Cepte soru çözTYTZorlu sorular · TürkçeTürkçe

TYT

TYT Türkçe zorlu sorular

  • 40 soru
  • 55 dakika
  • Sınavdan daha zor
  • Ücretsiz

TYT Türkçe zorlu sorular denemesinin Türkçe bölümü: sınavdan zor 40 soru. Cevaplarını işaretle, sonra en alttaki Bitir düğmesiyle kaç doğru yaptığını gör.

Bu, uygulamada Zorlu sorular 1 · Türkçe olarak çözdüğün denemenin aynısı ve gerçek sınavdan daha zor. Burada çözersen soruları öğrenmiş olursun; uygulamada süreyle çözdüğünde yeni olmazlar.

Sen çözerken hiçbir soru işaretlenmez — sınavdaki gibi. Cevaplar ve çözümler, bitirdiğinde açılır. İşaretlediklerin bu tarayıcıda saklanır; sekmeyi kapatsan da kaybolmaz.

1. soru

Bisiklet yollarının yalnızca spor yapanlara yaradığı düşünülür. Oysa bu yollar, kent içi ulaşımın önemli bir parçasıdır. Amsterdam, Kopenhag gibi kentler bisiklet kullanımının yaygın olduğu yerleşimlere örnek gösterilir. Örneğin işe bisikletle gidenlerin artması, toplu taşımadaki yığılmayı azaltabilir. Bu yollar sürücüler için ek bir şerit kaybı değil, trafiği rahatlatan bir düzenlemedir. Düzenli bisiklet kullanımı hava kirliliğini azalttığı sürece, kentler daha yaşanabilir hâle gelir. Kalabalık saatlerde kısa mesafelerde bisiklet, otomobilden daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle birçok belediye, yeni yol projelerinde bisiklet şeritlerine ayrıca yer vermektedir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı göster

Cevap: E — Benzetmeye başvurulduğu

Kısaca — Parçada açıklama, tartışma, örnekleme ve karşılaştırma vardır; benzetme yoktur, gibi sözcüğü örnekleri sıralar. Anahtar, “Amsterdam, Kopenhag gibi kentler” ve “Örneğin” sözlerinin benzetme değil örnekleme oluşudur; ilk iki cümledeki “yalnızca ... düşünülür. Oysa ...” karşıtlığı tartışmacı anlatımı, “otomobilden daha hızlı” karşılaştırmayı kurar. Açıklayıcı anlatımı belirten seçenek elenir çünkü parça bilgi vererek düzenler. Tartışmacı anlatımı belirten seçenek elenir çünkü önce yaygın kanı verilip oysa ile çürütülür. Örneklemeyi belirten seçenek elenir çünkü kent adları ve işe gitme durumu örnektir. Karşılaştırmayı belirten seçenek elenir çünkü bisiklet otomobilden daha hızlı denilerek iki varlık kıyaslanır.

2. soru

Sayısallaştırma, belgeleri yıpranmaktan kurtardığı için çoğu zaman kalıcı bir koruma sanılır. Oysa sunucuya yüklenen bir belge, ancak onu açacak yazılım yaşamaya devam ettiği sürece erişilebilir kalır. Biçimler birkaç yılda bir değiştiği ve eski sürümler sessizce destek dışı kaldığı için arşiv, kapalı bir depodan çok sürekli bakım isteyen bir bahçeye benzer. Bu yüzden kimi kurumlar sayısallaştırmayı bir son değil, düzenli taşıma ve denetim isteyen bir sürecin başlangıcı olarak görürler. Korumanın başarısını belirleyen, taranan belge sayısı değil, taşıma ve denetim düzenidir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Sayısal arşivlerde korumanın taranan belge sayısı değil taşıma ve denetim düzeniyle ölçüldüğü

