Felsefe Tarihi, düşünürlerin farklı dönemlerde ahlak, bilgi ve bilim gibi alanlarda geliştirdikleri görüşleri ve bu görüşler arasındaki ilişkileri kapsar.
Öğrencinin erdemin temellendirilmesi, bilginin kaynağı ve bilimselliğin ölçütü gibi sorunları ayırt edebilmesi, bir düşünürün savını başka bir yaklaşımla karşılaştırabilmesi beklenir. TYT’de bu konu genellikle bir düşünürün görüşünü açıklayan veya karşıt görüşleri bir araya getiren paragraflar üzerinden sorulur.
Seçeneklerde yakın görünen kavramlar, farklı düşünürlere ait savlar ya da metinden çıkarılabilecek yargılar bulunabilir. Yalnızca düşünür adına odaklanmak, kavramları karıştırmak ve metnin desteklemediği genellemelere yönelmek sık yapılan hatalardır.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruKolay
Bir düşünüre göre erdemli bir insan olmak, akıl ile duygular arasında doğru dengeyi kurabilmektir. Duygular yok sayılmaz; ancak akıl, onları ölçü içinde tutacak bir yönlendirme sağlar. Her erdem, biri aşırı eksiklik biri de aşırı fazlalık olan iki kötü uç arasında yer alan bir orta noktadır; örneğin cesaret, korkaklık ile gözü karalık arasındaki, cömertlik ise cimrilik ile savurganlık arasındaki orta noktadır. Bu orta nokta herkes için matematiksel olarak sabit değildir, kişinin durumuna göre pratik akıl yoluyla bulunur. Erdem böylece, duruma göre tartılan bir yargı işi olarak belirir.
Bu parçada anlatılan görüş aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
Cevabı göster
Cevap: A — Aristoteles
Kısaca — İki aşırı uç arasındaki, duruma göre bulunan orta nokta olarak erdem, Aristoteles’in ahlak anlayışıdır.
Parça erdemi korkaklık ile gözü karalık, cimrilik ile savurganlık gibi çiftlerin ortası diye tarif eder; bu orta herkese aynı sayısal değerle yapışmaz, pratik akılla tartılır. Bu tablo, Nikomakhos etiğindeki mesotes öğretisinin imzasıdır. Sokrates erdemi bilgide, Epikuros hazda arar; Farabi Aristoteles’i İslam düşüncesine taşır ama parçadaki çiftler ve “matematiksel olarak sabit değildir” kaydı doğrudan Aristoteles’e aittir. İbn Haldun’un asabiyye ve toplum döngüsü bu ölçü etiğinin konusu değildir.
2. soruKolay
Descartes, insan zihninde deneyimden bağımsız olarak, doğuştan var olan bazı kavramların bulunduğunu ileri sürer; ona göre Tanrı, sonsuzluk ve matematiksel aksiyomlar gibi fikirler duyular yoluyla sonradan öğrenilmez, akılda hazır biçimde bulunur. Locke ise buna karşı çıkarak zihnin dünyaya boş bir levha (tabula rasa) olarak geldiğini, doğuştan hiçbir bilginin bulunmadığını savunur; ona göre sahip olduğumuz bütün fikirler duyum ve bu duyumlar üzerine yapılan düşünüm yoluyla, yani deneyimle kazanılır. Duyu organları kapanınca zihne hiçbir ham madde girmeyeceği için, soyut kavramlar da en sonunda bu ham maddenin işlenmiş biçimleri sayılır.
Bu parçada Locke’un Descartes’ı eleştirdiği konu aşağıdakilerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: D — Bilginin kaynağı
Descartes doğuştan gelen fikirleri, Locke ise tüm bilginin deneyimden geldiğini savunarak Descartes’ı eleştirir; tartışmanın odağı bilginin nereden geldiği, yani bilginin kaynağı sorunudur.
3. soruKolay
Bilim ile bilim olmayanın sınırı, yirminci yüzyılda yeniden tartışılmıştır. Popper’a göre bir kuramın bilimsel sayılması için doğrulanabilir olması yetmez; hangi durumlarda yanlışlanacağını da önceden gösterebilmesi gerekir. Kesin doğrulama arayışı, sonu gelmeyen bir onay yığınına dönüşebilir. Her gözlemle uyumlu, hiçbir kanıtla çürütülemeyen kuramlar bilim dışıdır. Bu tür anlatılar, her sonuca uyacak biçimde esnetilebilir. Bilim, hatalardan ders çıkararak ilerler; kesin ve değişmez bilgi diye bir şey yoktur. Bilimsel çalışma, sürekli bir eleştiri ve düzeltme sürecidir.
Popper’ın bu görüşlerine göre bilimsel bilginin temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: E — Yanlışlanabilir olması
Kısaca — Popper’a göre bilimsel bilginin ayırt edici özelliği, yanlışlanabilir olmasıdır.
Bir kuramı bilimsel kılan, her gözlemle uyum içinde şişmesi değil, hangi durumda çürütüleceğini önceden gösterebilmesidir. Kesin doğrulama arayışı bitmeyen bir onay yığınına döner; hiçbir kanıtla sarsılamayan anlatı bilim dışıdır. Bilim hatalardan düzelterek ilerler, kesin ve değişmez bilgi vaat etmez. Dolayısıyla temel özellik yanlışlanabilir olmaktır; deneyle kesin doğrulanmışlık ya da her gözleme uyum, tam tersine bilimdışı kalmanın işaretidir.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
TYT (Temel Yeterlilik Testi), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) kapsamında ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavın birinci oturumudur. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.