Cepte soru çözTYTDenemeTürkçe

TYT

TYT Türkçe denemesi

  • 40 soru
  • Her yanlış, bir doğrunun 1/4 kadarını götürür
  • Ücretsiz

TYT denemesinin Türkçe bölümü — 40 soru. Şıkları işaretle, en altta Bitir’e bas; doğru, yanlış ve netini gör.

Bu kâğıt, uygulamadaki 1. Deneme ile aynı kâğıttır. Buradan çözdüğün sorular, denemeye uygulamada süre tutarak girmek istersen artık yeni olmayacak.

Sen çözerken hiçbir soru işaretlenmez — sınavdaki gibi. Cevaplar ve çözümler, bitirdiğinde açılır. İşaretlediklerin bu tarayıcıda saklanır; sekmeyi kapatsan da kaybolmaz.

1. soru

(I) Anadolu mutfağı, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin etkileşimiyle şekillenmiş zengin bir mirastır. (II) Bu mirasın en görkemli örneklerinden biri, ince yufkaların kat kat serilmesiyle hazırlanan baklavadır. (III) Baklavanın kökeni konusunda tarihçiler arasında tam bir görüş birliği yoktur; bazıları onu Bizans’a, bazıları Orta Asya’ya bağlar. (IV) Gaziantep’te bugün hâlâ ustalar, yufkayı elle inceltmeyi bir zanaat olarak öğretmektedir. (V) Bir ustanın yufkayı gazete kâğıdı kadar ince açması, yıllar süren çıraklığın sonucudur. (VI) Bu emek, baklavayı sadece bir tatlı değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi birikimi hâline getirir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: C — IV

Kısaca — İkinci paragraf, köken tartışmasından çıkıp bugünkü zanaat uygulamasına geçen “Gaziantep’te bugün hâlâ…” cümlesiyle başlamalıdır.

İlk üç cümle aynı çerçevede durur: Anadolu mutfağı mirası, baklavanın bu mirastaki yeri ve kökeninin Bizans mı Orta Asya mı olduğu. “Bazıları… bazıları…” hâlâ tarihî tartışmanın içindedir; yeni paragrafı orada açmak konuyu bölmez, aynı tartışmayı sürdürür. IV. cümle zamanı ve mekânı değiştirir: bugün, Gaziantep, elde yufka incelten ustalar. V ve VI bu zanaat çizgisinin devamıdır; ikinci paragrafın gövdesi olur, başlangıcı değil.

2. soru

Kıyı köylerinde yaşayan balıkçıların çoğu, atalarından öğrendikleri yöntemlerle küçük teknelerle avlanır. Ancak son yıllarda büyük filolara sahip şirketler, aynı sularda modern ağlarla çok daha fazla balık tutmaya başladı. Bu şirketler kısa sürede büyük kazançlar elde etse de balık stokları hızla azaldı. Küçük tekneleriyle geçimini sağlayan balıkçılar artık eskisi kadar balık bulamıyor, birçoğu mesleği bırakmak zorunda kalıyor.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: C — Modern avlanma yöntemlerinin yaygınlaşması, geleneksel balıkçılığı geçim kaynağı olarak sürdürülemez hale getirmiştir.

Kısaca — Modern filoların yoğun avı stokları eritmiş, küçük tekneli balıkçıların geçimini sürdürülemez hâle getirmiştir.

Parça bir zincir kuruyor: büyük şirketler modern ağlarla çok daha fazla balık tutuyor → stoklar hızla azalıyor → kıyı balıkçıları eskisi kadar balık bulamıyor ve mesleği bırakıyor. Bu zinciri toplayan yargı, modern avlanmanın geleneksel balıkçılığı geçim kaynağı olmaktan çıkardığıdır. Azalmayı iklimle açıklamak, geleneksel yöntemi daha verimli saymak ya da şirket avının stokları “düzenli izlettiğini” / köylülerin modern ağa geçip kazandığını söylemek metinde yok; metin bunların tersini ima eder.

3. soru

I. Ağaçlar, yapraklarından buharlaştırdıkları su ve oluşturdukları gölge sayesinde yaz aylarında kentlerdeki yüzey sıcaklığını düşürür.

II. Yeşil alan kurmaya yeterli yer bulunmayan kimi meydanlarda belediyeler, güneş ışığını daha fazla yansıtan açık renkli kaplamalar kullanır.

Numaralanmış II. cümle ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: D — I. cümlede belirtilen etkiye farklı bir uygulamayla ulaşılmaya çalışıldığını göstermektedir.

Kısaca — II. cümle, I. cümledeki serinletme etkisine ağaç yerine açık renkli kaplamayla ulaşılmaya çalışıldığını gösterir.

I. cümle ağaçların gölge ve buharlaşmayla yüzey sıcaklığını düşürdüğünü söyler. II. cümle ise yeşil alan kurulacak yer yoksa belediyelerin aynı serinlemeyi yansıtıcı kaplamayla aradığını anlatır; yani farklı bir uygulama aynı etkiyi hedeflemektedir. Bunu I. cümledeki doğal süreci ayrıntılandırıyor sanma: II. cümle ağacın nasıl soğuttuğunu açıklamaz, yer yokluğunda başka bir yol dener. “Yalnızca geniş yeşil alanlarda görülür” kanıtı da yoktur; metin yalnızca alternatif bir yöntem sunar.

4. soru

(I) Bu gelişme, cerrahların daha uzun ve karmaşık ameliyatlar yapabilmesinin yolunu açtı. (II) 19. yüzyıl ortasına kadar ameliyatlar, hastanın bilinci açık şekilde ve büyük bir acı içinde gerçekleştiriliyordu. (III) Eter ve kloroform gibi maddelerin bilinç kaybı yaratma özelliği fark edildi. (IV) Bu yüzden cerrahlar, işlemi mümkün olduğunca hızlı tamamlamaya çalışırdı. (V) Zamanla bu maddeler güvenli dozajlarda kullanılmaya başlanarak modern anestezinin temelleri atıldı.

Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında doğru sıralama aşağıdakilerden hangisi olur?

Cevabı göster

Cevap: C — II-IV-III-V-I

Kısaca — Anlamlı sıra, acılı ameliyat → acele zorunluluğu → eter ve kloroformun fark edilmesi → güvenli anestezi → daha uzun ameliyatların yolunun açılmasıdır.

II sahneyi kurar: 19. yüzyıl ortasına kadar hasta uyanık ve acı içindedir. Bu acı, IV’teki “bu yüzden mümkün olduğunca hızlı bitirirlerdi” sonucunu doğurur; keşif cümlesini IV’ten önce koyarsan “bu yüzden”in göndermesi bozulur. III ve V birlikte çözümü getirir (maddenin fark edilmesi, sonra güvenli doz). I ise bu çözümün cerrahiye kazandırdığı sonuçtur; başa alınırsa “bu gelişme”nin ne olduğu belirsiz kalır.

