Cepte soru çözTUS — Temel Tıp BilimleriZorlu sorularYarışma tarzıBölüm 5

TUS — Temel Tıp Bilimleri

TUS — Temel Tıp Bilimleri · Yarışma tarzı sorular · Bölüm 5 / 6

  • 97–120. sorular
  • Gerçek sınavdan daha zor
  • Ücretsiz

Bu sorular TUS — Temel Tıp Bilimleri kapsamına göre yazıldı; ancak zorluk değerlendirmemize göre her biri gerçek sınavdaki her sorudan ve TUS — Temel Tıp Bilimleri zorlu sorular denemesinden de daha zor. Burada puan hesaplanmaz; bu sorular bir TUS — Temel Tıp Bilimleri puanını öngörmez.

Bir cevap seç, sonra sorunun altındaki çözümü açarak doğru cevabı ve nasıl çözüldüğünü gör. Seçtiklerin bu tarayıcıda saklanır.

Tüm bölümler

97. soru

Yarışma tarzıGastrointestinal Sistem Farmakolojisi

Altmış sekiz yaşındaki kadın hasta gastroözofageal reflü nedeniyle uzun süredir omeprazol kullanıyor; hipertansiyon nedeniyle furosemid de kullanıyor. Son haftalarda parestezi, karpopedal spazm ve palpitasyon yakınmasıyla başvuruyor, fizik muayenede Chvostek bulgusu pozitif bulunuyor. Laboratuvarda serum magnezyum ve kalsiyum konsantrasyonları düşük, serum potasyum konsantrasyonu düşük-normal bulunuyor; kalsiyum düşüklüğüne rağmen parathormon konsantrasyonu düşük-normal aralıkta saptanıyor. Yirmi dört saatlik idrarda magnezyum atılımının düşük olduğu, kalsiyum replasmanına rağmen tetaninin düzelmediği öğreniliyor. Hasta D vitamini ve kalsiyum preparatlarını düzenli kullandığını belirtiyor, kronik diyare ve kusma öyküsü bulunmuyor.

Bu tablodan sorumlu tutulması en olası ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — Omeprazol

Kısaca — Uzun süreli proton pompa inhibitörü intestinal magnezyum emilimini bozar, hipomagnezemi parathormon salınım ve etkisini bozarak kalsiyumu refrakter kılar; idrarda magnezyum atılımının düşük olması renal kaybı dışlayıp intestinal defekti işaret eder.

Omeprazole bağlı süregen intestinal magnezyum emilim defektinde serum magnezyumu düşer, böbrek magnezyumu tutar ve idrar atılımı düşük bulunur; magnezyum parathormon salınımı ve kemik-böbrek yanıtı için gerektiğinden kalsiyum düşük kalırken parathormon bekleneni yapamaz ve kalsiyum replasmanı magnezyum düzelmeden işe yaramaz. Loop diüretiğine bağlı renal kayıpta ise idrar magnezyumu yüksek bulunur; D vitamini eksikliğinde parathormon yükselir ve H2 reseptör blokajı bu ağır tabloyla ilişkili değildir.

Akıl yürütme

  • düşük serum magnezyumu ile düşük idrar magnezyum atılımı → renal kaybı dışlar, intestinal emilim defekti ve renal konservasyonu gösterir
  • kalsiyum replasmanına yanıtsız tetani ve düşük kalsiyuma rağmen düşük-normal parathormon → magnezyuma bağlı parathormon salınım ve etki defektini gösterir
  • düzenli D vitamini ve kalsiyum kullanımı ile diyare ve kusmanın yokluğu → basit eksiklik ve gastrointestinal kayıpları dışlar
  • uzun süreli omeprazol kullanımı → intestinal defektin ilaç karşılığını işaret eder

Neden diğerleri değil

  • Furosemid — renal magnezyum kaybı yapar ve idrar atılımını yükseltir, burada atılım düşüktür
  • Kalsiyum karbonat — kalsiyumu yükseltmesi beklenen bir destektir, magnezyum emilim defektini ve refrakter hipokalsemiyi açıklamaz
  • Kolekalsiferol — eksikliği sekonder hiperparatiroidi yapar, burada parathormon yüksek değildir ve replasman zaten düzenlidir
  • Famotidin — H2 reseptör blokajı potent ve süregen asit baskılanmasına bağlı bu hipomagnezemi tablosuyla ilişkili değildir

Aklında kalsın

Magnezyum düzelmeden düzelmeyen hipokalsemi ve düşük idrar magnezyumu intestinal emilim defektini gösterir, uzun proton pompa inhibitörü kullanımında akla gelmelidir.

98. soru

Yarışma tarzıToksikoloji ve Antidotlar

Kaçak alkol aldığı öğrenilen genç bir erkek hasta, bulanık görme ve göz ağrısı yakınmasıyla acile başvuruyor. Fizik muayenede takipne ve konfüzyon saptanıyor. Laboratuvar incelemede anyon açıklı metabolik asidoz ve artmış ozmolar açık bulunuyor. İdrarda kalsiyum oksalat kristali ve böbrek yetmezliği bulgusu izlenmiyor.

Bu hastaya alkol dehidrogenazı inhibe eden bir antidot verildiğinde anyon açığı ve ozmolar açıkta beklenen değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — Anyon açık azalır, ozmolar açık sürer

Kısaca — Görme bozukluğuyla seyreden metanol zehirlenmesinde alkol dehidrogenaz blokajı formik asit üretimini durdurur, anyon açığı düzelirken metabolize edilemeyen ana alkol nedeniyle ozmolar açık sürer.

Metanol alkol dehidrogenazla formaldehite, aldehit dehidrogenazla formik aside dönüşür; biriken formik asit anyon açıklı asidoz ve optik sinir toksisitesine yol açar, ölçülemeyen ana alkol ise ozmolar açığı yükseltir. Fomepizol veya etanol enzimi kompetitif olarak bloke edince yeni asit oluşumu durur ve mevcut asit metabolize edilirken ana alkol kanda kalmaya devam eder; bu nedenle asidoza ait açık kapanır, ozmolar açık kapanmaz.

Akıl yürütme

  • Kaçak alkol, bulanık görme ve göz ağrısı ile anyon açıklı asidoz → formik asit biriktiren metanol metabolizmasını düşündürür
  • Kalsiyum oksalat kristali ve böbrek yetmezliğinin izlenmemesi → benzer tablo yapan etilen glikolü dışlayan çatal bulgudur, görme yolu toksisitesini öne çıkarır
  • Alkol dehidrogenaz inhibisyonu → toksik asit üretimini durdurur ancak ana alkolü ortadan kaldırmaz, bu ayrım iki açığın zıt yönünü belirler

Neden diğerleri değil

  • Anyon açık artar, ozmolar açık azalır — Blokaj asit üretimini artırmaz, ana alkolü azaltmaz; yönler ters çevrilmiştir
  • Anyon açık ve ozmolar açık birlikte belirgin azalır — Anyon açık düzelir ancak biriken ana alkol nedeniyle ozmolar açık düzelmez; antidotun her şeyi temizlediği varsayımı yanlıştır
  • Anyon açık ve ozmolar açık birlikte artar — Enzim blokajı toksisiteyi artırmaz; tedavi etkinliğinin yönü ters okunmuştur
  • Anyon açık değişmez, ozmolar açık azalır — Formik asit üretimi durduğu için anyon açık değişmeden kalmaz; ozmolar açık da ana alkol sürdüğü için azalmaz

Aklında kalsın

Alkol dehidrogenaz blokajı metanolde anyon açığını kapatırken ozmolar açığı sürdürür, çünkü asit bitmiş ana alkol birikmiştir.

99. soru

Yarışma tarzıAnaerop Bakteriler

Elli kişilik bir huzurevinde oda ısısında bekletilip yeniden ısıtılarak servis edilen tavuklu et yemeğinden saatler sonra çok sayıda kişide kramp tarzında karın ağrısı ve sulu ishal başlıyor. Ateş, kusma, kanlı dışkı ve dışkıda lökosit saptanmıyor. Yakın zamanda antibiyotik kullanan bir hastada Clostridioides difficile enfeksiyonundan şüpheleniliyor. Ancak tablonun salgın biçiminde başlayıp bir gün içinde kendiliğinden düzelmesi bu tanıyı dışlar. Etin yavaş soğutulması sırasında sporların çimlendiği düşünülüyor.

Bu salgından sorumlu toksinin salınım ve etki biçimi için en olası açıklama aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — İnce bağırsakta sporülasyon sırasında salınır; klaudin ve okludine bağlanarak katyon geçirgen por oluşturur

Kısaca — Yeniden ısıtılan et sonrası salgın hâlinde, lökositsiz ve kendini sınırlı sulu ishal Clostridium perfringens tip A gıda zehirlenmesini gösterir; enterotoksin ince bağırsakta sporülasyonla salınıp klaudine bağlanarak por oluşturur.

Clostridium perfringens sporları pişirmeyle ölmez, yavaş soğuma sırasında çimlenir; alınan vejetatif hücreler ince bağırsakta sporlanırken enterotoksin (CPE) salınır. CPE klaudin ve okludine bağlanarak katyon geçirgen por açar, su ve elektrolit kaybına yol açar; invazyon olmadığı için ateş, kan ve lökosit yoktur ve tablo hızla düzelir. Bu salgın ve kısa kendini sınırlı seyir, antibiyotik ilişkili sporadik Clostridioides difficile kolitinden ve besinde önceden oluşmuş kusma ön plandaki toksinlerden ayrır.