Kısaca — Parça sayısallaştırmayı değil, sürekliliği korumanın ölçüsü sayar. Ana yargı son cümlededir: «taranan belge sayısı değil, taşıma ve denetim düzenidir»; daha önce de erişimin «ancak onu açacak yazılım yaşamaya devam ettiği sürece» süreceği ve sayısallaştırmanın «bir son değil» bir sürecin başı olduğu vurgulanır. Bu yüzden doğru seçenek taşıma ve denetim düzenini işaret edendir. «Kalıcı güvence sağladığı»nı söyleyen seçenek ilk cümledeki sanıyı gerçek sanır, oysa metin onu «sanılır» diye bozar. «Açılamaz duruma gelebildiği»ni söyleyen seçenek metinde doğru bir ayrıntıdır ama yardımcı düşüncedir. «Başlangıcı sayıldığı»nı söyleyen seçenek kimi kurumların görüşünü aktarır, yazarın sonucunu değil. «Tek başına uzun ömürlü kıldığı» metinde hiç yoktur.

3. soru

Son yıllarda bağcılıkta yaprak nemini ölçen algılayıcılar yaygınlaştı. Bu aygıtlar, bağcının toprağı avucunda sıkarak nemi anlamaya çalıştığı uzun gözlem dönemini gereksiz kılmış görünüyor. Oysa aygıtın verdiği sayı, tek başına sulama kararı için yeterli değildir; sayının hangi asmanın hangi gelişim evresinde, hangi toprak katmanından alındığı bilinmedikçe veri anlamsız kalır. Bu yüzden deneyimli bağcılar artık toprağa daha az dokunuyor olsa da toprağı daha çok yorumluyor. Teknoloji burada ustanın gözünü körleştirmemiş, yalnızca bakacağı yeri değiştirmiştir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Teknolojik ölçümlerin bağcıların deneyimini ortadan kaldırmayıp deneyimin işe koşulduğu alanı değiştirdiği

Kısaca — Parça, ölçüm teknolojisinin bağcı ustalığını bitirmediğini, yalnızca ustaların bilgisini kullandığı yeri değiştirdiğini savunur. Anahtar, son cümledeki “gözünü körleştirmemiş, yalnızca bakacağı yeri değiştirmiştir” yargısıyla ve önceki cümledeki “daha az dokunuyor olsa da toprağı daha çok yorumluyor” karşıtlığıyla doğrulanır; ayrıca “bilinmedikçe veri anlamsız kalır” koşulu yorumun sürdüğünü gösterir. “uzun gözlemlere dayanan ustalığın gereksizleştiği” yargısı yanlıştır çünkü metinde bu yalnızca “gereksiz kılmış görünüyor” diye sunulan ilk izlenimdir ve “Oysa” ile çürütülür. “ölçüm koşullarının yorumlanmasının zorunlu olduğu” yargısı metinde doğrudur ama yardımcı düşüncedir, bütünün ana iddiası değildir. “deneyimi giderek etkisizleştirip gereksiz kılacağı” yargısı “değiştirmiştir” ile “ortadan kaldırmıştır” arasındaki derece farkını kaçırır. “dokunmayı tamamen bırakıp yalnızca sayılara baktığı” yargısı “daha az dokunuyor” niteleyicisini mutlaklaştırır.

4. soru

Tohum bankaları, bitkilerin tohumlarını düşük sıcaklık ve nemde saklayarak gelecekte kullanılmak üzere koruyan depolardır. Temel amaç, bir tür yok olduğunda onu yeniden doğaya kazandıracak malzemeyi hazır tutmaktır. Ancak bankalardaki her tohum süresiz yaşayamaz; bazı türlere ait tohumlar birkaç on yılda çimlenme gücünü yitirir ve düzenli aralıklarla yenilenir. Yenileme için tohumlar uygun koşullarda çimlendirilir ve elde edilen bitkilerden yeniden tohum alınır. Bu yönüyle tohum bankaları yalnızca birer saklama alanı değil, sürekli bakım gerektiren canlı koleksiyonlardır. Öte yandan bankalarda saklanan çeşitlilik, daha çok tarımsal değeri bilinen türlerde yoğunlaşır; doğadaki yabani akrabaların önemli bir bölümü henüz koleksiyonlara girmemiştir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Tohum bankaları sürekli bakım gerektiren canlı koleksiyonlardır ancak kapsamları henüz eksik kalmaktadır.