5. soru

Keçe ustası, önce yıkanmış yün tutamlarını ince ince açar; parmaklarının arasında yumuşacık, hafif nemli bir hamura dönüşen bu yünü sabırla yayar. Sıcak su ve sabun köpüğüyle ovuşturulan yün, saatler içinde sertleşip birbirine geçerek pürüzsüz, sık dokulu bir yüzey oluşturur. Elinin altında şekillenen bu doku, güneşte kurumaya bırakıldığında hafif bir hayvansal koku yayar; rengi ise ilk başta griyken zamanla soluk bir kirli beyaza döner.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: D — Betimleyici

Kısaca — Parçada kullanılan anlatım biçimi betimleyicidir.

Keçe ustasının eli, yünün nemi, sıcak su, hayvansal koku ve grinin kirli beyaza dönüşü; dokunma, koku ve görme ayrıntılarıyla bir sürecin görünür kılınmasıdır. Bir olayın kişilere bağlı gelişmesi ya da bir tezin kanıtlarla savunulması yoktur. Süreç anlatıldığı için açıklayıcı sanılabilir; oysa amaç tanım vermek değil, hamurun sertleşip yüzeye dönüşünü duyularla resmetmektir.

6. soru

Bir kıyı kentinin iklim değişikliğine hazırlanması uzun soluklu (I) (uzun süre emek isteyen) bir çalışmadır. Planın bütüncül (II) (birbiriyle ilişkili yönleri birlikte ele alan) olması, ulaşım ve yapılaşma kararlarının toplumsal etkileri göz ardı edilmeden (III) (önemsiz sayılmadan) alınması gerekir. Yalnızca mevcut uygulamaları yineleyen kentler yerinde sayar (IV) (düzenli biçimde ilerler). Açık bir yol haritası (V) (izlenecek aşamaları gösteren plan) ise kurumların birlikte hareket etmesini kolaylaştırır. Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinin anlamı yay ayraç içinde verilen açıklamayla uyuşmamaktadır?

Cevabı göster

Cevap: D — IV

Kısaca — “Yerinde saymak” ilerleyememeyi anlatır; “düzenli biçimde ilerler” bu anlamla uyuşmaz.

Cümle, mevcut uygulamaları yineleyen kentlerin yerinde saydığını söylüyor: aynı şeyi tekrar etmek gelişme değil, durağanlıktır. Parantez bunu “düzenli biçimde ilerler” diye açıklıyor; deyimin anlamı tam tersidir. Uzun soluklu, bütüncül, göz ardı etmeden ve yol haritası karşılıkları ise bağlama uyar.

7. soru

Anadolu’nun pek çok kasabasında halı dokumacılığı, ustadan çırağa geçen sabırlı bir zanaattı; her düğüm, dokuyanın elinin izini taşırdı. Şimdi ise makineyle üretilen halılar, aynı deseni saatler içinde binlerce kez tekrarlayabiliyor ve üreticilerin çoğu bunu bir ilerleme olarak karşılıyor. Oysa elle dokunan bir halının her karesinde ustanın o günkü ruh hâli, kimi zaman bir tereddüt, kimi zaman bir sevinç saklıdır; makine ise aynı ipliği hep aynı soğuklukla örer. Üstelik elle dokunan halı, yıllar sonra bile onu dokuyan elin hikâyesini anlatmayı sürdürür. Yazarın elle dokunan halılara ilişkin bakışı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Elle dokunan halıyı, ustasının duygusunu ve hikâyesini taşıyan özel bir eser olarak görmektedir

Yazar, elle dokunan halının ustasının o günkü duygusunu ve hikâyesini taşıdığını vurgulayarak ona duygusal ve kişisel bir değer atfeder; diğer seçenekler parçada belirtilmeyen iddialardır.

8. soru

Bir heykeltıraşın elindeki mermer bloğu, ilk bakışta sadece kaba ve şekilsiz bir kütledir. Sanatçı, günler boyunca aynı taşın üzerinde çalışır; bazen küçücük bir kıymık koparır, bazen saatlerce sadece yüzeyi zımparalayarak ilerler. Çoğu zaman ortaya çıkan biçim, ilk günlerde tahmin edilenden çok farklı bir yöne evrilir; çünkü taşın kendi damarları ve kırılma çizgileri de son şekli belirler. . Bu yüzden bir heykelin tamamlanması, çoğu zaman aylar, hatta yıllar sürebilir.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Taşın içinde gizli olan biçim, ancak bu sabırlı ve yavaş çalışmayla ortaya çıkar.

Boşluktan önce taşın kendi damarlarının son şekli belirlediği anlatılır; boşluktan sonra da bu sürecin neden aylar sürdüğü açıklanır. Bu iki bilgiyi bağlayan cümle, biçimin taşın içinde gizli olduğunu belirten cümledir.

9. soru

Restorasyon ekibi eski saat kulesinden ayrılmak üzereyken genç bir ziyaretçi, kapıda duran ustaya seslendi ( )

— Kulenin saati neden hâlâ ilerlemiyor ( )

Usta, elindeki parçayı gösterdi:

— İki işlem yapacağız ( ) yayı değiştirmek ve akrebi yeniden ayarlamak.

Genç, meydandaki töreni anımsayıp yeniden sordu:

— Yarınki törene yetişir mi ( )

Usta gülümsedi:

— Müjde ( ) Tören başladığında saat de çalışıyor olacak.

Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırasıyla getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: C — (:) (?) (:) (?) (!)

Kısaca — Boşluklara sırasıyla iki nokta, soru işareti, iki nokta, soru işareti ve ünlem işareti gelir.

Ustaya yöneltilen konuşma çizgisinden önce iki nokta konur; “neden hâlâ ilerlemiyor” gerçek soru olduğu için soru işaretiyle biter. “İki işlem yapacağız” genel ifadesinden sonra işlemler açıklanacağı için yine iki nokta gelir. “Yarınki törene yetişir mi” de sorudur; “Müjde” ise ünlem sözü olduğu için ünlem işaretiyle tamamlanır.

10. soru

Ormanlar, yalnızca ağaçların bir arada bulunduğu alanlar değildir; binlerce bitki, hayvan ve mikroorganizma türünü barındıran karmaşık yaşam ağlarıdır. Bir ormandaki tür çeşitliliği ne kadar yüksekse, o ekosistem hastalıklara ve iklim değişikliklerine karşı o kadar dirençli olur. Ayrıca ormanlar, atmosferdeki karbonu depolayarak küresel ısınmanın etkilerini yavaşlatır. Kök sistemleri toprağı tutarak erozyonu önler ve yer altı su kaynaklarının beslenmesine katkı sağlar. Bütün bu nedenlerle bir ormanın kesilmesi, sadece ağaçların yok olması değil, karmaşık bir dengenin bozulması anlamına gelir.