Akıl yürütme

  • yeniden ısıtılan et + yavaş soğutma ve spor çimlenmesi → ısıya dirençli sporlu anaerop etkeni düşündürür
  • çok kişide aynı anda kramp ve sulu ishal → ortak besin kaynaklı salgını destekler, tek hastanın antibiyotik öyküsünden uzaklaştırır
  • ateş, kan ve dışkı lökositi yokluğu ile bir günde düzelme → invaziv ve Clostridioides difficile kolitini dışlar
  • kusmanın ön planda olmaması → besinde önceden oluşmuş emetik toksini dışlar

Neden diğerleri değil

  • Besinde önceden oluşur; vagal afferentleri uyararak kusma ve karın kramplarına yol açar — Staphylococcus aureus ve Bacillus cereus emetik tip mekanizmasıdır; kusma ön plandadır, bu salgında yoktur
  • Kalın bağırsakta vejetatif üreme sırasında salınır; Rho GTPazları glukozilleyerek hücre iskeletini çökertir — Clostridioides difficile TcdA ve TcdB mekanizmasıdır; psödomembran, lökosit ve antibiyotik ilişkili sporadik seyir beklenir
  • İnce bağırsakta vejetatif üreme sırasında salınır; adenilat siklazı aktive ederek klor ve su sekresyonunu artırır — kolera ve labil toksin sekretuvar mekanizmasıdır; sporülasyon ve klaudin poru yoktur
  • Kalın bağırsakta sporûlasyon sırasında salınır; sinaptik vezikül proteinlerini parçalayarak nöromüsküler iletimi bloke eder — botulinus benzeri nöroproteaz mekanizmasıdır; flask paralizi yapar, sulu ishal salgını yapmaz

Aklında kalsın

Yeniden ısıtılan ette salgın, lökositsiz ve hızla düzelen sulu ishal ince bağırsakta sporülasyonla salınan klaudin por toksinini düşündürür.

100. soru

Yarışma tarzıEnterobakteriler ve Nonfermentatif Basiller

On bir yaşındaki bir çocukta ateş, ishal ve sağ alt kadran ağrısı gelişiyor. Apendektomi materyalinde apendiks normal bulunurken mezenterik lenf nodu büyümesi saptanıyor. Dışkı kültüründe laktozu fermente etmeyen, üreaz pozitif gram negatif basil ürüyor; izolatın 22°C’de hareketli, 37°C’de hareketsiz olduğu bildiriliyor. Lenf nodu incelemesinde yoğun nötrofil infiltrasyonuna karşın ekstraselüler bakteri toplulukları izleniyor.

Bu etkenin 37°C’de ekspresyonu artan plazmid ürününün fonksiyonu dikkate alındığında bu tabloda beklenen durum aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: C — Yops enjeksiyonuyla fagositozun engellenmesi ve ekstraselüler çoğalma

Kısaca — Normal apendiksle seyreden mezenterik adenit ve ısıya bağlı hareketlilik Yersinia’yı gösterir, 37°C’de artan Yops efektörleri fagositozu bloklayarak ekstraselüler çoğalmayı sağlar.

İnvazinle Peyer plaklarına yerleşen Yersinia enterocolitica, vücut ısısında flagellin sentezini kapatıp virülans plazmidi kodlu Yops proteinlerini tip 3 sekresyon sistemiyle fagositlere enjekte eder. Yops proteinleri aktin iskeletini ve oksidatif patlamayı bozarak yutmayı engeller; bakteri nötrofil kümeleri içinde ekstraselüler mikrokolonilerle çoğalır. Bu, makrofaj içinde sessizce yayılan tifodan ters yönde bir stratejidir.

Akıl yürütme

  • sağ alt kadran ağrısıyla normal apendiks ve mezenterik lenf nodu büyümesi → psödoapendisit kalıbını düşündürür
  • laktoz negatif, üreaz pozitif fenotip → üreaz negatif Salmonella ve Shigella’dan uzaklaştırır
  • 22°C hareketli, 37°C hareketsiz fenotip → 37°C’de de hareketli kalan Salmonella’dan ayırır, vücut ısısında virülans plazmidinin indüklendiğini destekler
  • nötrofile karşın ekstraselüler topluluklar → yutmanın bloklandığını gösterir, intraselüler canlılık modelini dışlar

Neden diğerleri değil

  • Makrofaj içinde canlılığın sürmesiyle retiküloendotelyal yayılım — tifo basilinin SPI-2 stratejisidir; burada bakteri nötrofile rağmen hücre dışındadır
  • Aktin kuyruklarıyla hücreden hücreye yayılım ve bakteriyemi yokluğu — Shigella kolon dizanterisini anlatır; tablo ileum-lenf nodu hastalığıdır
  • Shiga toksin etkisiyle protein sentezinin durması — hemolitik üremik sendrom yoludur; kanlı dizanteri-toksin kanıtı yoktur
  • Enterotoksinle adenilat siklaz aktivasyonu ve sulu ishal — sekretuvar ishali anlatır; invazyon ve lenfadenit bu mekanizmayı dışlar

Aklında kalsın

Yersinia vücut ısısında kamçıyı kapatıp Yops ile yutmayı bloklar, nötrofil içinde hücre dışında çoğalır.

101. soru

Yarışma tarzıEdinsel Bağışıklık

Deneysel bir çalışmada aynı bakteriyel yüzey epitopuna karşı üretilen monoklonal antikorlar aynı konsantrasyonda kompleman varlığında inkübe ediliyor. ELISA’da tüm izotipler epitopa eşit bağlanma gösteriyor. Düşük epitop yoğunluğunda bakteriyolizis yalnızca IgM ile gözleniyor, aynı epitopa bağlanan IgG ile gözlenmiyor.

Aynı deney yüksek epitop yoğunluğunda IgG ile tekrarlandığında beklenen sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: B — Yakın iki IgG Fc’sinin C1q’yu yakalaması yoluyla IgG ile lizisin oluşması

Kısaca — Eşit bağlanmaya rağmen düşük yoğunlukta yalnızca IgM’nin lizis yapması Fc geometrisi koşulunu gösterir, bu yüzden yüksek yoğunlukta yakın Fc’ler sayesinde IgG ile de lizis beklenir.

Klasik yolun başlaması C1q’nun immün kompleks üzerindeki Fc’lere tutunmasına bağlıdır; pentamerik IgM yapısal değişimle tek molekülde çoklu C1q bağlanma bölgesi sunarken IgG monomerik kalır ve C1q’yu yakalamak için yüzeyde birbirine yakın en az iki IgG gerekir. ELISA’da eşit bağlanma Fab işlevinin sağlam olduğunu, düşük yoğunlukta IgG’nin etkisizliği ise epitop seyreldiğinde bu yakınlığın kurulamadığını gösterir.

  • ELISA’da eşit bağlanma → Fab afinitesi farkını dışlayan çatal bulgudur
  • düşük yoğunlukta yalnızca IgM ile lizis → tek molekülle aktivasyon avantajını düşündürür
  • aynı epitopa bağlanan IgG’nin etkisizliği → Fc geometrisi koşulunun karşılanamadığını destekler

Neden diğerleri değil

  • Fab afinitesinin artması yoluyla IgG ile lizisin oluşması — afinite Fab’a aittir ve epitop sıklığıyla değişmez, değişen avidite ve Fc yakınlığıdır
  • Klasik yol yerine alternatif yolun kullanılması yoluyla IgG ile lizisin oluşması — gözlenen kompleman varlığında bakteriyolizis klasik yol başlangıcını gerektirir, izotipe göre yol değişmez
  • FcRn’ye bağlanarak yıkımdan korunma yoluyla IgG ile lizisin oluşması — yarı ömrü uzatır, C1q yakalanmasını sağlamaz
  • Yüzeyde yeterli yakınlık kurulamaması nedeniyle IgG ile lizisin oluşmaması — düşük yoğunluk için geçerli koşuldur; yüksek yoğunlukta yakınlık kurulur ve lizis beklenir

Aklında kalsın

Kompleman için bağlanma yetmez, C1q’nun yakalayacağı Fc geometrisi gerekir.

102. soru

Yarışma tarzıGram Negatif Koklar ve Kokobasiller

24 yaşındaki kadın hasta, bir haftadır gezici eklem ağrısı, el bileği ve ayak bileğinde tenosinovit ve gövdede az sayıda hemorajik püstül yakınmasıyla başvuruyor. Genital yakınması belirgin olmayıp endoservikal örnekte hücre içi yerleşimli gram negatif diplokoklar görülüyor; oksidaz pozitif izolat yalnızca glukozdan asit oluşturuyor ve polisakkarit kapsül saptanmıyor. Kan kültürü aynı morfolojide bakteri ürerken eklem sıvısında bakteri üretilemiyor. İzolatın normal insan serumunda öldürülmeye dirençli olduğu gösteriliyor.

Bu izolatın serum direncini sağlayan virülans mekanizması göz önüne alındığında, ortama eklendiğinde serum direncini artırması beklenen konak molekülü aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: B — CMP-sialik asit

Kısaca — Kapsülsüz gonokokta siyalillenmiş lipooligosakkarit faktör H bağlanmasını artırarak serum direnci sağlar ve siyalilasyon konak CMP-sialik asidini kullanır.

İlk çıkarım dissemine gonokok enfeksiyonudur: gezici artrit, tenosinovit ve hemorajik püstüllerle seyreden, genital bulgusu silik tablo ve yalnızca glukozdan asit oluşturan kapsülsüz oksidaz pozitif diplokok Neisseria gonorrhoeae serum dirençli suşunu destekler. Bu suşlarda siyalillenmiş lipooligosakkarit ve Por, faktör H bağlanmasını artırarak alternatif yol aktivasyonunu baskılar; bu yüzden komplemana bağlı doğrudan öldürme azalır ve kan kültüründe üreme görülürken eklem sıvısı sıklıkla steril kalır. Siyalilasyon için gerekli sialik asit konaktan CMP-sialik asit olarak alındığından ortama eklenmesi direnci artırır.

