Cümlede Anlam, bir cümlenin ilettiği düşünceyi, sözcüklerin bağlam içinde kazandığı anlamı ve örtülü ya da mecazlı anlatımları kavramayı kapsar.
Öğrencinin söyleneni kendi ifadeleriyle karşılayabilmesi, cümleler arasındaki anlam ilişkisini belirleyebilmesi ve verilen düşünceye uygun bir tamamlamayı seçebilmesi gerekir. AYT Türk Dili ve Edebiyatı sorularında bu konu; yarım bırakılmış bir ifadeyi tamamlama, iki cümlenin ortak düşüncesini bulma veya bir sözle anlatılmak isteneni belirleme biçiminde sorulabilir.
Seçenekler genellikle birbirine yakın yorumlar içerir; yalnızca ortak sözcüklere yönelmek, mecazı gerçek anlamıyla değerlendirmek ya da cümleden çıkarılamayan bir yargıyı seçmek sık yapılan hatalardır.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruKolay
Bir çevirmen, metindeki her sözcüğe sözlükteki ilk karşılığını verdiğinde cümlelerin anlamını aktarmış görünse bile anlatıcının alaycı ya da çekingen sesini yitirebilir. Aynı söz, bir kahramanın ağzında içten; bir başkasının ağzında küçümseyici duyulabilir. Çünkü sözcükler, içinde bulundukları bağlam ve yan yana geldikleri öteki sözcüklerle özel bir ton kazanır. Bu nedenle iyi çeviri, .
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Cevabı göster
Cevap: C — sözcükleri tek tek aktarmakla yetinmeyip metnin bağlamını ve tonunu da yeniden kurar
Kısaca — Nitelikli bir çeviri, sözcükleri salt sözlük karşılıklarıyla aktarmak yerine metnin örüldüğü bağlamı ve anlatıcının özgün tonunu erek dilde yeniden kurmalıdır.
Parçada sözcüklerin yan yana gelerek ve bağlam içinde kazandığı alaycı, çekingen ya da içten gibi duygusal tonlara dikkat çekilmektedir. Sözcükleri tek tek çevirmenin anlatıcının bu ruhunu öldüreceği vurgulandığı için “Bu nedenle...” ifadesinden sonra sözcüklerin ötesine geçip bağlamı ve anlatıcı sesini korumayı öneren bir yargı gelmelidir. Bu doğrultuda iyi çeviri, mekanik bir sözcük aktarımıyla yetinmeyip eserin bağlamını ve tonunu yeniden kurandır. Sözlükleri tamamen bırakmayı veya okur kolay anlasın diye özgün anlamı değiştirmeyi öne süren ifadeler parçanın ana fikrine ters düşer.
2. soruKolay
I. Bir araştırmada çok sayıda veri toplamak, hangi verinin soruyla gerçekten ilişkili olduğunu kendiliğinden göstermez.
II. Araştırmacının asıl becerisi, verileri çoğaltmaktan çok onları anlamlı bir ölçüte göre seçip yorumlayabilmesinde ortaya çıkar.
Bu iki cümlede anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: D — Veri miktarı tek başına yeterli değildir; verilerin amaca uygun biçimde seçilip anlamlandırılması gerekir.
Kısaca — Araştırmalarda salt veri kalabalığı bir değer taşımaz; önemli olan, toplanan verilerin araştırma hedefine göre ayıklanıp anlamlandırılmasıdır.
Birinci cümlede veri miktarının çok olmasının araştırma sorusuyla doğrudan ilişkili olmayabileceği belirtilirken ikinci cümlede araştırmacının bu verileri amaca uygun seçip yorumlama becerisi öne çıkarılmıştır. İki düşünce birleştirildiğinde verinin niceliğinden ziyade nitelikli bir süzgeçten geçirilmesinin önemi vurgulanmaktadır. Bu da doğrudan veri miktarının tek başına yeterli olmadığını ve amaca uygun biçimde seçilip anlamlandırılması gerektiğini ifade eder. Az verinin her koşulda daha güvenilir olduğunu ileri süren yaklaşım ise metinde yer almayan aşırı bir genellemedir.
3. soruKolay
Bir eleştirmen “Bu roman, okura bütün kapıları açmıyor; bazı odaların anahtarını onun dikkatine bırakıyor.” demiştir.
Bu sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: D — Metnin kimi anlamlarını açıkça vermeyip okurun çıkarımına bıraktığı
Kısaca — Eleştirmenin bütün kapıları açmayıp bazı anahtarları okura bırakma benzetmesi, romandaki bazı anlamların doğrudan söylenmeyip okurun çabasına ve çıkarımına bırakıldığını anlatır.
Cümledeki “bütün kapıları açmamak” ifadesi, yazarın eserdeki tüm duygu ve düşünceleri hazır bir reçete gibi apaçık sunmadığını gösterir. “Bazı odaların anahtarını okurun dikkatine bırakmak” ise örtük anlamların ancak dikkatli bir okuma ve sezgiyle çözülebileceğini, yani anlam üretiminde okura sorumluluk yüklendiğini belirtir. Burada amaç eseri yalnızca belirli bir zümreye hapsetmek değil, metnin kimi anlamlarını açıkça vermeyip okurun çıkarımına bırakmaktır.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
AYT (Alan Yeterlilik Testi), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) kapsamında ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavın ikinci oturumudur. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.