Kısaca — Parçanın ana yargısı sürekli bakım ile eksik kapsamın birlikte görülmesidir. Anahtar, “yalnızca birer saklama alanı değil, sürekli bakım gerektiren canlı koleksiyonlardır” ile “önemli bir bölümü henüz koleksiyonlara girmemiştir” cümlelerini birlikte karşılar; yazar önce saklama beklentisini sınırlar, sonra çeşitliliğin tarımsal türlerde yoğunlaştığını söyleyerek kapsamın eksikliğini vurgular. Malzemeyi hazır tutma yargısı ilk cümlelerdeki amacı verir, metnin sonuç değerlendirmesini taşımaz. Yenileme işlemini anlatan yargı ara cümlelerdeki çimlendirme ve tohum alma bilgisidir, bütünün ana yargısı değildir. Çeşitliliğin tarımsal türlerde yoğunlaşması yargısı son bölümün yalnızca bir parçasıdır, bakım düşüncesini dışarıda bırakır. Yabani akrabaların dışarıda kalması yargısı aynı bölümün öbür parçasıdır, bakım düşüncesini içermez.

5. soru

(I) Mercan resifleri, deniz canlılarının yaklaşık dörtte birine yaşam alanı sağladığı için denizlerin yağmur ormanları olarak adlandırılır. (II) Buna karşın resifleri oluşturan mercan poliplerinin kendisi, besin bakımından yoksul sularda yaşamak zorundadır. (III) Bu yoksulluğu aşmak için polipler, fotosentez yapan tek hücreli su yosunlarıyla iş birliği yapar. (IV) Resiflerin bu karşılıklı besin ve barınak alışverişi sayesinde tropik denizlerde bu kadar verimli olduğu, yapılan dalış gözlemleriyle de doğrulanmaktadır. (V) Yosunlar poliplere besin sağlar, polipler de yosunlara korunaklı bir yaşam alanı sunar.

Bu parçada anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirmelidir?

Cevabı göster

Cevap: E — IV ile V

Kısaca — Karşılıklı alışverişin ayrıntısı verilmeden sonucu söylenemez. Doğru yer değiştirme “Resiflerin bu karşılıklı besin ve barınak alışverişi sayesinde” diyen cümle ile “Yosunlar poliplere besin sağlar, polipler de yosunlara korunaklı bir yaşam alanı sunar” diyen cümle arasındadır çünkü ikinci cümledeki besin ve barınak ancak birinci cümledeki genel iş birliğinden sonra açıklanabilir. İlk iki cümle arasındaki “Buna karşın” karşıtlığı yerindedir, bozulamaz. İkinci ve üçüncü cümle arasındaki “Bu yoksulluğu” göndermesi de yerindedir. Üçüncü ve dördüncü cümle birlikte okunduğunda iş birliği ile sonuç art arda gelir, ayrıntı eksik kalır. İkinci ve dördüncü cümlelerin yer değiştirmesi yoksulluk göndermesini koparır.

6. soru

I. Bu dönem Türkçenin anlatım olanaklarını daha yakından tanıyoruz.
II. Araştırmacılar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin arşivinden yararlandı.
III. Sınıfımızda “Memleket Hikâyeleri”ni okumayan kalmadı.
IV. Mahalledeki Konyalı’ların çoğu akraba çıktı.
V. Tutanaklar bir süre sonra TBMM’nin sayfasında yayımlandı.

Bu cümlelerden hangilerinde kesme işaretinin kullanımı yanlıştır?