Akıl yürütme

  • gezici eklem ağrısı + tenosinovit + hemorajik püstül → dermatit-artrit sendromunu düşündürür
  • genital yakınmanın silik olması + kan kültüründe üreme + eklem sıvısında üreme yokluğu → serum dirençli suşun yayılımını destekler
  • yalnızca glukozdan asit + kapsül yokluğu → meningokok kapsül mekanizmasını dışlar, gonokoku destekler
  • normal serumda öldürmeye direnç → faktör H aracılı kompleman inhibisyonuna işaret eder

Neden diğerleri değil

  • Konak transferrini — demir elde etme reseptörünü serum direnci ile karıştırır; üremeyi destekler ancak faktör H bağlanmasını artırmaz
  • Konak laktoferrini — aynı demir yanılgısıdır; alternatif yol inhibisyonunu açıklamaz
  • Sekretuvar IgA — IgA proteaz mekanizmasına ait moleküldür; serum bakterisidal direncini artırmaz, aksine parçalanır
  • Konak lizozimi — mukozal innate savunma öğesidir; lipooligosakkarit siyalilasyonu ile serum direncini artırmaz

Aklında kalsın

Gonokok lipooligosakkarit siyalilasyonu konak sialik asidini kullanır ve faktör H bağlanmasıyla serum direnci sağlar.

103. soru

Yarışma tarzıGenel Viroloji

Yaygın vezikülopüstüler lezyonları olan hastadan zarflı, çift iplikli DNA genomlu bir virus izole ediliyor. Hücre kültüründe sitoplazmik eozinofilik inklüzyonlarla birlikte üretken enfeksiyon oluşuyor; çok çekirdekli dev hücre ve nükleer inklüzyon saptanmıyor. Çekirdeği uzaklaştırılmış sitoplastlara ekilen virus burada da yeni infeksiyöz virionlar oluşturuyor. Hücresel DNA’ya bağımlı RNA polimerazın bloke edildiği koşullarda erken viral mRNA sentezinin sürdüğü gösteriliyor.

Bu virusun erken viral mRNA sentezi için gerekli olan en olası özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: E — Virionda paketlenmiş DNA’ya bağımlı RNA polimeraz ile mRNA sentezlenmesi

Kısaca — Nükleer bulgu olmadan enüklee hücrede üreyen zarflı çift iplikli DNA virusu, erken transkripsiyonu virion polimerazıyla sitoplazmada yapar.

Vezikülopüstüler lezyon ilk bakışta herpesvirusları akla getirir; ancak çok çekirdekli dev hücre ve nükleer inklüzyon yokluğu ile sitoplazmik inklüzyon varlığı bu komşudan uzaklaştırır. Çekirdeksiz sitoplastta üretken replikasyon ve hücresel transkripsiyon blokajına direnç, viral mRNA sentezinin konak nükleer polimeraza bağlı olmadığını kanıtlar. Sitoplazmada konak DNA’ya bağımlı RNA polimeraz bulunmadığından, çift iplikli DNA kalıptan erken mRNA sentezi yalnızca virionla gelen viral polimerazla mümkündür.

Akıl yürütme

  • Sitoplazmik eozinofilik inklüzyon + dev hücre ve nükleer inklüzyon yokluğu → herpes ilk tahminini dışlayan çatal bulgu
  • Enüklee sitoplastta yeni infeksiyöz virion oluşumu → replikasyon ve transkripsiyonun çekirdekten bağımsız olduğunu gösterir
  • Hücresel DNA’ya bağımlı RNA polimeraz blokajında mRNA sentezinin sürmesi → konak polimeraz kullanılmıyor
  • Zarflı çift iplikli DNA + sitoplazmik çoğalma → kendi transkripsiyon aygıtını taşıyan virus çatısı

Neden diğerleri değil

  • Konak RNA polimeraz II ile nükleusta viral transkripsiyon yapılması — enüklee hücrede üreme ve blokaja direnç bu yolu dışlar; herpes kalıbının tuzağıdır.
  • Revers transkriptaz ile sentezlenen DNA ara formu üzerinden transkripsiyon yapılması — genom zaten çift iplikli DNA’dır; ters transkripsiyona ihtiyaç yoktur.
  • Virionda paketlenmiş RNA’ya bağımlı RNA polimeraz ile mRNA sentezlenmesi — polimerazın paketlendiği doğrudur ancak kalıp RNA değil DNA’dır.
  • Genomik DNA’nın konak ribozomunda doğrudan mRNA gibi translate edilmesi — DNA doğrudan translate edilemez; önce transkripsiyon gerekir.

Aklında kalsın

Sitoplazmada çoğalan çift iplikli DNA virusu erken mRNA için virionda DNA’ya bağımlı RNA polimeraz taşır.

104. soru

Yarışma tarzıDoğal Bağışıklık

Yirmili yaşlarda tekrarlayan ileal inflamasyon, fistül ve granülomlarla seyreden kronik bir bağırsak hastalığı olan hastada mikobakteri tetkikleri negatif bulunuyor. Periferik nötrofil sayısı, bakteriyi içine alma ve oksidatif patlama ile öldürme testleri normal sonuçlanıyor. Hastanın monosit ve Paneth hücresi kültürlerinde bakteriyel muramil dipeptide yanıt olarak defensin ve otofaji aracılı bakterisidal yanıtın oluşmadığı, buna karşılık lipopolisakkarit ve diğer TLR ligandlarına NF-kB yanıtının korunduğu gösteriliyor. Ailede benzer ileal hastalık kümelenmesi tanımlanıyor.

İnvaziv bir enterik bakteriyle enfekte edilen hastaya ait monositlere hücre içine girmeyen gentamisin eklendikten sonra hücre içi canlı bakteri sayısında beklenen değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: C — Bakteri alımı normalken hücre içi canlı bakteri sayısında artış

Kısaca — Alım ve oksidatif öldürme sağlamken hücre içi tanıma ve otofaji bozulur; hücre içi bakteri temizlenemez.

Bu tablo yüzey TLR sinyal defektine değil, muramil dipeptid gibi hücre içi bakteriyel yapıların tanınması ve otofaji ile temizlenmesi eksenine uyar. TLR ligandlarına NF-kB yanıtının korunması yüzey sinyal kusurunu, normal alım ve patlama fagosit öldürme kusurunu dışlar. Gentamisin yalnızca hücre dışını öldürdüğünden, içeride kalan canlılar hücre içi temizleme kusurunu gösterir.

Akıl yürütme

  • ileal granülomatöz fistülizan hastalık ve ailesel kümelenme → bariyer ve hücre içi bakteri işleme eksenini düşündürür
  • normal alım ve normal oksidatif patlama → fagosit öldürme defektini dışlar
  • muramil dipeptide defensin ve otofaji yanıtsızlığı → hücre içi tanıma basamağını işaret eder
  • TLR ligandlarına korunmuş NF-kB yanıtı → yüzey TLR sinyal defektini dışlar

Neden diğerleri değil

  • Bakteri alımında azalmaya bağlı hücre içi canlı bakteri sayısında azalma — alım normal ölçülmüşken alım azalması beklenmez
  • Oksidatif patlamada artışa bağlı hücre içi ve dışı bakteri sayısında azalma — patlama normaldir ve telafi artışı veriden çıkarılamaz; kusur hücre içi temizlemededir
  • TLR yanıtında azalmaya bağlı hücre dışı bakteri sayısında artış — TLR yanıtı korunmuş olarak verilmiştir, bu yönde değişim beklenmez
  • Fagozom lizozom füzyonunda artışa bağlı hücre içi bakteri sayısında azalma — otofaji aracılı temizleme azalmışken artış ve buna bağlı azalma beklenmez

Aklında kalsın

Hücre içine giren bakteri alımla değil içeride yok etmeyle temizlenir; otofaji bozulursa içeride canlı kalır.

105. soru

Yarışma tarzıMikrobiyolojik Tanı Yöntemleri

Aşısız bir süt çocuğunda üç haftadır süren, nöbetler hâlinde gelen ve kusmayla sonlanan öksürük yakınması var; ateş yüksekliği yok. Tam kan sayımında belirgin lenfositoz saptanıyor. Nazofaringeal örneğin Gram boyalı preparatında küçük gram negatif kokobasiller görülüyor. Pamuk eküvyonla alınan sürüntünün koyun kanlı, çikolata ve MacConkey agarlara ekilip karbondioksiti artırılmış ortamda kısa süre inkübasyonunda üreme olmuyor.

Bu hastada etkenin üretilmesine yönelik en uygun düzeltme aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: B — Kalsiyum aljinatlı eküvyonla alınan örneğin kömürlü seçici besiyerine ekilip uzun süre aerobik inkübasyonu

Kısaca — Apireksi, lenfositoz ve küçük kokobasil ile çikolatada ürememe Bordetella pertussis zincirini kurar ve eküvyon ile besiyeri düzeltmesini zorunlu kılar.

Nöbetli öksürük, kusma, apireksi ve lenfositoz ile birlikte görülen küçük gram negatif kokobasil, çikolata agarda karbondioksitli ortamda üreyecek Haemophilus çizgisinden ayrılır. Bordetella pertussis pamuktaki yağ asitlerine duyarlıdır, solunum yolu florası tarafından kolayca maskelenir ve yavaş ürer; kömür inhibitörleri adsorbe eder, seçici antibiyotik rakip florayı baskılar, bu yüzden kalsiyum aljinatlı eküvyon ve kömürlü seçici besiyerinde uzun aerobik inkübasyon gerekir.

Akıl yürütme

  • Haftalarca süren nöbetli öksürük, kusma ve apireksi → uzamış bakteriyel solunum yolu enfeksiyonunu düşündürür, tek başına viral tablodan ayırmaz.
  • Belirgin lenfositoz → hücresel yanıt örüntüsüyle bakteriyel olasılığı güçlendirir.
  • Küçük gram negatif kokobasil → Haemophilus ve Bordetella kümesine yönlendirir, türü belirlemez.
  • Pamuk eküvyonla alınıp çikolataya ekilen örnekte kısa süreli karbondioksitli inkübasyonda ürememe → çikolatada üreyecek komşuyu dışlar ve eküvyon inhibisyonu ile seçici ve uzun inkübasyon gereksinimine işaret eder.

