paragrafın bütünü yerine tek bir sözcüğe odaklanmak hataya yol açabilir.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruKolay
Descartes, kesin ve şüphe edilemez bir bilgiye ulaşabilmek için önce her şeyden, hatta duyularının kendisine ilettiği bilgilerden bile yöntemli olarak şüphe etmeye karar verir. Ancak şüphe ettiği her şeyi bir kenara bırakırken, şüphe etme işleminin kendisinin bu elemenin dışında kaldığını fark eder. Descartes, bu çıkarımı yöntem üzerine yazdığı bir eserinde ayrıntılı biçimde açıklar.
Descartes’ın bu çıkarımından aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Cevabı göster
Cevap: A — Düşünen bir öznenin var olduğu, şüphe edilemeyecek kesin bir bilgidir.
Kısaca — Şüphe etme eyleminin kendisinden şüphe edilemeyeceği gerçeği, şüphe eden düşünen bir öznenin varlığını zorunlu ve kesin kılar.
Descartes metodik şüphesinde duyu verilerini ve dış dünyayı sorgulasa da şüphe ettiği an düşündüğünü inkâr edemeyeceğini fark etmiştir. Düşünme eylemi ise zorunlu olarak bu eylemi gerçekleştiren bir benliğin varlığını gerektirir (‘Düşünüyorum, öyleyse varım’). Bu nedenle ulaşılan ilk sarsılmaz ve kesin bilgi, düşünen bir öznenin var olduğudur.
2. soruKolay
Spinoza, var olmak için başka bir şeye ihtiyaç duymayan şeyin töz olduğunu söyler ve bu anlamda yalnızca tek bir töz kabul eder: Tanrı ya da Doğa. Tek tek varlıklar bu tözden bağımsız gerçeklikler değil, onun belirli görünüşleri ve kipleridir. İnsan zihni ile bedeni de birbirinden kopuk iki töz oluşturmaz. Zihinsel ve fiziksel olaylar aynı gerçekliğin düşünce ve uzam nitelikleri altında kavranan düzenleridir; bu yüzden biri ötekini dışarıdan yöneten yabancı bir varlık gibi düşünülmemelidir.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
Cevabı göster
Cevap: D — Aynı tekil varlık, düşünce niteliği altında zihin; uzam niteliği altında beden olarak kavranır.
Kısaca — Spinoza’nın panteist ve monist felsefesinde zihin ve beden, aynı tekil gerçekliğin düşünce ve uzam nitelikleri altındaki görünümleridir.
Spinoza var olmak için başka bir şeye ihtiyaç duymayan tek bir töz kabul eder; o da Tanrı ya da Doğa’dır. Dolayısıyla Descartes’ın düalizminde olduğu gibi zihin ve beden iki bağımsız töz oluşturamaz, yalnızca tek tözün nitelikleri olarak belirir. Buradan hareketle aynı tekil varlık, düşünce niteliği altında zihin; uzam niteliği altında beden olarak kavranır yargısına ulaşırız. Zihnin bedeni dışarıdan yöneten bağımsız bir töz olduğu yanılgısına kapılmamalısın; ikisi aynı gerçekliğin iki farklı cephesidir.
3. soruKolay
Locke’a göre zihin başlangıçta üzerinde hiçbir yazı bulunmayan bir levha gibidir. Dış nesnelerin renk, sertlik ve hareket gibi özellikleri duyum yoluyla; isteme, kuşku duyma ve düşünme gibi zihinsel işlemler ise iç gözlem yoluyla basit ideler sağlar. Zihin bu malzemeyi birleştirerek, karşılaştırarak ve soyutlayarak daha karmaşık ideler oluşturabilir. Dolayısıyla zihnin etkinliği önemlidir; fakat bu etkinlik, zihne ulaşan malzemenin işlenmesiyle kendini gösterir.
Aşağıdaki yargılardan hangisi Locke’un bu görüşüyle çelişir?
Cevabı göster
Cevap: E — Bazı kuramsal ilkeler, hiçbir deney olmadan zihinde içerik olarak hazır bulunur.
Kısaca — Zihni başlangıçta boş bir levha sayan Locke’a göre tüm idelerin kaynağı deneyim olduğundan, doğuştan hazır ilkelerin varlığı savı onunla çelişir.
Locke ampirist bir yaklaşımla bilginin malzemesinin yalnızca duyum ve iç gözlem yoluyla kazanıldığını savunur. Zihin bu deneyim malzemesini birleştirip işleme gücüne sahip olsa da deneyden bağımsız hiçbir içeriği kendiliğinden üretemez. Bu nedenle bazı kuramsal ilkelerin hiçbir deney olmadan zihinde içerik olarak hazır bulunduğu iddiası, rasyonalistlerin doğuştan bilgi savıdır ve Locke’un temel teziyle taban tabana zıttır. Zihnin etkinliğini doğuştan bilgiyle karıştırmamaya dikkat etmelisin; zihin aktiftir fakat malzemenin tamamını deneyden alır.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
AYT (Alan Yeterlilik Testi), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) kapsamında ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavın ikinci oturumudur. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.