Bu parçada ormanlarla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — Ormanların turizm yoluyla yerel ekonomiye katkı sağladığına

Kısaca — Ormanların turizm yoluyla yerel ekonomiye katkı sağladığına değinilmemiştir.

Metni madde madde tarayalım: tür çeşitliliği ekosistemi hastalığa ve iklime karşı dirençli kılar; ormanlar karbon depolayarak küresel ısınmayı yavaşlatır; kökler toprağı tutup erozyonu önler ve yer altı sularını besler. Kesim de yalnızca ağaç kaybı değil, karmaşık bir dengenin bozulmasıdır. Turizm ya da yerel ekonomi cümlelerinin hiçbiri bu listede yoktur; diğer dört ifade ise parçada açıkça geçer.

11. soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ki”nin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

Cevabı göster

Cevap: B — Madem ki bu konuda uzlaştık, çalışmaya hemen başlayabiliriz.

Kısaca — Kalıplaşmış bağlaç “mademki” bitişik yazılır.

“Madem ki” iki söz gibi dursa da bu birleşik bağlaç tek sözcük sayılır. Aynı gruptan “belki, çünkü, hâlbuki” de bitişiktir; bunları görünce “mademki”yi de o aileye koy. “Öyle anlaşılıyor ki” ise kalıplaşmamış bir bağlaçtır, buradaki “ki” ayrı yazılır.

12. soru

Aşırı avlanma, birçok kıyı bölgesinde balık popülasyonlarını tehdit ediyor. Örneğin, Akdeniz’de bir zamanlar bolca görülen orkinos, avlanma baskısı nedeniyle sayıca ciddi biçimde azaldı. Bugün bazı bölgelerde belirli aylarda avlanma yasağı uygulanarak bu türün korunması amaçlanıyor. Balıkçı kooperatifleri de sürdürülebilir avlanma yöntemlerini teşvik eden eğitimler düzenliyor. Yine de tüketici talebinin sürmesi, bu tedbirlerin etkisini sınırlıyor.

Bu parçada düşünceyi geliştirmek için başvurulan yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Örnek verme

Kısaca — Düşünce, Akdeniz’deki orkinos örneğiyle somutlaştırılarak geliştirilmiştir.

Giriş yargısı aşırı avlanmanın kıyı popülasyonlarını tehdit ettiğidir; hemen ardından “örneğin” ile bir zamanlar bol orkinosun av baskısıyla azaldığı gösterilir. Bu, soyut iddiayı tek bir somut durumla destekleyen örneklemedir. Orkinosun eskiden bol, şimdi az oluşu karşılaştırma sanılabilir; oysa buradaki iş iki şeyi kıyaslamak değil, genel tehdidi bir türle görünür kılmaktır. Sayı, tanık adı ya da benzetme yoktur.

13. soru

Bazı çevrelerde dijital düzenleme araçlarının yaygınlaşmasıyla fotoğrafçılığın artık bir “yakalama” sanatı olmaktan çıkıp bütünüyle bir “kurgulama” işine dönüştüğü, dolayısıyla geleneksel anlamda fotoğrafçılıktan söz edilemeyeceği ileri sürülüyor. Oysa bu görüş, fotoğrafın hiçbir zaman ham bir gerçeklik kaydı olmadığını gözden kaçırır. Karanlık oda döneminde de fotoğrafçılar banyo süresini, kâğıt seçimini ve baskı sırasında ışığı ayarlayarak görüntüyü belirgin biçimde şekillendiriyordu. Dijital araçlar bu müdahaleyi hızlandırıp erişilebilir kılmış olsa da fotoğrafçılığın doğasında hep var olan yorumlama payını yeni baştan yaratmamıştır; sadece görünür kılmıştır.

Bu parçanın girişinde aktarılan ve yazarın karşı çıktığı görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Dijital düzenlemenin fotoğrafçılığı bambaşka bir sanat dalına dönüştürdüğü ve bu yüzden geleneksel fotoğrafçılıkla ilişkisinin kesildiği görüşü

Kısaca — Yazarın karşı çıktığı görüş, dijital düzenlemenin fotoğrafçılığı bütünüyle kurgulamaya çevirip geleneksel fotoğrafçılıktan kopardığı iddiasıdır.

Parça bu iddiayı “bazı çevrelerde ileri sürülüyor” diye sunar, ardından “oysa” ile fotoğrafın hiçbir zaman ham bir gerçeklik kaydı olmadığını hatırlatır. Karanlık oda döneminde de banyo süresi, kâğıt ve ışık ayarı görüntüyü şekillendiriyordu; dijital araçlar bu yorum payını icat etmemiş, hızlandırıp görünür kılmıştır. Baskı tekniklerinin görüntüyü biçimlendirdiği ya da fotoğrafın hep bir yorum taşıdığı, yazarın savunduğu taraftır; karşı çıktığı şey bunlar değil, dijitalin gelince geleneğin bittiği savıdır.

14. soru

Güneş sistemindeki gezegenlerin Güneş etrafındaki hareketini kavramak, görünmeyen bir kuvvetin etkisini somutlaştırmayı gerektirir. Bir ipin ucuna bağlanan taşı döndürdüğünüzde taş, ipin çekme kuvvetiyle dairesel bir yörüngede kalır; ip koparsa taş düz bir çizgide fırlar. Gezegenler de tıpkı bu taş gibi, Güneş’in çekim kuvveti sayesinde yörüngelerinde tutulur. Eğer bu çekim kuvveti aniden ortadan kalksa gezegenler de yörüngelerinden çıkıp uzayda düz bir çizgide ilerlerdi.

Bu parçada gezegenlerin Güneş etrafındaki hareketiyle ilgili düşünce, aşağıdakilerden hangisiyle geliştirilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: E — Günlük yaşamdan alınan bir benzetmeyle

Kısaca — Gezegen hareketi, ipin ucunda döndürülen taş benzetmesiyle geliştirilmiştir.

Yazar önce günlük hayattan bir örnek diye kapıyı açar: taşı ipin çekmesi dairesel yörüngede tutar, ip kopunca taş düz gider; Güneş’in çekimi de gezegeni aynı mantıkla yörüngede tutar. Burada sayı, tarih ya da karşıt görüş sıralaması yoktur; düşünce, günlük yaşamdan alınmış bir benzetmeyle ilerler.

15. soru

I. Dar sokaklar öğle güneşinde sessizdi.
II. Bahçedeki yaşlı ağaçlar ilkbaharda çiçeklendi.
III. Çocuklar parkta neşeyle koşuyordu.
IV. Yeni komşumuz bize sıcak ekmek getirdi.
V. Bu eski ev yıllardır boş duruyor.