Cevabı göster

Cevap: C — II ve IV

Kısaca — Yanlışlar, açık kurum adında ve yapım ekli sözde gereksiz kesmedir. “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin arşivinden” yanlıştır çünkü kurum, kuruluş ve kurul adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz; doğrusu “Meclisinin”dir. “Konyalı’ların çoğu” yanlıştır çünkü “Konyalı” özel addan yapım ekiyle türemiştir ve yapım ekinden sonra kesme konmaz; doğrusu “Konyalıların”dır. Birinci cümle doğrudur çünkü “Türkçenin” de yapım ekli olduğu için kesmesiz yazılır. Üçüncü cümle doğrudur çünkü “Memleket Hikâyeleri”ni tırnaklı eserde ek tırnak dışında kesmesiz yazılır. Beşinci cümle doğrudur çünkü “TBMM’nin” kısaltmasında ek kesmeyle ayrılır. Birinci ve ikinci cümleyi birleştiren elenir çünkü birinci cümle doğrudur. İkinci ve üçüncü cümleyi birleştiren elenir çünkü üçüncü cümle doğrudur. Birinci ve beşinci cümleyi birleştiren elenir çünkü ikisi de doğrudur. Üçüncü ve beşinci cümleyi birleştiren elenir çünkü ikisi de doğrudur.

7. soru

(I) Tavsiye edilen tüketim tarihi, üretici tarafından belirlenen ve ambalajlı gıdalarda lezzet ve doku gibi kalite özelliklerinin korunduğu süreyi gösterir. (II) Son tüketim tarihi, et ve süt gibi çabuk bozulan ürünlerde sağlık açısından bağlayıcı bir sınır koyar. (III) Tavsiye edilen tarihten sonra ürünün kokusu değişebilse de uygun koşullarda saklanan gıda çoğu zaman güvenle tüketilebilir. (IV) Bu güven yalnızca ambalajı açılmamış ve saklama koşullarına uyulmuş ürünler için geçerlidir. (V) Tüketicilerin tavsiye edilen tarihi kesin bir bozulma anı sanması, yenilebilir durumdaki gıdaların çöpe gitmesine yol açıyor.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: B — II

Kısaca — Tavsiye tarihine ilişkin koşullu güven zincirini son tüketim tarihine ilişkin cümle keser. Belirleyici sözler ‘yalnızca için geçerlidir’ ile ‘çoğu zaman güvenle tüketilebilir’ ve ‘saklanan gıda’ koşuludur: Üçüncü cümledeki izin ile dördüncü cümledeki sınır aynı tarihe, tavsiye edilen tarihe aittir ve beşinci cümledeki israf sonucu bu halkaya bağlanır. İkinci cümledeki ‘Son tüketim tarihi bağlayıcı bir sınır koyar’ yargısı doğru olsa da başka bir tarihin kesin sınırını anlatır ve ‘Bu güven’ göndermesinin dışında kalır. Birinci cümleyi eleyen okuma giriş tanımını zincirden koparır. Üçüncü cümleyi eleyen okuma koşul ile sınırı ayırır. Dördüncü cümleyi eleyen okuma ‘yalnızca’ kaydını kopuş sanır ancak o kayıt güvenin sınırını çizen asıl koşuldur. Beşinci cümleyi eleyen okuma israf sonucunu yeni konu sanır.

8. soru

(I) Kıyı kumulları dalgaların taşıdığı kumun rüzgârla kıyı gerisinde birikmesiyle oluşan gevşek zeminlerdir. (II) Bu zeminlerde yetişen kumul bitkileri tuz serpintisine ve susuzluğa dayanıklı kök ve yaprak yapılarıyla dikkat çeker. (III) Bu bitkilerin kökleri kumu tutarak kumulun dağılmasını önler, böylece kıyı çizgisinin gerisindeki tarım alanları ve yerleşmeler rüzgârdan korunur. (IV) Her ne kadar bu koruma yalnızca bitkilerin varlığına bağlıymış gibi görünse de kumulun biçimini asıl belirleyen rüzgârın hızı, yönü ve taşınan kumun miktarıdır. (V) Son yıllarda kıyılara yapılan yürüyüş yolları ve tesisler kumun doğal hareketini keserek bitki örtüsünün seyrelmesine yol açmaktadır. (VI) Seyrelen örtü kumun iç kesimlere taşınmasını hızlandırdığı için koruma işlevi zayıflamakta ve onarım gideri giderek artmaktadır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: D — V