Neden diğerleri değil

  • Pamuk eküvyonla alınan örneğin çikolata agara ekilip karbondioksiti artırılmış ortamda kısa süre yeniden inkübasyonu — zaten başarısız olan düzeni tekrarlar; pamuk inhibisyonu ile kömür ve seçicilik gereksinimini yok sayar.
  • Pamuk eküvyonla alınan örneğin Thayer-Martin seçici agara ekilip karbondioksiti artırılmış ortamda uzun süre inkübasyonu — genital Neisseria seçiciliğidir; solunum yolu kliniği ve lenfositoz çatalına uymaz.
  • Nazofaringeal örneğin Lowenstein-Jensen eğik besiyerine ekilip kapaklı tüpte haftalarca süren aerobik inkübasyonu — aside dirençli basil yoludur; gram negatif kokobasil morfolojisine ve akut lenfositoz örüntüsüne uymaz.
  • Nazofaringeal örneğin antibiyotikli Sabouraud dekstroz agara ekilip oda ısısında uzun süre aerobik inkübasyonu — mantar yoludur; bakteriyel Gram bulgusunu ve klinik tabloyu karşılamaz.

Aklında kalsın

Bordetella pamuğu sevmez, kömürü sever; çikolata ve kısa inkübasyon komşu fastidiyözlere aittir.

106. soru

Yarışma tarzıEnterobakteriler ve Nonfermentatif Basiller

Yirmi altı yaşındaki sağlıklı kadın tavuklu pilav yedikten yaklaşık bir gün sonra bulantı, kusma, ateş ve bol sulu ishal yakınmasıyla başvuruyor. Dışkı mikroskopisinde orta-bol lökosit görülüyor, makroskopik kan ve tenesmus tanımlanmıyor. Dışkı kültüründe laktoz negatif, H2S pozitif, hareketli gram negatif basiller ürüyor. Kan kültüründe üreme olmuyor, vital bulguları stabil seyrediyor ve immünsüpresyonu düşündüren bir durum saptanmıyor. Hasta antibiyotik başlanmasını istiyor.

Bu hastada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: D — Antibiyotiksiz sıvı replasmanı ve izlem

Kısaca — Orta-bol lökositli sulu ishal ile H2S pozitif hareketli basil nontifoidal salmonellozu düşündürür ve komplikasyonsuz olguda antibiyotiksiz destek tedavisi yeterlidir.

Nontifoidal Salmonella gastroenteriti sağlıklı konakta genellikle kendini sınırlar. Antibiyotikler intraselüler yerleşimli bakterileri eradike edemezken normal barsak florasını bozarak dışkıyla atılımı uzatır. Vital bulguları stabil ve bakteriyemisi olmayan olguda bu nedenle sıvı replasmanı ve izlem yeterli olur.

  • tavuklu pilav sonrası kısa sürede sulu ishal, kusma ve ateş → nontifoidal Salmonella örüntüsünü destekler
  • orta-bol dışkı lökositi ve kansız gaita, tenesmus yokluğu → ağır kolonik dizanteri yerine ince barsak ağırlıklı inflamatuvar is hali düşündürür
  • H2S pozitif hareketli laktoz negatif basil → H2S negatif hareketsiz Shigellayı dışlayan çataldır
  • stabil vitaller ve negatif kan kültürü → komplikasyonsuz gastroenteriti destekler

Neden diğerleri değil

  • Siprofloksasin ile ampirik tedavi — invaziv dizanteride yararlıdır; burada florayı bozup atılımı uzatır
  • Seftriakson ile parenteral ampirik tedavi — tifoid ateşi ve bakteriyemide gündeme gelir; bu olguda sistemik yayılım kanıtı yoktur
  • Metronidazol ile ampirik tedavi — anaerobik ve Clostridioides kolitine yöneliktir; aerobik invaziv olmayan bu tabloya uymaz
  • Eritromisin ile ampirik tedavi — Campylobacter etiyolojisini akla getirir; H2S pozitif hareketli Salmonella çatalıyla uyumsuzdur

Aklında kalsın

Komplikasyonsuz nontifoidal salmonella gastroenteritinde antibiyotik atılımı uzatır, destek tedavisi yeterlidir.

107. soru

Yarışma tarzıMikoloji

Lenfoma nedeniyle santral venöz kateteri bulunan 60 yaşındaki kadın hastada geniş spektrumlu antibiyotik sonrası ateş ve fungemi gelişiyor. Kan kültüründe üreyen mayanın direkt bakısında psödohifler ve bol artrokonidia görülüyor. İzolat serumda germ tüpü oluşturmuyor ve üreaz testi pozitif bulunuyor. Candida dışı bir maya olarak tanımlanan etken için kaspofungin başlanmasına rağmen fungemi sürüyor.

Ekinokandin başarısızlığının en olası temeli aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: E — Hücre duvarında (1→3)-β-D-glukan hedefinin azlığına bağlı intrinsik duyarsızlık

Kısaca — Artrokonidia oluşturan üreaz pozitif maya Trichosporon grubudur ve duvar hedef azlığı nedeniyle ekinokandinlere intrinsik olarak duyarsızdır.

Psödohifler Candida akla getirir, ancak bol artrokonidia, germ tüpü negatifliği ve üreaz pozitifliği bu ilk tahmini dışlar; bu kombinasyon Trichosporon grubunun genel mikolojik paternidir. Bu grupta hücre duvarında ekinokandinlerin hedefi olan (1→3)-β-D-glukan azdır ve yapısal olarak farklıdır, bu kazanılmış FKS1 mutasyonu değil türe özgü sınıf duyarsızlığıdır; bu yüzden kaspofungin fungemiyi temizleyemez.

Akıl yürütme

  • psödohif ve fungemi → ilk akla Candida gelir, ancak tek başına ayırt ettirmez
  • bol artrokonidia ve germ tüpü negatifliği → Candida albicans paterninden uzaklaştırır
  • üreaz pozitifliği → Candida grubunu dışlar, Trichosporon ve karıştırılan diğer üreaz pozitif mayaları destekler
  • kaspofungine rağmen süren fungemi → kazanılmış mutasyondan çok duvar hedefinin baştan az olduğu intrinsik duyarsızlığı düşündürür

Neden diğerleri değil

  • FKS1 sıcak nokta mutasyonuna bağlı kazanılmış glukan sentaz direnci — Candida auris tipi sonradan kazanılan dirençtir; burada morfolojik patern baştan farklı bir duvar biyolojisine işaret eder.
  • ERG11 aşırı ekspresyonuna bağlı azol hedef artışı ve hedef duyarsızlığı — azol hedef mekanizmasıdır; ekinokandin başarısızlığını açıklamaz.
  • ERG3 fonksiyon kaybına bağlı membran sterol bileşiminde değişim ve çapraz direnç — sterol yoluna ait azol-polien etkileşimidir; glukan hedefine etki etmez.
  • CDR/MDR efluks pompalarının aşırı çalışmasına bağlı hücre içi azol birikiminde azalma — azol efluks mekanizmasıdır; ekinokandinlere taşınamaz.

Aklında kalsın

Artrokonidia ve üreaz pozitifliği Candida dışı mayayı işaret ederse ekinokandinlerin duvar hedefinin baştan yetersiz olduğu akla gelir.

108. soru

Yarışma tarzıMikoloji

Altmış iki yaşındaki bir erkek hasta, ayak tırnaklarında kalınlaşma, sararma ve ufalanma yakınmasıyla başvuruyor. Tırnak kazıntılarının direkt mikroskopisinde bölmeli hifler görülüyor; kültürde bol mikrokonidyum üreten bir dermatofit saptanıyor. Hastaya keratine yüksek affinite gösteren ve dermatofitlere fungisidal etkili sistemik antifungal başlanıyor. Hasta hipertansiyon nedeniyle metoprolol kullanıyor; tedavinin ikinci haftasında istirahatte belirgin bradikardi ve hipotansiyon ortaya çıkıyor. Serum potasyum ve tiroid fonksiyon testleri normal bulunuyor; iskemik değişiklik saptanmıyor.

Metoprolol ile ortaya çıkan bu tablodan sorumlu etkileşim mekanizması ve metoprolol düzeyinde beklenen değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — CYP2D6 inhibisyonuna bağlı metoprolol düzeyinde artış

Kısaca — Keratinofilik fungisidal sistemik etki terbinafini gösterir ve CYP2D6 inhibisyonu metoprolol birikimine yol açar.

Bol mikrokonidyumlu dermatofit ile tırnak tutulumunda keratine yüksek affinite ve fungisidal etki alilamin olan terbinafini düşündürür; fungistatik azollerden ayrılan bu ipucu CYP3A4 çeldiricisini dışlar. Terbinafin güçlü CYP2D6 inhibitörüdür ve metoprolol başlıca CYP2D6 ile yıkılır; birlikte kullanımda metoprolol klirensi azalır, düzeyi yükselir ve bradikardi ile hipotansiyon ortaya çıkar.

Akıl yürütme

  • Tırnakta kalınlaşma ve ufalanma ile bölmeli hifler ve bol mikrokonidyumlu dermatofit → dermatofit ile tinea unguium
  • Keratine yüksek affinite ve fungisidal sistemik etki → fungistatik azolü dışlayan ve terbinafini destekleyen ayrıştırıcı özellik
  • Metoprolol kullanımı sırasında istirahat bradikardisi ve hipotansiyon → beta blokör birikimini düşündürür
  • Potasyum ve tiroid testlerinin normal olması ve iskemi bulgusu olmaması → bradikardinin metabolik veya iskemik nedenlerinden uzaklaşması

Neden diğerleri değil

  • CYP2D6 indüksiyonuna bağlı metoprolol düzeyinde azalma — yön hatasıdır; inhibisyonda düzey yükselir ve klinik birikim olur
  • CYP3A4 inhibisyonuna bağlı metoprolol düzeyinde artış — azol şablonuna kayar; tanımlanan ilaç fungisidal alilamindir ve metoprolol başlıca CYP3A4 ile yıkılmaz
  • Renal tübüler sekresyon için yarışmaya bağlı metoprolol düzeyinde artış — metoprolol eliminasyonu metaboliktir, renal yarışma belirleyici değildir
  • Plazma proteinlerine bağlanma yerinden ayrılmaya bağlı serbest metoprolol düzeyinde azalma — ayrılma serbest düzeyi azaltmaz, ayrıca yön ve mekanizma tabloyu açıklamaz

Aklında kalsın

Terbinafin CYP2D6 inhibitörüdür ve CYP2D6 substratlarının düzeyini artırır.