Numaralanmış cümlelerin hangisinde sıfat tamlaması yoktur?

Cevabı göster

Cevap: C — III

Kısaca — “Çocuklar parkta neşeyle koşuyordu.” cümlesinde bir adı niteleyen veya belirten sıfat yoktur.

Bu cümlede “çocuklar” yalın öznedir, “parkta” yer tamlayıcısı, “neşeyle” durum zarfıdır; hiçbir adın önünde niteleme ya da belirtme sıfatı durmaz. Öteki cümlelerde “dar sokaklar”, “bahçedeki yaşlı ağaçlar”, “yeni komşumuz” ile “sıcak ekmek” ve “bu eski ev” sıfat tamlaması kurar. “Neşeyle”yi sıfat sanmak kolaydır ama o, eylemi niteleyen bir zarf öbeğidir.

16. soru

Ustam bana “Bu tezgahta dokunan her halı, ölçüsü aynı olsa da bir öncekiyle asla birebir aynı olmaz.” derdi. Yıllarca bu sözü, sadece elle yapılan işlerin kusurlu olabileceği bir uyarı gibi anladım. Şimdi kendi tezgahımda çalışırken fark ediyorum ki o gün bahsettiği, bir kusur değil, o günün ışığının, ipliğin gerginliğinin, benim o an neye üzülüp neye sevindiğimin dokumaya sızmasıydı. Bir makine aynı deseni binlerce kez birbirinin aynı üretebilir ama tezgahtan çıkan her halı, dokuyanın o günkü hâlini taşıdığı için tekrar edilemez bir belgeye dönüşür.

Yazar bu sözlerle asıl olarak neyi anlatmak istemiştir?

Cevabı göster

Cevap: C — Elle dokunan her halının, dokuyanın o anki hâlini taşıdığı için özgün olduğunu

Yazar, ustasının sözünü önce bir kusur uyarısı gibi anlarken sonradan bunun, dokuyanın o günkü hâlinin halıya sızması ve onu tekrar edilemez kıldığı anlamına geldiğini fark eder.

17. soru

Bir şiiri başka bir dile çevirirken kelimesi kelimesine sadık kalmak, çoğu zaman şiirin ritmini ve çağrışım gücünü kelimelerin gölgesinde bırakır. Çevirmen, kaynak dildeki bir sözcüğün taşıdığı kültürel yükü hedef dilde tam karşılığıyla bulamadığında, ya anlamdan ödün verip müziği korur ya da müzikten ödün verip anlamı korur. Bana göre iyi bir şiir çevirisi, sözcükleri birebir taşımak değil, okurda kaynak metnin uyandırdığı duyguya benzer bir duygu uyandırmayı başarmaktır.

Bu parçada yazarın çeviriye ilişkin bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Başarılı bir şiir çevirisi, okurda benzer bir duygu uyandırmayı hedeflemelidir.

Kısaca — Yazara göre iyi şiir çevirisi, sözcüğü birebir taşımak değil, okurda benzer bir duygu uyandırmaktır.

Kelimesi kelimesine sadakat ritmi ve çağrışımı gölgede bırakır; çevirmen anlam ile müzik arasında ödünleşir. Yazar tercihini açıkça “kaynak metnin uyandırdığı duyguya benzer bir duygu”dan yana kullanır. “Kelime kelime sadakat her zaman önceliklidir” ya da “şiir hiç çevrilemez” onun bakışının tersidir.

18. soru

Genç sanatçının üretkenliği (I), yanında taşıdığı çizgili (II) defterden belliydi. Kitaplarını (III) okurken ilgisini çeken ayrıntıları bu deftere kaydediyor, uzun yolculuklardan (IV) topladığı izlenimleri bir gözlemci (V) titizliğiyle çizimlerine aktarıyordu. Atölyeye döndüğünde notlarını konularına göre ayırıyor ve yeni çalışmaları için taslaklar hazırlıyordu.

Bu parçadaki altı çizili sözcüklerin hangisi yapım eki almamıştır?

Cevabı göster

Cevap: C — III

“Kitaplarını” sözcüğü “kitap-lar-ı-nı” biçiminde yalnızca çoğul, iyelik ve belirtme durumu gibi çekim ekleri almıştır. “Üretkenlik, çizgili, yolculuk, gözlemci” sözcüklerinde ise en az bir yapım eki vardır.

19. soru

. Bir dildeki atasözü, hedef dile birebir çevrildiğinde çoğu zaman anlamını kaybeder; çünkü atasözünün gücü sadece kelimelerinde değil, o dilin konuşurlarının paylaştığı ortak deneyimde saklıdır. Örneğin İngilizce bir atasözünü Türkçeye kelime kelime çevirmek, okuyucuya tuhaf ve anlamsız bir cümle olarak görünebilir; oysa çevirmen, atasözünün taşıdığı düşünceyi hedef dilde karşılık bulan başka bir söyleyişle vermeyi seçerse metnin ruhunu koruyabilir. Bu yüzden iyi bir çevirmen, kelimeleri değil, düşünceyi ve o düşüncenin hedef dilde nasıl doğal bir karşılık bulacağını çevirir.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Çeviri, iki dil arasında yalnızca kelimeleri değiştirmekten çok daha karmaşık bir süreçtir

Kısaca — Başa, çevirinin yalnızca kelimeleri değiştirmekten daha karmaşık bir süreç olduğunu belirten cümle getirilmelidir. Atasözü örneği, anlamı korumak için ortak deneyimi gözetmek ve düşünceye hedef dilde doğal bir karşılık bulmak gerektiğini açıklar. Sözcük karşılıklarıyla yetinmek ve tuhaf söyleyişleri korumak bu anlayışla çelişir. Açıklama notları önerilmez; çevirmenin kendi yorumunu düşüncenin önüne koyması da savunulmaz.

20. soru

I. Yenilik geçmişten kalan birikimi reddetmek değil, onu bugünün sorularıyla yeniden yorumlamaktır.

II. Bir yapıtın yeniliği daha önce işlenmemiş bir konuyu ele almasına bağlıdır.

III. Geleneğe bağlı kalmak geçmişteki biçimleri değişmeden yinelemeyi gerektirir.

IV. Sanatçı kendisine ulaşan biçimleri kendi çağının duyarlığından geçirerek dönüştürür.

V. Geleceğe yönelen yapıtların geçmişle bütün bağlarını koparması gerekir.

Numaralanmış cümlelerden hangi ikisi anlamca birbirine en yakındır?

Cevabı göster

Cevap: B — I ve IV

Kısaca — I ve IV, yeniliği geçmişi reddetmek değil, devralınan birikimi bugünün bakışıyla dönüştürmek olarak görür.