Kısaca — Parçanın ilk bölümü doğal düzeni, ikinci bölümü insan müdahalesinin sonuçlarını anlatır ve sınır insan etkeninin girdiği cümlededir. Anahtar cümle, “Son yıllarda kıyılara yapılan yürüyüş yolları ve tesisler” sözleriyle yeni bir özne ve zaman çerçevesi açar; ardından gelen “Seyrelen örtü … hızlandırdığı için” bu cümledeki “seyrelmesine” sözüne bağlanır. “II ile başlayan” yorum yanlıştır çünkü “Bu zeminlerde” sözü ilk cümledeki “gevşek zeminler” olmadan anlaşılmaz. “III ile başlayan” yorum yanlıştır çünkü “Bu bitkilerin kökleri” ikinci cümledeki bitkileri sürdürür. “IV ile başlayan” yorum yanlıştır çünkü “Her ne kadar bu koruma yalnızca … görünse de” önceki korumayı düzeltip doğal etkenleri açıklamayı sürdürür. “VI ile başlayan” yorum yanlıştır çünkü seyrelen örtüdeki seyreltme önceki cümlede tanıtılır.

9. soru

Anadolu’daki bir höyükte yürütülen kazı, ekip için hem heyecan hem büyük sabır işiydi. Arkeologlar çalışmaya büyük umutlarla başladı; ilk günlerde çanak parçaları bulundu, kataloglandı. İkinci haftada ise tabakalar iyice netleşti, buluntular arttı. Ancak, ekip yoruldukça tempo düştü, kayıtlar aksadı. Kazı başkanı durumu toparlamak için iş bölümü yaptı; dinlenenler çalıştı, çalışanlar dinlendi. Gün sonunda herkes yorgundu ama kayıtlar düzenlenmişti, buluntular korunmuştu. Defterdeki son cümle her şeyi özetliyordu: Sabır toprağın dilini çözer.

Bu parçadaki noktalama yanlışının giderilmesi için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?

Cevabı göster

Cevap: A — ‘Ancak’tan sonraki virgül kaldırılmalıdır.

Kısaca — Parçadaki tek yanlış bağlaçtan sonra konulan virgüldür, diğer işaretler virgüllü sıralama kuralına uyar. “Ancak ekip yoruldukça tempo düştü” cümlesinde “ancak” bağlaç olduğu için ardından virgül gelemez, virgül kaldırılmalıdır. “başladı; ilk günlerde çanak parçaları bulundu, kataloglandı” bölümündeki noktalı virgül doğrudur çünkü ikinci sıralı bölüm virgül taşır. “bulundu, kataloglandı” arasındaki virgül eş değer iki yüklemi doğru ayırır. “yaptı; dinlenenler çalıştı” bölümündeki noktalı virgül doğrudur çünkü ardından gelen sıralı bölüm virgül taşır. “çalıştı, çalışanlar dinlendi” arasındaki virgül iç virgül taşımayan iki sıralıyı doğru ayırır. “başladı” sözünden sonraki noktalı virgülü virgüle çeviren işlem virgüllü sınırı bozar. “bulundu” sözünden sonraki virgülü büyüten işlem eş yüklemli sınırı bozar. “yaptı” sözünden sonraki işareti iki noktaya çeviren işlem açıklama olmayan yere açıklama işareti koyar. “çalıştı” sözünden sonraki virgülü büyüten işlem virgülsüz sıralıya yanlış işaret koyar.