109. soru

Yarışma tarzıDoğal Bağışıklık

Deneysel bir çalışmada dokuda yerleşik, sitoplazmik granüllerinde histamin depolayan hücrenin genetik olarak bulunmadığı farelere deri içine bakteri inoküle ediliyor. İzole edilen nötrofillerin kemotaktik uyarana in vitro göçünün normal olduğu gösteriliyor. Buna karşın enfeksiyonun ilk saatlerinde enfeksiyon odağında nötrofil birikiminin belirgin azaldığı ve lokal kan akımı artışının yetersiz kaldığı gözleniyor. Ortama düşük doz tümör nekroz faktörü eklenmesi birikimi düzeltiyor.

Bu tabloda aksayan doğal immünite basamağının sonucu olarak damar endotelinde beklenen değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: C — Postkapiller venüllerde adezyon molekülü ifadesinde artışın olmaması

Kısaca — İn vitro göç normalken erken birikimin tümör nekroz faktörüyle düzelmesi nötrofil defekti değil sentinel hücre aracılı endotel aktivasyonu defektini gösterir.

Dokuda yerleşik sentinel hücre bakteri algılandığında histamin ve tümör nekroz faktörü salar; bu mediyatörler postkapiller venül endotelinde P ve E selektin ile integrin ligandı ifadesini artırır ve nötrofil ekstravazasyonunu başlatır. Nötrofilin kemotaksisi sağlam olsa bile endotel aktive olmazsa damar dışına çıkış gerçekleşemez.

  • Histamin depolayan doku sakini hücrenin yokluğu ve ilk saatlerde birikim kaybı → erken sentinel ve vasküler yanıt basamağında aksamayı düşündürür
  • İn vitro kemotaktik göçün normal olması → nötrofil intrinsik kemotaksis defektini dışlayan çatal bulgudur
  • Düşük doz tümör nekroz faktörüyle birikimin düzelmesi → eksik halkanın endotel aktivasyonu mediyatörü olduğunu gösterir

Neden diğerleri değil

  • Postkapiller venüllerde selektin ifadesinde aşırı artış olması ve birikimin artması — Yönü tersine çevirir, mediyatör yokluğunda adezyon molekülü artamaz.
  • Arteriollerde vazodilatasyon yerine kalıcı ve yaygın vazokonstriksiyon gelişmesi — Erken vazodilatasyon yetmezliğini kalıcı konstriksiyonla karıştırır.
  • Endotel hücrelerinin bakterileri fagosite etmesinde belirgin artış olması — Fagositozu yanlış hücreye atfeder, endotel profesyonel fagosit değildir.
  • Nötrofillerin lenfatik endotel yoluyla yeniden dolaşıma dönmesinde artış olması — Trafiğin yönünü tersine çevirir, sorun dokuya gidişin başlayamamasıdır.

Aklında kalsın

Nötrofil sağlamken erken birikim yoksa sorun hücrede değil endotelin aktive edilmesindedir.

110. soru

Yarışma tarzıMikoloji

Yedi yaşındaki bir kız çocuğu, saçlı deride pullanma ve saç kırılması yakınmasıyla getiriliyor. Verteks yakınında skuamlı, sınırları belirgin alopesik bir plak içinde deri yüzeyinde kırılmış saçlara bağlı siyah nokta görünümü saptanıyor. Evde kedi beslendiği öğreniliyor. Wood lambası incelemesinde floresans izlenmiyor. Koparılan saçların direkt mikroskopisinde artrosporların saç şaftı içinde dizildiği, plak kenarından alınan skuam örneğinde bölmeli hifler görülüyor.

Bu etkenin kültürde göstermesi beklenen mikroskobik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: B — Bol mikrokonidyumla birlikte seyrek, ince duvarlı ve düz yüzeyli makrokonidyum görülmesi

Kısaca — Wood negatifliği ve şaft içi artrosporlar antropofilik endotriks enfeksiyonunu gösterir; bu cins kültürde bol mikrokonidyum yapar.

Endotriks yerleşim, siyah nokta görünümü ve floresans yokluğu birlikte Trichophyton tonsurans çizgisinde antropofilik bir tinea capitis düşündürür. Evde kedi bulunması ilk bakışta Microsporum canis düşündürse de ektotriks ve Wood pozitifliği beklenirdi. Trichophyton cinsi kültürde bol mikrokonidyum ve seyrek ince duvarlı düz makrokonidyum oluşturur; bu özellik kalın duvarlı pürtüklü bol makrokonidyumlu Microsporum ve mikrokonidyum yapmayan kıl tutmayan Epidermophyton morfolojisinden ayrılır.

Akıl yürütme

  • Skuamlı alopesik plak ve siyah nokta görünümü → saç şaftını tutan dermatofit ile tinea capitis tablosu
  • Evde kedi beslenmesi → ilk akla gelen Microsporum canis olasılığı ve çeldirici
  • Wood lambasında floresans izlenmemesi ve artrosporların şaft içinde dizilmesi → ektotriks ve floresan Microsporum enfeksiyonunu dışlayan ve endotriks Trichophyton enfeksiyonunu destekleyen ayrıştırıcı bulgu
  • Skuamda bölmeli hifler ve şaft içi artrosporlar → tomurcuklanma ve yalancı hif içeren Candida ve septasız geniş hifli mukormikozdan uzaklaştırır

Neden diğerleri değil

  • Kalın duvarlı, pürtüklü yüzeyli, iğ biçimli bol makrokonidyumla birlikte seyrek mikrokonidyum görülmesi — kedi öyküsüne takılıp Microsporum varsayanın seçimi; Wood negatifliği ve endotriks yerleşim bu cinsi dışlar
  • Demetler hâlinde topuz biçimli makrokonidyum görülmesi ve mikrokonidyum izlenmemesi — Epidermophyton morfolojisidir; bu cins kıl şaftını tutmaz ve tinea capitis yapmaz
  • Tomurcuklanan maya hücreleri, yalancı hifler ve serumda germ tüp oluşumu — Candida özelliğidir; tabloda tomurcuklanma ve yalancı hif yoktur, şaft içi artrospor vardır
  • Düzensiz, geniş, septasız hifler ve rizoidli sporangium yapılarının görülmesi — mukormikoz morfolojisidir; tablodaki hifler bölmeli ve incedir, sporangium yoktur

Aklında kalsın

Endotriks tutulum ve Wood negatifliği Trichophyton çizgisini verir ve kültürde bol mikrokonidyum beklenir.

111. soru

Yarışma tarzıEnterobakteriler ve Nonfermentatif Basiller

Uzun süredir HIV enfeksiyonu nedeniyle izlenen ve CD4 T lenfosit sayısı ileri derecede düşük olan genç bir erişkinde, ishal atağını izleyen ateşli dönemlerde tekrarlayan gram negatif basil bakteriyemisi gelişiyor. Kan kültürlerinden izole edilen oksidaz negatif basillerin laktozu fermente etmediği, H2S oluşturduğu, vücut ısısında hareketli ve üreaz negatif olduğu saptanıyor. Hastanın kompleman aracılı bakterisidal aktivitesi ve nötrofil oksidatif patlaması normal bulunuyor. Ataklar arasında dışkı kültüründe de aynı morfolojide koloniler üretiliyor.

Bu tabloda nükseden bakteriyeminin en olası açıklaması olan bakteri-konak etkileşimi aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: D — Fagozom-lizozom füzyonunu engelleyerek makrofaj içinde sağkalım

Kısaca — Tekrarlayan H2S pozitif hareketli basil bakteriyemisi ile ileri hücresel immün yetmezlik makrofaj içinde sağkalan nontifoidal Salmonella’yı gösterir.

İlk basamakta kültür ve klinik invaziv nontifoidal Salmonella enterica’ya işaret eder. Etken SPI-1 ile invaze olur, SPI-2 tip III sekresyonla fagozom-lizozom füzyonunu engelleyip makrofajda yaşar; kontrol IFN-gama ile aktive makrofaj gerektirir. CD4 düşüklüğünde bu aktivasyon bozulur, kompleman ve oksidatif patlama sağlam olsa bile bakteri temizlenemez ve bakteriyemi nükseder.

Akıl yürütme

  • tekrarlayan gram negatif basil bakteriyemisi + öncesinde ishal → gastrointestinal kaynaklı invaziv Salmonella’yı düşündürür
  • laktoz negatif H2S pozitif vücut ısısında hareketli üreaz negatif → Salmonella’yı koyar, Shigella ve Yersinia’yı dışlar
  • CD4 T lenfositlerin ileri derecede düşük olması → Th1 IFN-gama ile makrofaj aktivasyon kusuruna işaret eder
  • kompleman ve oksidatif patlamanın normal olması → kompleman eksikliği ve kronik granülomatöz hastalığı dışlar
  • ataklar arası dışkıda aynı koloniler → gastrointestinal rezervuardan nüksü destekler

Neden diğerleri değil

  • Hücre yüzeyinde aktin polimerizasyonuyla komşu hücreye doğrudan geçiş — Shigella IcsA mekanizmasıdır; mukozada sınırlı kalır, tekrarlayan bakteriyemi yapmaz ve H2S ve motiliteye uymaz
  • Guanilat siklaz aktivasyonuyla lümene su ve elektrolit sekresyonu — ETEC ısıya dayanıklı toksin etkisidir; invaziv bakteriyemiyi açıklamaz
  • 28S rRNA depürinasyonuyla protein sentezini durdurarak endotel hasarı — Shiga toksin etkisidir; hemolitik üremik sendroma gider, makrofaj sağkalımına değil
  • Kompleman aracılı lizise direnç göstererek kanda ekstraselüler çoğalma — Kompleman eksikliğinde ekstraselüler çoğalmadır; burada kompleman normaldir ve tablo hücresel kusura işaret eder

Aklında kalsın

Salmonella makrofajda fagozom-lizozom füzyonunu engeller, kontrol IFN-gama ile aktive makrofaj gerektirir.