I. cümle yeniliği birikimi reddetmek değil, onu bugünün sorularıyla yeniden yorumlamak diye tanımlar. IV. cümle sanatçının kendisine ulaşan biçimleri kendi çağının duyarlığından geçirerek dönüştürdüğünü söyler; aynı işlemdir. II yeniliği daha önce işlenmemiş konuya bağlar, III geleneği değişmeden yineleme sanır, V ise geleceğe yönelmek için geçmişle bağı koparmayı ister. III ve V, I ile IV’teki «devral-dönüştür» çizgisinin karşıtıdır.

21. soru

Gece boyunca ekran karşısında geçirilen zaman arttıkça uyku kalitesinin de düştüğü uzun süredir biliniyor. Ancak yapılan yeni araştırmalar, sorunun sadece ekranın yaydığı mavi ışıkla sınırlı olmadığını gösteriyor. Sosyal medyada gezinirken art arda gelen kısa ve uyarıcı içerikler, beynin uyku öncesi girmesi gereken sakinleşme sürecini de baltalıyor. Bir kişi telefonunu kapatıp yatağa girdiğinde bile zihni, az önce gördüğü onlarca farklı görüntüyü işlemeye devam ediyor. Bu yüzden sadece ekran süresini kısaltmak değil, yatmadan önce zihni yavaşlatacak sakin bir geçiş süresi bırakmak da uykunun kalitesi için önemli.

Bu parçada yazarın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Uyku kalitesini korumak için ekran süresini azaltmak kadar zihni yatış öncesinde sakinleştirecek bir geçiş süresi bırakmak da gereklidir.

Kısaca — Uyku kalitesi için ekranı kısmak yetmez; yatmadan önce zihni yavaşlatacak sakin bir geçiş de gerekir.

Yazar mavi ışığı tek neden olmaktan çıkarır: kısa ve uyarıcı içerikler sakinleşme sürecini bozar, telefon kapansa bile zihin görüntüleri işlemeyi sürdürür. Bu yüzden hem süreyi kısaltmak hem geçiş bırakmak vurgulanır. “Mavi ışık tek etkendir” ve “telefon kapanınca zihin anında durur” parçanın açıkça reddettiği ara duraklardır; asıl yargı ikisini birden isteyen son cümlededir.

22. soru

Bir kitabı elime aldığımda önce arka kapağını, sonra ilk sayfasını okurum. İlk cümle beni yakalamazsa kitabı bir kenara koyar, üzerine tarihi not ederim; belki başka bir zaman devam ederim diye. Evimde bitirmediğim ama bir gün döneceğime söz verdiğim otuza yakın kitap var. Yeni bir kitaba başlarken de eskisini tamamen unutmam; sayfaları arasında zihnimde hâlâ birkaç karakter dolaşır.

Bu parçanın anlatıcısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: B — Okumaya başladığı kitapları bütünüyle unutmaz.

Kısaca — Anlatıcı, yarım bıraktığı kitapları bir kenara koyar ama onları tamamen unutmaz; zihninde karakterler dolaşmaya devam eder.

İlk cümle yakalamazsa kitabı rafa koyup tarih düşer; evde otuza yakın bitmemiş kitap vardır — yani bitirmeden rafa koymadığı veya her kitabı kısa sürede bitirdiği söylenemez. Asıl ipucu sondadır: yeni kitaba geçse bile eskisini “tamamen unutmam” der. Yalnızca ilk sayfayı önemsediği de abartıdır; ilk cümle bir eşiktir, takip ettiği şey yarım kalan kitaplardır.

23. soru

Yeni kazı alanının güvenliğini değerlendirmek için dün müzede uzmanlar toplandı.

Bu cümledeki ögelerin doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: A — Zarf tümleci - zarf tümleci - yer tamlayıcısı - özne - yüklem

Kısaca — Sıra amaç zarf tümleci, zaman zarf tümleci, yer tamlayıcısı, özne ve yüklemdir.

“Değerlendirmek için” grubunun tamamı “niçin toplandı?” sorusuna cevap verir; içindeki “güvenliğini” yalnızca “değerlendirmek” eyleminin nesnesidir, temel yükleme bağlanmaz. “Dün” zaman, “müzede” yer, “uzmanlar” özne, “toplandı” yüklemdir. “Güvenliğini” temel cümlenin belirtili nesnesi sanmak amaç grubunu parçalar ve yanlış sıraya götürür.

24. soru

Küresel ısınma, dünya üzerindeki yaşamı birçok yönden etkilemektedir. Buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesine ve kıyı kentlerinin sel riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Sıcaklık artışı, tarım arazilerinde verimi düşürerek bazı bölgelerde kıtlık tehlikesini büyütmektedir. Ayrıca birçok hayvan türü, yaşam alanlarındaki değişime ayak uyduramayarak nesli tükenme riskiyle yüz yüze gelmektedir. Okyanuslardaki ısınma ise mercan resiflerinin ağarmasına ve deniz ekosistemlerinin bozulmasına yol açmaktadır. Bilim insanları, bu değişimin hızını yavaşlatmak için karbon salımının azaltılmasının artık bir seçenek değil bir zorunluluk olduğunu vurgulamaktadır.

Bu parçada küresel ısınmanın etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: C — Kutup bölgelerindeki turizm faaliyetlerinin azalması

Parçada sel riski, tarımsal verim düşüşü, tür kaybı ve mercan ağarması açıkça sayılır; turizm faaliyetlerine dair hiçbir ifade yer almaz.

25. soru

Nitelikli bir eleştiri, eseri daha okumadan hazır ölçülere göre değerlendirmez; önce yapıtın kendi amaçlarını ve kurduğu dünyayı anlamaya çalışır. Eleştirmen, dışarıdan getirdiği ölçütleri tartışılmaz doğrular gibi uygularsa değerlendirmesi bir nitelik kazanır. Kavramlar eleştirmene düşünme imkânı vermeli, eserin kendine özgü yanlarını görmesini engellememelidir. Bu nedenle eleştirmen, kullandığı kavramsal araçları tutmalıdır.

Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: C — dayatmacı - esnek

Hazır ölçütleri tartışılmaz doğrular gibi uygulayan değerlendirme “dayatmacı” olur. Eserin kendine özgü yanlarını görebilmek için kavramsal araçların da “esnek” tutulması gerekir.

26. soru

Bir sıfat-fiilin nitelediği ad cümlede söylenmediğinde sıfat-fiil bu adın yerine geçebilir ve çokluk, iyelik ya da durum eki alabilir. Böyle sözcükler adlaşmış sıfat-fiildir. Ancak adlara özgü ekleri almak, farklı türdeki bir fiilimsiyi kendiliğinden sıfat-fiile dönüştürmez; sözcüğün cümledeki anlam ve görevine bakmak gerekir.