10. soru

I. Tohum bankaları, tarımsal çeşitliliği gelecekteki kıtlık ve hastalıklara karşı güvenceye almak için kurulmuş depolardır.
II. Bu depolarda tohumlar, çimlenme güçlerini uzun süre koruyabilmeleri için düşük sıcaklık ve düşük nemde saklanır.
III. Örneğin, kuraklığa dayanıklı yerel buğday çeşitleri bu sayede yıllar sonra bile üretime kazandırılabilmektedir.
IV. Bankaların yararı, yalnızca tohumları saklamakla sınırlı değildir; saklanan çeşitlerin düzenli olarak yenilenmesi ve kayıtlarının tutulması da gerekir.
V. Bu yenileme yapılmadığında tohumlar çimlenme güçlerini yitirir ve yazıda kalan güvence gerçek bir karşılığa dönüşemez.
VI. Bu nedenle tohum bankası, kilitli bir kasa değil, sürekli ekim, gözlem ve kayıtla yaşayan bir düzenek olarak işlemelidir.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlamalıdır?

Cevabı göster

Cevap: C — IV.

Kısaca — İkinci paragraf bakım koşuluyla başlar; anahtar dördüncü cümledir. İlk üç cümle bankanın ne olduğunu, nasıl sakladığını ve “Örneğin” ile somut karşılığını verir; tek bir konu işlenir. Dördüncü cümle “yalnızca tohumları saklamakla sınırlı değildir” sözleriyle konuyu saklamadan bakıma çevirir ve yeni paragrafın konu cümlesi olur. Beşinci cümle “Bu yenileme yapılmadığında” sözleriyle dördüncü cümleye gönderme yaptığı için tek başına başlayamaz. Altıncı cümle “Bu nedenle” ile sonuca bağlandığı için başlayamaz. İkinci cümleyi seçmek “Bu depolarda” göndermesini koparır; üçüncü cümleyi seçmek örneği açıklamasından ayırır. Bu bağlar bölünmeyi dördüncü cümleye kilitler.

11. soru

I. Sunumdan önce çok heyecanlandığını hissetti ama eksiklerini zamanında fark etti ve hocasına da açıkça danıştı.
II. Hatasını anlayan öğrenci, sınıf arkadaşını çabucak affetti ancak ek süre isteğini öğretmenine de dün arzetti.
III. Teklifi nazikçe reddetti fakat ısrarlar sürünce toplantıyı da erken saatte sessizce terketti.
IV. Raporunu baştan başa dikkatle gözden geçirdi ama son anda yarışmaya katılmaktan da üzülerek vaz geçti.
V. Uyarıları ısrarla gözardı eden ekip, bilinçaltı korkularını da hesaba katmadan planı aynen uyguladı.

Numaralanmış cümlelerin hangisinde birleşik kelimelerin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yoktur?

Cevabı göster

Cevap: A — I

Kısaca — Ses olayı olan yardımcı eylemler bitişik, olmayanlar ayrı yazılır ve bu dengeyi yalnız hissetti ile fark etti geçen cümle korur. Hissetti geçen bölüm doğrudur çünkü his sözünde ünsüz türemesi olur; fark etti geçen bölüm doğrudur çünkü ses olayı yoktur; hocasına da bağlacı ayrı yazılır. Arzetti geçen cümle yanlıştır çünkü bitişik yazılmıştır, oysa arz etmekte ses olayı yoktur ve ayrı yazılmalıdır; affetti bitişikliği doğrudur. Terketti geçen cümle yanlıştır çünkü bitişik yazılmıştır, oysa terk etmekte ses olayı yoktur; reddetti bitişikliği doğrudur. Vaz geçti geçen cümle yanlıştır çünkü ayrı yazılmıştır, oysa anlamca kaynaşma nedeniyle vazgeçti bitişik yazılır. Gözardı geçen cümle yanlıştır çünkü bitişik yazılmıştır, oysa göz ardı ayrı yazılır; bilinçaltı bitişikliği doğrudur.