112. soru

Yarışma tarzıMikrobiyolojik Tanı Yöntemleri

Yirmi altı yaşındaki erkek hastada genital ülser ve bölgesel lenfadenopati ile birlikte diş eti kenarında kirli zeminli bir oral ülser bulunuyor. Genital ülser eksudasının karanlık alan mikroskopisinde ince, tirbuşon hareketi gösteren soluk spiraller izleniyor; Gram boyamada bakteri görülmüyor. Aynı yöntemle incelenen oral ülser eksudasında da benzer hareketli spiraller saptanıyor. Genital lezyondan alınan örnekte direkt floresan antikor testi pozitif sonuçlanıyor.

Bu örneklerde izlenen spirallerin doğasına ilişkin en doğru yorum aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — Genital örnekteki spiraller sifilizi düşündürür, oral örnekteki spiraller kommensaldir

Kısaca — Genital ülserdeki hareketli ince spiraller Treponema pallidum’dur, oral ülserdeki benzer spiraller kommensal treponemlerdir ve karanlık alan yalnızca genital örnekte tanısaldır.

Treponema pallidum ışık mikroskobunun çözümleme sınırına yakın inceliktedir, dış membranı narindir ve Gram boyamada görülmez; canlı tirbuşon hareketi karanlık alanda izlenir. Özgül monoklonal antikorlarla yapılan direkt floresan antikor testi genital örnekte pallidumu doğrular. Ağız florasında Treponema denticola ve benzeri kommensaller morfolojik ve hareket olarak pallidumdan ayırt edilemez, bu yüzden oral lezyonda karanlık alan yalancı pozitiftir; kirli zeminli oral ülserde spiral görülmesi sifiliz kanıtı değildir.

Akıl yürütme

  • genital ülserde ince tirbuşon hareketli spiraller ve Gram boyamada bakteri yokluğu → ışık mikroskobunda görülmeyen treponemi düşündürür
  • genital örnekte direkt floresan antikor pozitifliği → pallidumu doğrular, kontaminasyonu dışlar
  • oral ülserde benzer hareketli spiraller → kommensal treponemlerle birebir örtüşür, tek başına sifiliz düşündürmez
  • kirli zeminli oral ülser → fusospiroketal flora barındırır, karanlık alanın özgüllüğünü ortadan kaldıran çataldır

Neden diğerleri değil

  • Oral örnekteki spiraller sifilizi düşündürür, genital örnekteki spiraller kontaminasyon olarak değerlendirilir — özgül floresan antikorla doğrulanmış genital bulguyu yok sayıp yalancı pozitif oral bulguyu esas alır
  • Her iki örnekteki spiraller sifiliz tanısı koydurur — oral kommensal treponem bilgisini göz ardı eder ve iki bölgeyi aynı özgüllükte sanır
  • Her iki örnekteki spiraller Fusobacterium ile birlikte Vincent anjini etkenidir — oral kirli zemini fusospiroketal sürece geneller, genital ülser ve floresan antikor pozitifliğini açıklayamaz
  • Her iki örnekte spiral görülmesi sifiliz tanısını dışlar — Gram boyamada görülmemeyi etken yokluğu sanır, karanlık alan ve floresan antikorun neden gerekli olduğunu kaçırır

Aklında kalsın

Karanlık alan genital ülserde sifilizi destekler, ağızda kommensal treponemler nedeniyle yalancı pozitiftir; Gram boyamada görülmeme treponemi dışlamaz.

113. soru

Yarışma tarzıGenel Viroloji

Deneysel bir çalışmada zarflı, helikal nükleokapsidli ve negatif polariteli RNA genomlu iki virüsün permisif hücrelere girişi karşılaştırılıyor. Endozomal asidifikasyonu engelleyen amonyum klorür varlığında birinci virüsün enfeksiyonu baskılanırken ikinci virüsün enfeksiyonu sürüyor. İkinci virüs nötral pH’da komşu hücreler arasında sinsityum oluştururken birinci virüs sinsityum oluşturmuyor. Her iki virüs de soyulma sonrası sitoplazmada viral polimerazla mRNA sentezliyor.

Bu ayrım dikkate alındığında, ikinci virüsün hücreye girişini seçici olarak engellemesi beklenen müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: B — Füzyon proteininin altı sarmallı demet oluşumunu inhibe eden peptit

Kısaca — Amonyum klorüre direnç ve nötral pH’da sinsityum, plazma membranında pH-bağımsız füzyonla girişi gösterir; bu giriş füzyon proteini demet oluşumunu inhibe eden peptitle seçici bloke edilir.

Birinci virüsün asidifikasyon engellendiğinde durması, reseptör aracılı endositoz sonrası düşük pH’da zarf birleşmesi gerektirdiğini düşündürür. İkinci virüsün aynı koşulda üremesi ve nötral pH’da hücre-hücre birleşmesi yapması, füzyon proteini aracılığıyla plazma membranında doğrudan birleştiğini gösterir. Her iki virüsün sitoplazmada viral polimerazla mRNA sentezlemesi, konak nükleer transkripsiyon hedefinin bu giriş ayrımını çözmeyeceğini ve salınım basamağı blokajının girişi seçici engellemeyeceğini gösterir.

  • Amonyum klorürün birinci virüsü baskılayıp ikinciyi baskılamaması → düşük pH gereksinimindeki farkı gösteren fork bulgusudur
  • İkinci virüsün nötral pH’da sinsityum yapması → plazma membranında pH-bağımsız füzyonu destekler
  • Her iki virüsün sitoplazmik viral polimeraz kullanması → konak nükleer polimeraz blokajının ayrımda etkisiz kalacağını gösterir
  • Giriş ile salınım ayrımı → salınım blokajının seçici giriş blokörü olamayacağını gösterir

Neden diğerleri değil

  • Endozomal proton pompasını inhibe eden ajan düşük pH’ya bağımlı birinci virüsü bloke eder, dirençli ikinci virüsü değil
  • Viral nöraminidazı inhibe eden ajan yeni virion salınımını hedefler, plazma membranı füzyonuyla girişi seçici engellemez
  • M2 proton kanalını inhibe eden ajan asidik soyulmaya ihtiyaç duyan girişi hedefler, nötral füzyonu hedeflemez
  • Konak RNA polimeraz II’yi inhibe eden ajan nükleer transkripsiyonu durdurur; her iki virüs de sitoplazmik viral polimeraz kullandığı için giriş ayrımını çözmez

Aklında kalsın

Nötral pH’da sinsityum yapan zarflı virüs plazma membranı füzyonuyla girer; asidik endozom blokajına direnir.

114. soru

Yarışma tarzıEnterobakteriler ve Nonfermentatif Basiller

Yirmi altı yaşındaki bir kadın hastada üç gündür devam eden ateş, titreme, sağ yan ağrısı ve idrar yaparken yanma yakınması bildiriliyor. Fizik muayenede sağ kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor ve idrar mikroskopisinde bol lökosit ile bakteri görülüyor. İdrar kültüründe laktozu fermente eden, oksidaz negatif gram negatif basiller yoğun ürüyor. İzolatın eritrositleri aglütine ettiği ve bu etkinin ortamda mannoz bulunmasından etkilenmediği belirleniyor. Eritrositler nöraminidaz ile muamele edildikten sonra da aglütinasyonun sürdüğü gözleniyor.

Bu izolatın üst üriner sisteme yerleşimini sağlayan adezin-reseptör eşleşmesinin en olası karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — PapG adeziniyle böbrek glikolipidlerindeki Gal-Gal dizisine tutunma

Kısaca — Ateşli yan ağrılı piyelonefrit tablosunda mannoz ve nöraminidaza dirençli hemaglutinasyon P fimbriyasını işaret eder ve Gal-Gal bağlanması böbreğe yerleşimi açıklar.

Üriner Escherichia coli kökenlerinde tip 1 fimbriya mannoza duyarlı şekilde mesaneye, P fimbriya PapG ile böbrek glikolipidlerindeki Gal-Gal dizisine, S fimbriya ise sialik aside tutunur. Mannoz varlığında süren aglutinasyon tip 1'i, nöraminidaz sonrası süren aglutinasyon sialik asit bağımlı S fimbriyayı dışlar; ateş ve kostovertebral hassasiyetle birlikte üst sistem yerleşimini açıklayan P fimbriya kalır.

Akıl yürütme

  • Ateş, yan ağrısı ve kostovertebral hassasiyet → alt değil üst üriner sistem tutulumunu düşündürür
  • Laktoz pozitif oksidaz negatif basil ve piyüri → üriner Escherichia coli paternini destekler
  • Mannoz varlığında süren aglutinasyon → mannoz duyarlı tip 1 fimbriyayı dışlar
  • Nöraminidaz sonrası süren aglutinasyon → sialik asit bağımlı S fimbriyayı dışlar

Neden diğerleri değil

  • FimH adeziniyle mesane üroplakinindeki mannoz kalıntılarına tutunma — mannozla inhibe olurdu ve daha çok sistiti açıklar; mannoz direnci ve piyelonefrit kliniğiyle dışlanır
  • S fimbriyalarıyla böbrek epitelindeki sialik asit kalıntılarına tutunma — nöraminidazla sialik asit uzaklaştırılınca kaybolurdu; süren aglutinasyonla dışlanır
  • Kolonizasyon faktörü antijeniyle ince bağırsak epiteline tutunma — enterotoksijenik bağırsak kolonizasyonunu anlatır; üriner yerleşimle uyumsuzdur
  • İntimin-Tir etkileşimiyle bağırsak epitelinde aktin kaide oluşumuna yol açan tutunma — bağırsak kaide düzeneğidir; böbrek tropizmiyle uyumsuzdur

Aklında kalsın

Mannoz dirençli ve nöraminidaz dirençli piyelonefrit izolatında P fimbriya ve Gal-Gal bağlanması düşünülür.