Arşiv görevlisi geçen ay tarananları (I) dijital klasörlere aktarıyor, tarihi belirlenenleri (II) kronolojik sıraya koyuyordu. Belgeleri incelerken (III) imzası eksik bırakılanları (IV) işaretliyor, uzmanlarca doğrulananları (V) ise araştırmacıların kullanımına açıyordu.

Bu parçada numaralanmış fiilimsilerden hangisi diğerlerinden farklı türdedir?

Cevabı göster

Cevap: C — III

Kısaca — Farklı türdeki sözcük “incelerken”dir; o bir zarf-fiildir.

“tarananları, belirlenenleri, bırakılanları, doğrulananları” sözcüklerine bak: niteledikleri ad söylenmemiş, sözcükler çokluk ve durum eki alarak o adın yerini tutmuş. Bunlar adlaşmış sıfat-fiildir. “İncelerken” ise hiçbir adın yerini tutmaz; “işaretliyor / açıyordu” yüklemlerini zaman bakımından tamamlayan -ken’li zarf-fiildir. Ek benzerliği seni yanıltmasın: türü görev belirler.

27. soru

Bazı teknoloji şirketleri, kullanıcı verilerini toplamanın hizmet kalitesini artırmak için zorunlu olduğunu öne sürüyor. Onlara göre, bir uygulamanın kullanıcıyı daha iyi tanıması, önerilerin daha isabetli olmasını sağlıyor ve bu da kullanıcının yararına işliyor. Ancak bu veri toplama süreçlerinin çoğu, kullanıcının açık ve bilinçli onayı olmadan, karmaşık kullanım sözleşmelerinin arasına gizlenerek yürütülüyor. Bir kullanıcı, hangi verisinin nereye, hangi amaçla aktarıldığını çoğu zaman bilmiyor. Hizmet kalitesini artırma gerekçesi, bu şeffaflık eksikliğini haklı kılacak bir neden olamaz.

Yazar bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisine karşı çıkmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: C — Veri toplamanın hizmet kalitesini artırma gerekçesiyle şeffaflıktan yoksun biçimde yapılmasının haklı olduğu görüşüne

Kısaca — Yazar, veri toplamanın hizmet kalitesi gerekçesiyle şeffaflıktan yoksun yürütülmesinin haklı sayılamayacağına karşı çıkar.

Şirketlerin savı açık: kullanıcıyı tanımak önerileri isabetli kılar, bu da kullanıcının yararınadır. Yazar bu yararı inkâr etmez; karşı çıktığı, sürecin açık ve bilinçli onay olmadan, karmaşık sözleşmelerin içine gizlenerek yapılmasıdır. Son cümle bunu net keser: hizmet kalitesini artırma gerekçesi, şeffaflık eksiğini meşrulaştırmaz. Yazar hiç veri toplanmasın demez; gerekçenin, gizlenen toplamayı haklı çıkaramayacağını söyler.

28. soru

Amsterdam’da yakın zamanda tamamlanan bir konut projesi, şehircilik çevrelerinde çok konuşuluyor. Proje, dar bir kanal kıyısına inşa edilmiş olmasına karşın, binaların cephelerini birbirine paralel değil hafif açılarla yerleştirerek her dairenin kanal manzarasından pay almasını sağlamış. Binaların dış yüzeyinde kullanılan geri dönüştürülmüş tuğlalar, hem maliyeti düşürmüş hem de bölgenin geleneksel dokusuyla uyum sağlamış. Ortak kullanım alanlarına çatıya taşınan bir bahçe eklenerek, dar arsada eksik kalan yeşil alan ihtiyacı bir ölçüde karşılanmış. Mimarlar, projenin en büyük zorluğunun kanal kıyısındaki zeminin taşıma kapasitesine uygun bir temel sistemi tasarlamak olduğunu belirtiyor. Bu parçada söz konusu konut projesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: C — Projenin toplam inşaat süresinin ilk planlanan süreyi ne kadar aştığına

Parçada cephe yerleşimi, dış yüzey malzemesi, çatı bahçesi ve temel tasarımındaki zorluk ele alınmış; projenin inşaat süresinin plana göre ne ölçüde uzadığına değinilmemiştir.

29. soru

Buzulların çözülme hızı, son otuz yılda belirgin şekilde artmıştır; bilim insanları bu artışı yalnızca sıcaklık ölçümleriyle değil, buzul kütlesinin uydu görüntüleriyle karşılaştırmalı takibiyle de doğrulamaktadır. Aynı bölgede elli yıl önce çekilen fotoğraflarla bugünkü görüntüler yan yana konduğunda, buzul cephesinin kilometrelerce gerilediği açıkça görülmektedir. Ayrıca bölgedeki yerel halkın, eskiden yıl boyu karla kaplı kalan zirvelerin artık yazın çıplak kaldığına dair tanıklıkları da bu verileri destekler. Bütün bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, iklim değişikliğinin bölgesel etkisinin artık kuşkuya yer bırakmayacak kadar somutlaştığı sonucuna varılmaktadır.

Bu parçada varılan sonucun gerekçesi olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: E — Uydu görüntüleri, geçmiş fotoğraflar ve yerel halkın gözlemlerinin birbirini doğrulaması

Parçada sonuca, uydu görüntüleri, geçmiş-bugün fotoğraf karşılaştırması ve yerel halkın tanıklığı gibi birbirini destekleyen kanıtlarla ulaşılmıştır; bu üçünün örtüşmesi gerekçe olarak sunulmuştur.

30. soru

Bugün internette gezinirken attığımız her adım, fark etmeden bir yerlere kaydedilir. Hangi haberi okuduğumuz, hangi ürüne baktığımız, hatta bir sayfada ne kadar süre kaldığımız bile veri hâline dönüşür. Bu bilgileri toplayan algoritmalar, kullanıcıyı doğrudan görmez ama davranışlarını her tıklamada sabırla izler. Bu yüzden günümüz internetini, her hareketimizi kayda geçiren sessiz bir takipçi eşliğinde kullandığımızı söylemek yanlış olmaz.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Kullanıcı davranışlarını fark ettirmeden kayıt altına alan veri toplama sistemleri

Kısaca — “Sessiz bir takipçi”, kullanıcı davranışlarını fark ettirmeden kayda geçiren veri toplama sistemleridir.

Okunan haber, bakılan ürün ve sayfada kalınan süre veriye dönüşür; algoritmalar kullanıcıyı görmez ama her tıklamada davranışını izler. Altı çizili söz tam bu görünmez kayıt mekanizmasını kişileştirir. Reklam göstermek, kullanıcıların birbirini izlemesi ya da sitelerin okur yarışı parçada bu sözün karşılığı olarak kurulmaz. En çekici çağrışım reklamdır; takip, reklamın kendisi değil, ona giden sessiz veri derlemesidir.