12. soru

Deniz çayırları, sığ kıyı sularında kökleriyle tutunan çiçekli bitkilerden oluşur ve su altındaki yaşam için barınak ile besin sağlar. Bu bitkiler, fotosentez yoluyla ürettikleri oksijenin bir bölümünü kökleri aracılığıyla tortuya aktarır; bu aktarım, tortuda yaşayan canlılar için elverişli koşullar oluşturur. Ancak çayırlar, su sıcaklığındaki artışı her zaman tolere edemez; sıcak dalgalarının ardından geniş alanlarda seyrelme görülür. Seyrelen alanlarda tortu daha kolay hareketlenir ve su bulanıklaşır, bu da kalan bitkilere ulaşan ışığı azaltır. Bu yüzden bir kez zayıflayan çayır örtüsünün, koşullar düzelse bile eski yoğunluğuna dönmesi zaman alır. Öte yandan çayır örtüsünün korunması, yalnızca kıyı suyunun temiz tutulmasıyla değil, demirleme ve tarama gibi fiziksel zararların önlenmesiyle de ilişkilidir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: D — Suyun bulanıklaşmasının tortuda yaşayan canlıların beslenmesini güçleştirmesine

Kısaca — Parçada bulanıklığın sonucu ışık azalmasıdır, canlıların beslenmesi değildir. Anahtar yargı, “bu da kalan bitkilere ulaşan ışığı azaltır” cümlesiyle kurulur; metin tortunun hareketlenmesini ve suyun bulanıklaşmasını yalnızca kalan bitkilerin ışığına bağlar, tortuda yaşayan canlıların beslenmesine bağlamaz. Barınak ve besin sağlama yargısı “barınak ile besin sağlar” sözüyle ilk cümlede açıkça vardır. Oksijenin bir bölümünü tortuya aktarma yargısı “bir bölümünü kökleri aracılığıyla tortuya aktarır” sözüyle ikinci cümlede vardır. Sıcak dalgaları sonrası seyrelme yargısı “sıcak dalgalarının ardından geniş alanlarda seyrelme görülür” sözüyle üçüncü cümlede vardır. Koşullar düzelse bile hemen dönememe yargısı “koşullar düzelse bile eski yoğunluğuna dönmesi zaman alır” sözüyle beşinci cümlede vardır.

13. soru

(I) Kentlerdeki yoğun yapay aydınlatma, gece etkin olan böceklerin yön bulma davranışını belirgin biçimde değiştirir. (II) Yönünü ay ışığına göre ayarlayan türler, lambaların çevresinde toplanır ve üreme alanlarından uzaklaşır. (III) Bu toplanma, avcılar için kolay bir hedef oluşturduğundan böcek ölümlerini artırır ve tozlaşmayı aksatır. (IV) Ancak tüm böcek türleri ışığa aynı tepkiyi vermez; bazı türler ışığın rengine ve dalga boyuna bağlı olarak lambalardan neredeyse hiç etkilenmez. (V) Bu farklı duyarlılıklar, aydınlatma tasarımında yalnızca enerji verimliliğine değil, ekolojik sonuçlara da bakılması gerektiğini gösterir. (VI) Bu nedenle son yıllarda birçok belediye, ışık tayfını daraltan ve yönünü yere çeviren lambaları tercih etmeye başlamıştır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: C — IV

Kısaca — Parça zararın betimlenmesinden türlere göre değişen duyarlılığa ve buradan çıkan tasarım gereğine geçtiği için ikinci paragraf tür farkıyla başlar. “Yoğun yapay aydınlatma”, “lambaların çevresinde toplanır” ve “böcek ölümlerini artırır” ile ilk üç cümle aynı zararı anlatır; “tüm böcek türleri ışığa aynı tepkiyi vermez” ilk kez etkiyi sınırlar ve bakışı türe çevirir, bu yüzden yeni paragraf kurar. Gerekliliği bildiren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü “Bu farklı duyarlılıklar” sözü önceki cümledeki ayrımı ister. Mekanizmayı açan cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü ilk paragrafın içindedir. Sonucu veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü zararın devamıdır. Uygulamayı veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü “Bu nedenle” ile önceki gereğe bağlıdır.