115. soru

Yarışma tarzıDoğal Bağışıklık

Göbek kordonunun olağandan geç düştüğü öğrenilen bir çocuk, cerahat oluşturmayan cilt ülserleri, diş eti iltihabı ve yara iyileşmesinde gecikme yakınmalarıyla izleniyor. Enfeksiyon atakları sırasında kanda nötrofil sayısının belirgin arttığı saptanıyor. İzole edilen nötrofillerin opsonize bakterileri içine alması ve uyarılmış oksijen radikali üretmesi laboratuvarda normal bulunuyor.

Bu hastanın nötrofillerinde bakteriyel peptitlere in vitro kemotaktik yanıt ile deri penceresinde in vivo birikim için beklenen durum aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — İn vitro kemotaktik yanıtın korunması ile deri penceresinde birikimin olmaması

Kısaca — Geç kordon düşmesi ve cerahat yokluğuna karşın kanda nötrofil artışı ekstravazasyon defektini gösterir, bu yüzden algı sağlamken dokuya geçiş olmaz.

Lökosit ekstravazasyonunda selektinlerle yuvarlanma sonrası beta2 integrinlerle endotele sıkı adezyon kurulması gerekir; bu basamak kurulamazsa nötrofiller kanda birikir ancak dokuya geçemez. Opsonize partiküllerin içine alınması ve NADPH oksidazla oksijen radikali üretimi ayrı basamaklardır, bu yüzden normal kalmaları öldürme defektini dışlar ve tabloyu adezyona lokalize eder.

Akıl yürütme

  • geç düşen göbek kordonu ve geciken yara iyileşmesi → endotele sıkı tutunma ve transmigrasyon basamağında aksamayı düşündürür
  • cerahat oluşturmayan ülserlere karşın kanda nötrofil artışı → hücreler üretiliyor ancak dokuya ulaşamıyor
  • opsonize bakterilerin normal içine alınması ve uyarılmış oksijen radikali üretiminin normal olması → fagositoz ve oksidatif öldürme basamaklarının sağlam olduğunu gösterir, oksidatif öldürme defektini dışlar

Neden diğerleri değil

  • İn vitro kemotaktik yanıtın kaybı ile deri penceresinde birikimin korunmuş olması — yön tersine çevrilmiştir; defekt algıda değil damar dışına çıkıştadır, bu yüzden in vivo birikim korunamaz
  • İn vitro yanıtın ve deri penceresi birikiminin birlikte artması — inflamasyonda genel artış varsayımıdır; adezyon kurulamadığı için in vivo birikim artamaz
  • İn vitro yanıtın kaybı ile birlikte oksijen radikali üretiminin bozulması — normal oksijen radikali bu paterni dışlar; bu tablo oksidatif öldürme defektine aittir
  • İn vitro yanıtın korunması ile birlikte dokuda granülom oluşması — granülom öldürülemeyen mikroorganizmaya karşı gelişir; öldürme normalken beklenmez

Aklında kalsın

Kanda lökositoza rağmen cerahat yoksa sorun üretimde değil damar dışına çıkıştadır.

116. soru

Yarışma tarzıEdinsel Bağışıklık

Beş yaşındaki erkek çocuk, iki yaşından beri tekrarlayan otitis media ve sinüzit atakları nedeniyle getiriliyor. Öyküsünde Pneumocystis pnömonisi, kronik ishal, döküntü ya da büyüme geriliği tanımlanmıyor. Fizik muayenede yaygın lenfadenopati ve splenomegali saptanıyor. Serumda IgM yüksek, IgG ve IgA belirgin düşük bulunuyor; periferik T lenfosit sayıları ve mitojenlere proliferatif yanıt normal saptanıyor. Eksize edilen lenf nodunda iri ve düzensiz germinal merkezler izleniyor.

Hastanın B hücreleri in vitro koşullarda CD40 agonisti ve interlökin-4 ile uyarıldığında beklenen sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: D — IgM üretiminin sürmesi ve IgG ile IgE oluşmaması

Kısaca — İri germinal merkezli hiper-IgM tablosu B hücre içi sınıf-değişim defektini gösterir, bu yüzden CD40 sinyali ve interlökin-4 sınıf değişimini başlatamaz.

Sınıf-değişim rekombinasyonu için T hücreden gelen CD40 sinyali yalnızca yukarı akım uyarıdır, ağır-zincir sabit bölge DNA’sında kırılma ve yeniden birleşme aktivasyonla indüklenen sitidin deaminaz ile yürütülür; enzim yokluğunda yönlendirici sitokin bulunsa bile IgM’den IgG, IgA ya da IgE’ye geçiş gerçekleşmez ve değişken bölgede nokta mutasyonlarla afinitenin olgunlaşması da bozulur, çoğalan B hücreleri germinal merkezden çıkamadığı için lenfoid doku iri kalır.

Akıl yürütme

  • Tekrarlayan otitis media ve sinüzit ile yüksek IgM, düşük IgG ve IgA → hiper-IgM fenotipine işaret eder
  • Pneumocystis pnömonisi yokluğu ile normal T sayısı ve proliferatif yanıt → hücresel yardım defektini dışlar ve CD40 ligand defektinden uzaklaştırır
  • Yaygın lenfadenopati, splenomegali ve iri düzensiz germinal merkez → proliferasyonun sürdüğünü ancak sınıf değişimiyle çıkışın olmadığını destekler
  • CD40 agonisti ve interlökin-4 ile uyarıma yanıtsızlığın sorulması → sinyalin değil DNA rekombinasyon basamağının test edildiğini gösterir

Neden diğerleri değil

  • CD40 sinyalinin düzelmesiyle IgM’den IgG’ye geçişin normale dönmesi — Bu sonuç dışarıdan CD40 sinyalinin eksik olduğu durumda beklenir, oysa burada sinyal verilse bile enzim basamağı çalışmaz
  • IgM üretiminin sürerken yalnızca IgE sınıfına geçiş olması — İnterlökin-4 IgE yönünü belirlese de ağır-zincir rekombinasyonu olmadan hiçbir sabit bölgeye geçiş olamaz
  • Değişken bölgede nokta mutasyonlarla yüksek afiniteli IgG oluşması — Aynı enzim somatik hipermutasyon için de gerekir, bu yüzden afinitenin olgunlaşması da gerçekleşmez
  • T hücre yardımı olmadan poliklonal IgG bellek yanıtı gelişmesi — Sınıf değişimi ve bellek için T yardımlı germinal merkez reaksiyonu gerekir, T bağımsız yanıt ile karıştırılmamalıdır

Aklında kalsın

Sınıf değişiminde CD40 sinyal verir, makası enzim vurur; enzim yoksa sinyal gelse bile isotip değişmez.

117. soru

Yarışma tarzıEdinsel Bağışıklık

Tekrarlayan sinopulmoner bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle izlenen 5 yaşındaki bir erkek çocuğun serumunda IgM yüksek, IgG ve IgE saptanamayacak düzeyde düşük bulunuyor. Periferik kanda B lenfosit sayısı normal, T lenfosit proliferasyon yanıtları normal saptanıyor. Lenf nodu biyopsisinde iri germinal merkezler izleniyor. Hasta Pneumocystis jirovecii pnömonisi veya ağır viral enfeksiyon geçirmiyor.

Bu tablodan sorumlu moleküler basamakta aynı zamanda bozulması beklenen süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — Somatik hipermutasyon ile afinite maturasyonu

Kısaca — Yüksek IgM ile IgG ve IgE yokluğu, normal B ve T varlığında iri germinal merkezlerle birlikte B hücre içi sınıf değişim defektini gösterir ve aynı basamak afinite maturasyonunu da bozar.

Delesyonel sınıf değişimi için gerekli deaminasyon basamağı çalışmadığında VDJ ile üretilmiş IgM korunur ancak IgG, IgA ve IgE’ye geçiş yapılamaz. T proliferasyonunun normal olması, fırsatçı enfeksiyon yokluğu ve germinal merkezlerin iri olması T-B iş birliğinin genel olarak sağlam olduğunu, sorunun reseptör sonrası B hücre içi basamakta olduğunu gösterir; bu basamak değişken bölgeye de etki ettiği için tekrarlayan uyarana rağmen yüksek afiniteli antikor gelişemez.

Akıl yürütme

  • Yüksek IgM ile IgG ve IgE yokluğu → delesyonel sınıf değişiminin yapılamadığını düşündürür
  • Normal B sayısı ve normal T proliferasyonu → erken lenfosit gelişiminin ve genel T yardımının korunduğunu destekler
  • İri germinal merkezler → CD40 ligand yokluğunda beklenen germinal merkez yokluğunun tersidir ve defektin B hücre içinde olduğunu destekler
  • Pneumocystis jirovecii pnömonisi ve ağır viral enfeksiyon yokluğu → makrofaj ve T hücre aktivasyon defektini dışlar

Neden diğerleri değil

  • VDJ rekombinasyonu ile primer antikor repertuvarının oluşumu — bu basamak bozuk olsaydı B hücresi gelişemez ve tüm izotipler düşük kalırdı, yüksek IgM ve iri germinal merkez gözlenmezdi
  • Alternatif splicing ile membran IgM ve IgD ekspresyonu — IgM ve IgD’nin birlikte ekspresyonu delesyon gerektirmez ve bu basamakta korunur, bozulması beklenmez
  • Ağır zincir allelik dışlanmasının sürdürülmesi — allelik dışlanma VDJ sonrası erken B gelişimine aittir ve normal B sayısı ile birlikte korunur
  • Hafif zincir kappa lokusunda VJ rekombinasyonu — hafif zincir düzenlenmesi erken dönemde tamamlanır, yüksek IgM varlığı bu basamağın sağlam olduğunu gösterir

Aklında kalsın

İri germinal merkeze rağmen sınıf değişimi yoksa ve T fonksiyonu sağlamsa afinite maturasyonu da beklenmez.