31. soru

Hafta içi az uyuyup hafta sonu uzun uyumanın, biriken uyku eksiğini tamamen giderdiği yaygın bir kanıdır. Ancak yapılan çalışmalar, hafta sonu fazladan uyumanın dikkat ve hafıza üzerindeki olumsuz etkileri kısmen azaltsa da, vücudun metabolik dengesindeki bozulmayı tam olarak gideremediğini göstermektedir. Hafta içi kronik uyku eksikliği yaşayan kişilerde, hafta sonu telafi uykusuna rağmen kan şekeri düzenlenmesinde sorunlar devam etmektedir. Bu bulgular, düzenli ve yeterli uykunun, aralıklı telafi uykusuyla eşdeğer olmadığını ortaya koymaktadır.

Yazarın bu parçada karşı çıktığı görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Hafta sonu uzun uyumanın hafta içi uyku eksiğini tamamen giderdiği

Kısaca — Yazarın karşı çıktığı yaygın kanı, hafta sonu uzun uyumanın hafta içi uyku eksiğini tamamen giderdiğidir.

İlk cümle bu kanıyı koyar, hemen ardından “ancak” ile kırar: telafi uykusu dikkati kısmen toparlasa da metabolik bozulmayı ve kan şekeri düzensizliğini tam onarmaz. Düzenli uykunun metabolik denge için önemli olduğu, yazarın savunduğu taraftır; karşı çıktığı görüş değildir. Uyku eksiğinin dikkat etkisi ya da kan şekerinin uykudan etkilenebileceği de metnin kabul ettiği bilgilerdir, itiraz ettiği tez değildir.

32. soru

Toplumda bireyler arası iletişimin sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi, karşılıklı saygı ve anlayışla mümkündür. Bir kişi düşüncelerini ifade ederken karşısındakinin de farklı bir görüşe sahip olabileceğini kabul etmelidir. Dinleme becerisi, bu sürecin belki de en kritik parçasıdır; çünkü karşı tarafı anlamadan yapılan konuşmalar diyaloğa değil monologa dönüşür. Empati kurarak yaklaşan bireyler, tartışmaları çatışmaya dönüştürmek yerine uzlaşma zemini yaratır. İletişimde bu temel ilkelerin göz ardı edilmesi ise yalnızlığa, öfkeye ve toplumsal kopuşa zemin hazırlar.

Bu parçanın yapısal özellikleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı göster

Cevap: B — Girişte konu ortaya konmuş, gelişmede açıklanmış, sonuçta olumsuz sonuçlara değinilmiştir.

İlk cümle konuyu ortaya koyar (giriş), ardından gelen üç cümle düşünceyi farklı yönlerden açıklar (gelişme), son cümle ise ilkelerin yok sayılmasının doğuracağı olumsuz sonuçla paragrafı kapatır (sonuç). Parçada anlatılan bir olay ya da tanıtılan kahramanlar yoktur; karşı görüş çürütülmez, farklı görüşler karşılaştırılmaz ve girişte bir sorun değil, konunun kendisi ortaya konur.

33. soru

(I) Bahçedeki çiçekler bu yıl her zamankinden daha gür açmıştı. (II) Duydumki komşular yakında başka bir semte taşınmaya karar vermiş. (III) Anlattı ki herkes o geceyi hâlâ hatırlıyor. (IV) Sanki bütün mahalle o akşam sokağa dökülmüştü. (V) Masadaki mektubu okuyunca herkes şaşkına dönmüştü.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde “ki” sözünün yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

Cevabı göster

Cevap: B — II

Bağlaç olan “ki” her zaman ayrı yazılır; II numaralı cümlede “duydumki” bitişik yazılmıştır, doğrusu “duydum ki”dir. I ve V numaralı cümlelerdeki “-daki/-deki” ilgi eki olduğundan bitişik yazılması, III’teki bağlaç “ki”nin ayrı yazılması ve IV’teki kalıplaşmış “sanki”nin bitişik yazılması doğrudur.

34. soru

(I) Pek çok çağdaş kütüphane, doğal ışıktan daha fazla yararlanmak için geniş pencerelerle tasarlanıyor. (II) Tohum kütüphaneleri, yerel bitki çeşitlerinin korunmasını sağlayan bir paylaşım sistemiyle çalışır. (III) Kullanıcılar buradan aldıkları tohumu yetiştirir ve hasat sonunda elde ettikleri yeni tohumların bir bölümünü geri getirir. (IV) Böylece tohumlar dolaşımda kalırken bölgeye özgü çeşitlerin kaybolma riski azalır. (V) Kullanıcıların ekim deneyimlerini paylaşması da yerel tarım bilgisinin kuşaktan kuşağa aktarılmasına katkıda bulunur. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: A — I

Kısaca — I. cümle çağdaş kütüphane mimarisinden söz ederek tohum kütüphanesi konusundaki akışı keser.

II–V. cümleler aynı düşünceyi örer: tohum kütüphanesi nedir, tohum nasıl dolaşır, yerel çeşitler nasıl korunur, tarım bilgisi nasıl aktarılır. I. cümledeki geniş pencereler ve doğal ışık ise bina tasarımına aittir. Ortak “kütüphane” sözcüğü I. cümleyi bağlar gibi görünür; konu değiştiği için bu bağ yanıltıcıdır. I. cümle çıkınca parça kopmadan ilerler.

35. soru

Anneannem torununa uzattığı örgüyü göstererek şöyle dedi ( ) “Bunu sana ördüm ( ) beğendin mi ( )” Çocuk sevinçle karşılık verdi ( ) “Çok güzel olmuş ( )”

Bu parçada parantezle ( ) belirtilen yerlere, aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: C — (:) (,) (?) (:) (.)

“Şöyle dedi” ve “karşılık verdi” ifadelerinden sonra konuşmalar aktarılacağı için iki nokta kullanılır. “Bunu sana ördüm” ile “beğendin mi” sıralı cümleleri virgülle ayrılır; soru bildiren ilk konuşma soru işaretiyle tamamlanır. “Çok güzel olmuş” yargısının sonuna nokta konur. Sıralama (:) (,) (?) (:) (.) olduğundan doğru cevap üçüncü seçenektir.

36. soru

Akıllı telefonlardaki birçok uygulama, kullanıcıdan konum bilgisi paylaşmasını ister; oysa bu bilgi, çoğu zaman uygulamanın temel işleviyle ilgisi olmayan amaçlarla da işlenir. Bir hava durumu uygulamasının yalnızca bulunduğumuz şehri bilmesi yeterliyken uygulama saniyelik konum kaydı tutabilir; bu kayıtlar reklam şirketlerine satılabilir. Kullanıcı genelde bu paylaşımın kapsamını fark etmez; izin ekranını hızlıca onaylayıp geçer. Asıl sorun, verinin toplanması değil, hangi amaçla ve kimlerle paylaşıldığının kullanıcıya açıkça bildirilmemesidir. Bu parçada vurgulanan asıl kaygı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Toplanan verinin amacının ve paylaşım kapsamının kullanıcıya şeffaf biçimde bildirilmemesi

Kısaca — Asıl kaygı, toplanan verinin hangi amaçla ve kimlerle paylaşıldığının kullanıcıya açıkça bildirilmemesidir.

Yazar bunu son cümlede netleştirir: sorun verinin toplanması değil, amacın ve paylaşım kapsamının şeffaf olmamasıdır. Hava durumu uygulaması yalnızca bir örnektir; kaygı o uygulamaya indirgenmez. Kullanıcının izin ekranını hızlıca geçmesi de anlatılır ama vurgu orada değil, bildirimin eksikliğindedir.

37. soru

Bir filmde sessizlik, çoğu zaman diyaloglardan daha fazla şey söyler. Yönetmen, karakterin içinde bulunduğu duygusal ağırlığı sözlerle anlatmak yerine uzun bir sessiz plan kullanarak izleyiciye hissettirmeyi seçebilir. . Bu yüzden bazı yönetmenler, senaryoyu yazarken hangi anların konuşmasız bırakılacağını, diyalog kadar özenle belirler; çünkü sessizlik de tıpkı bir replik gibi seyirciye bir şey iletmek zorundadır.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Nitekim seyirci, ekranda konuşulmayanı kendi deneyimiyle tamamlamaya çalışır.

Kısaca — Boşluk, sessiz planın izleyiciyi hissettirme tercihini, seyircinin konuşulmayanı kendi deneyimiyle tamamlamasına bağlamalıdır.

Bir önceki cümle, yönetmenin duygusal ağırlığı sözle değil uzun sessiz planla hissettirdiğini söyler. Seyircinin ekranda konuşulmayanı kendi yaşantısıyla doldurmaya çalışması, bu tercihin neden işe yaradığını açar; sonraki “Bu yüzden” cümlesi de ancak böyle bir köprüden sonra durur: sessizlik, replik gibi bir şey iletmek zorunda olduğu için senaryoda planlanır. Film süresinin uzaması, sessiz filmin dönüşü, müziğin azalması ya da ezber yükünün kalkması bu bağa oturmaz.

38. soru

(I) Bazı uzmanlara göre, şehre yeni eklenen tramvay hattı çevredeki trafik yoğunluğunu bir ölçüde azaltabilir. (II) Bu hat, belediyenin açıklamasına göre geçen ay hizmete açıldı. (III) Yeni hattın, ilerleyen yıllarda çevredeki konut fiyatlarını da yükseltmesi muhtemeldir. (IV) Kimi yetkililer, hattın yolcu sayısının zamanla artacağını tahmin etmektedir. (V) Bazı sakinler ise tramvayın gürültüsünden şikâyetçi olabilir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde kesin olarak gerçekleşmiş bir bilgi verilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — II. cümlede, hattın hizmete açıldığı kesin bir bilgi olarak verilmiştir.

I, III, IV ve V. cümleler ‘azaltabilir’, ‘muhtemeldir’, ‘tahmin etmektedir’ ve ‘olabilir’ gibi ihtimal bildiren ifadeler taşırken II. cümle hattın hizmete açıldığını kesin bir olgu olarak bildirir.

39. soru

Halı dokumacılığında bir ustanın elinden çıkan iki halı, aynı desen ve aynı renk paletiyle dokunsa bile birbirinin aynısı olmaz; çünkü her düğüm, o günün ışığına, ustanın o anki el hızına ve ipliğin gerginliğine göre milimetrik farklarla atılır. Fabrikada dokunan bir halı ise binlerce kez birebir aynı desenle üretilebilir, çünkü makine her ilmeği aynı gerginlik ve aynı hızla atar. Bu yüzden koleksiyoncular, tam simetrik görünen bir halının el işi değil makine işi olabileceğinden şüphelenir; asıl değerli sayılan, gözle fark edilmesi zor küçük düzensizliklerin bulunduğu, insan elinin izini taşıyan dokumadır.

Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: A — El dokuması bir halıdaki küçük düzensizlikler, onun makine işi olmadığının bir işareti sayılabilir.

Kısaca — El dokumasındaki milimetrik düzensizlikler, halının makine işi olmadığının bir işareti sayılabilir.

Usta aynı desen ve renkte bile her düğümü o anki ışığa, el hızına ve gerginliğe göre biraz farklı atar; makine ise binlerce kez aynı ilmeği üretir. Koleksiyoncu tam simetriyi el işi sanmaz, tam tersine makine şüphesi duyar; değerli bulunan, gözle zor seçilen o küçük sapmalardır. “Yalnızca tam simetrik halı değerlidir” yargısı parçanın söylediğinin tersine düşer.

40. soru

Eğitimde ezber temelli yöntemlerin sınırlarını tartışan pek çok araştırmacı vardır. Bunlardan biri olan bir eğitim bilimci, bir söyleşisinde şöyle der: “Öğrenciye bir bilgiyi ezberletmek, ona bir haritayı gösterip yolu ondan sormaktır; oysa öğrenmek, o yolda birlikte yürümektir.” Bu benzetme, edilgen biçimde alınan bilginin kalıcı olmadığını, öğrencinin sürece etkin biçimde katılması gerektiğini özlü bir biçimde anlatır. Nitekim proje tabanlı öğrenme gibi yaklaşımlar da bu görüşü destekler; öğrenci, bilgiyi kendi deneyimiyle yeniden ürettiğinde onu daha uzun süre hatırlar.

Bu parçada düşünceyi geliştirme yolu olarak aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

Cevabı göster

Cevap: B — Bir uzmanın benzetmesine yer verilerek görüş somutlaştırılmıştır.

Kısaca — Düşünce, bir eğitim bilimcinin harita-yol benzetmesiyle somutlaştırılmıştır.

Yazar ezber-öğrenme ayrımını kendi ağzından tanımlamak yerine uzmanın sözüne yer verir: ezberletmek haritayı gösterip yolu sormaktır, öğrenmek o yolda birlikte yürümektir. Benzetme, edilgen almanın kalıcı olmadığını ve öğrencinin sürece katılması gerektiğini görünür kılar; proje tabanlı öğrenme de aynı görüşü destekleyen ikinci bir dayanak olarak gelir. Sayısal karşılaştırma, kişisel anı ya da iki karşıt görüşün çarpıştırılması parçada yoktur.

Uygulamada süre işler, ara verip kaldığın yerden devam edebilirsin, bittiğinde her sorunun çözümünü ve sınavın kendi ölçeğinde bir puan tahmini görürsün.

Denemenin tamamını uygulamada gir

Kâğıdın diğer bölümleri

TYT denemesinin tamamı · TYT hakkında her şey