118. soru

Yarışma tarzıMikoloji

Yedi yaşındaki bir erkek çocuk, saçlı deride kaşıntı ve pullanma ile seyreden, sınırları belirsiz alopesik plaklar yakınmasıyla getiriliyor. Öyküde evde kedi beslendiği öğreniliyor. Fizik muayenede plaklar üzerinde kırılmış saçlar ve siyah nokta görünümü izleniyor. Wood lambası incelemesinde floresans saptanmıyor. Kıldan hazırlanan potasyum hidroksit preparatında kıl şaftı içinde dizilmiş çok sayıda artrospor görülüyor.

Bu tablodan sorumlu etkenin kültürde göstermesi en olası beklenen mikroskobik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: B — Bol mikrokonidi ile seyrek, ince ve düz duvarlı kalemsi makrokonidi

Kısaca — Wood negatif endothrix tablo Trichophyton tonsurans enfeksiyonunu düşündürür ve bu cins bol mikrokonidi ile seyrek düz duvarlı makrokonidi gösterir.

Endothrix paterninde artrosporların kıl şaftı içinde dizilmesi ve Wood floresansının yokluğu antropofilik Trichophyton enfeksiyonunu destekler; Microsporum türleri ektotriks tutulum yapar ve Wood lambasında floresans verir. Kültürde cins ayrımı makrokonidi duvarına dayanır: Trichophyton türlerinde mikrokonidiler baskınken makrokonidiler nadir, ince ve düz duvarlı kalemsi yapıdadır; Microsporum türlerinde ise kalın ve pürtüklü duvarlı iğsi makrokonidiler baskındır.

Akıl yürütme

  • Kedi teması → ilk akla Microsporum canis gelir, ancak tek başına etkeni belirlemez
  • Siyah nokta görünümü ve kıl şaftı içinde dizilmiş artrosporlar → endothrix tutulumu düşündürür ve Trichophyton tonsurans lehinedir
  • Wood lambasında floresans yokluğu → ektotriks yapan Microsporum olasılığını dışlar
  • Kültürde bol mikrokonidi ve seyrek düz duvarlı makrokonidi → Trichophyton cins özelliğidir

Neden diğerleri değil

  • Seyrek mikrokonidi ile bol, kalın ve pürtüklü duvarlı iğsi makrokonidi — kedi öyküsüne takılıp Microsporum düşünenin seçimi olur; Wood negatifliği ve endothrix paterni ile dışlanır
  • Mikrokonidi olmaksızın salkım şeklinde dizilen çomak biçimli makrokonidi — düz duvarlı makrokonidiyi hatırlayıp Epidermophyton seçen yanılır; bu cins mikrokonidi oluşturmaz ve kıl invazyonu yapmaz
  • Kısa künt hifler ile kümelenmiş tomurcuklanan maya hücreleri — potasyum hidroksit bulgusunu Malassezia ile karıştıran seçimdir; burada maya değil kıl içi artrospor vardır
  • Rizoidler taşıyan geniş septasız hifler ile küresel sporangiyumlar — hif varlığını mukormikoza yoran seçimdir; dermatofit hifleri dallanan septalı yapıdadır

Aklında kalsın

Endothrix ve Wood negatifliği Trichophyton lehinedir ve kültürde bol mikrokonidi ile seyrek düz duvarlı makrokonidi beklenir.

119. soru

Yarışma tarzıGram Negatif Koklar ve Kokobasiller

30 yaşındaki erkek hasta, korunmasız ilişkiden bir hafta sonra başlayan pürülan üretral akıntı yakınmasıyla başvuruyor. Üretral sürüntünün Gram boyamasında çok sayıda polimorf nüveli lökosit içinde gram negatif diplokoklar görülüyor; oksidaz pozitif izolat yalnızca glukozdan asit oluşturuyor. Penisilin tedavisine yanıt alınamıyor ve izolatın penisilin MİK değeri yüksek bulunuyor. Klavulanat eklenmesi MİK değerini düşürmüyor; seftriakson MİK değerinin de yükselmiş olduğu saptanıyor.

Bu direnç tablosuna yol açan mekanizma göz önüne alındığında, izolatın diğer antibiyotiklere duyarlılığı için en olası patern aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: D — Penisilin MİK yüksek, seftriakson MİK yüksek, tetrasiklin MİK normal

Kısaca — Klavulanatla düzelmeyen ve seftriaksona da yansıyan penisilin direnci değişmiş PBP’yi gösterir ve ribozomal hedefli ilaç duyarlı kalır.

İlk çıkarım kromozomal PBP değişimidir: yalnızca glukozdan asit oluşturan oksidaz pozitif diplokok Neisseria gonorrhoeae i desteklerken klavulanatla düzelmeyen penisilin direnci plazmid TEM beta-laktamazını dışlar. Mozaik penA ile değişen PBP2 beta-laktam afinite kaybına yol açtığından penisilinle birlikte seftriakson MİK değeri de yükselir. Ribozom gibi farklı hedefli ilaçların hedefi etkilenmediğinden tetrasiklin duyarlılığı korunur.

Akıl yürütme

  • pürülan akıntı + hücre içi diplokok + yalnızca glukozdan asit → gonokoku destekler
  • penisilin yanıtsızlığı + yüksek penisilin MİK → direnci düşündürür
  • klavulanatla düzelmeme → TEM plazmidini dışlar
  • seftriakson MİK yükselmesi → değişimin yalnızca penisiline özgü olmadığını, PBP hedef değişimini destekler

Neden diğerleri değil

  • Penisilin MİK yüksek, seftriakson MİK normal, tetrasiklin MİK normal — TEM plazmid paternidir; klavulanatla düzelmeme ve seftriakson yükselmesi ile uyuşmaz
  • Penisilin MİK normal, seftriakson MİK yüksek, tetrasiklin MİK yüksek — penisilin yüksekliğini yok sayar; gözlenen direnci açıklamaz
  • Penisilin MİK yüksek, seftriakson MİK normal, tetrasiklin MİK belirgin yüksek — efluks ve ribozomal direnç paternidir; seftriakson yükselmesini açıklamaz
  • Penisilin MİK normal, seftriakson MİK normal, tetrasiklin MİK yüksek — yalnızca tetM paternidir; beta-laktam direncini açıklamaz

Aklında kalsın

Gonokokta mozaik PBP değişimi tüm beta-laktamları etkilerken ribozomal hedefli ilaçları etkilemez.

120. soru

Yarışma tarzıDNA Virusları

Allogeneik kök hücre nakli yapılan bir hastada uzamış asiklovir profilaksisi sırasında aynı perioral bölgede tekrarlayan gruplu veziküller ortaya çıkıyor. Tzanck yaymasında nükleer molding gösteren multinükleer dev hücreler görülüyor. Lezyon sürüntüsünde Herpes simplex virus tip 1 DNA saptanırken Varicella-zoster virus DNA ve sitomegalovirus DNA saptanmıyor. Uzamış tedaviye karşın lezyonlar ilerliyor; viral DNA polimeraz geninde dirençle ilişkili değişiklik saptanmıyor. Foskarnet tedavisiyle lezyonlar tamamen iyileşiyor.

Bu suşun enfekte gangliyonda kuracağı latent enfeksiyonun seyri açısından en olası sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Çözümü göster

Cevap: A — Gangliyonda latent viral genomların korunması ancak reaktivasyon yeteneğinin belirgin azalması

Kısaca — Aktivasyon basamağındaki defekt nedeniyle asiklovire dirençli suş latent genomu korur ancak bölünmeyen nöronlarda reaktivasyon için gerekli deoksinükleotid desteğini sağlayamadığından reaktivasyonu belirgin azalır.

Aynı bölgede tekrarlayan veziküller ve HSV-1 DNA pozitifliği herpes simpleks reaktivasyonunu işaret eder; polimerazda direnç değişikliği yokken foskarnete yanıt, hedefin sağlam kaldığını ve direncin ilacı aktive eden basamakta olduğunu düşündürür. Söz konusu enzim yalnızca ilacı aktive etmez, hücresel kinazın düşük olduğu nöronlarda viral DNA sentezi için substrat sağlar; bu destek kaybolduğunda epizomal latent genom kurulmaya devam eder ancak reaktivasyonda litik DNA sentezi başlatılamaz.

  • Aynı perioral bölgede tekrarlayan gruplu veziküller aynı dermatomda reaktivasyonu düşündürür
  • Nükleer moldingli multinükleer dev hücreler ve HSV-1 DNA pozitifliği etkene işaret eder
  • VZV DNA ve sitomegalovirus DNA negatifliği komşu veziküler ve ülser nedenlerini dışlar
  • Asiklovire yanıtsızlık ile polimerazda değişiklik yokluğu ve foskarnete yanıt aktivasyon basamağındaki defekti işaret eder

Neden diğerleri değil

  • Gangliyonda latent genomların hiç kurulamaması ve viral DNA’nın kısa sürede ortadan kalkması — Latent epizom kurulumu konak enzimlerle gerçekleşir, viral enzim yokluğu kurulumu engellemez.
  • Gangliyonda latent havuzun genişlemesi ve reaktivasyon sıklığı ile nörovirülansın belirgin artması — Enzim kaybı fitness maliyetidir, reaktivasyonu ve nörovirülansı artırmaz, azaltır.
  • Viral genomların konak kromozomuna entegre olması ve her hücre bölünmesinde yüksek kopyıda persistans göstermesi — Bu kromozomal entegrasyon farklı bir herpesvirus biyolojisidir, HSV latent genomu nükleusta epizomal kalır.
  • Nöronlarda sürekli litik replikasyonun devam etmesi ve kronik gangliyonit tablosunun gelişmesi — Defekt sürekli litik persistans değil reaktivasyonda litik sentezi başlatamamadır.

Aklında kalsın

Aktivasyon basamağındaki defekt asiklovir direnci kazandırır ancak nöronda reaktivasyon yeteneğine mal olur.

Tüm bölümler

Bu soruların ait olduğu konuları oku: Tıbbi Mikrobiyoloji · Tıbbi Farmakoloji

Tüm TUS — Temel Tıp Bilimleri yarışma tarzı sorular · TUS — Temel Tıp Bilimleri zorlu sorular · TUS — Temel Tıp Bilimleri hakkında her şey