14. soru

Kıyı kentlerinde gece gökyüzü turuncuya çalan bir kubbeye dönüşür; limandaki vinçlerin silueti bu aydınlığın içinde donakalır. Göçmen kuşlar yönlerini yıldızlara göre bulurken bu yapay aydınlık onların pusulasını şaşırtır, binlercesi yorgun düşüp kıyılara iner. Bazı çevreler göç döneminde tüm sahil ışıklarının kapatılması gerektiğini savunur. Bu öneri kayıpları azaltsa da kentin güvenliğini ve liman işleyişini aksatır. Üstelik kuşların kafasını karıştıran yalnızca parlaklık değil, ışığın yönü ve rengidir. Bu yüzden ışığı kısmakla yetinmeyip lambaları yere yönlendirmek ve sıcak renklere geçmek gerekir. Göç yollarını korumak, gökyüzünü karartmak değil, ışığı doğru kullanmayı öğrenmektir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: C — Karşı görüşü çürütüp bir görüşü benimsetme

Kısaca — Parça, ışıkları kapatma önerisini çürütüp doğru ışık kullanımını savunduğu için tartışma ağır basar. Anahtar doğrudur çünkü “Bazı çevreler … savunur” biçiminde açık bir karşı görüş verilir, “azaltsa da … aksatır” ile çürütülür, “yalnızca parlaklık değil, ışığın yönü ve rengidir” ile eksik bırakılır ve “gerekir” ile “karartmak değil, … öğrenmektir” hükmüyle yeni görüş benimsetilir; kuşlar ve kubbe bilgileri bu savunmanın dayanağıdır. Gözlenenleri canlandırmayı öne çıkaran seçenek yanılır çünkü turuncu kubbe ve siluet yalnızca girişteki yardımcı tasvirdir. Bilgi vererek aydınlatmayı öne çıkaran seçenek yanılır çünkü verilen bilgiler amaç değil savunmanın gerekçesidir. Olayları sırayla aktarmayı öne çıkaran seçenek yanılır çünkü kişi ve olay örgüsü yoktur. Kuralları sıralamayı öne çıkaran seçenek yanılır çünkü “gerekir” buyruk değil gerekçeli öneridir.

15. soru

(I) Çocuğun erken yatıp her gece düzenli uyuması gelişimi için çok önemlidir. (II) Süt içip kahvaltı etmeden okula giden oğlumun düzenli büyümesi annesini çok sevindiriyor. (III) Ödevlerini bitirip erken yatan öğrencinin düzenli çalışması öğretmenini memnun etti. (IV) Bahçede koşup yorulan küçük kardeşinin sabırsızlıkla oynamasını annem bekliyordu. (V) Gece gündüz çalışıp bursu kazanan kızının başarılı olması komşumuzu gururlandırdı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde isim-fiil farklı bir öge görevindedir?

Cevabı göster

Cevap: D — IV

Kısaca — ‘Bahçede koşup...’ cümlesindeki ‘-masını’ eki nesne yapar, diğer cümlelerdeki ‘-ması’ özne yapar. ‘Çocuğun erken yatıp her gece düzenli uyuması gelişimi için çok önemlidir’ cümlesinde ‘uyuması’ özneyi kurar; ‘yatıp’ zarf-fiildir. ‘Süt içip kahvaltı etmeden okula giden oğlumun düzenli büyümesi annesini çok sevindiriyor’ cümlesinde ‘büyümesi’ sevindiren ögedir; ‘içip, etmeden’ zarf-fiil, ‘giden’ sıfat-fiildir. ‘Ödevlerini bitirip erken yatan öğrencinin düzenli çalışması öğretmenini memnun etti’ cümlesinde ‘çalışması’ memnun eden ögedir; ‘bitirip’ zarf-fiil, ‘yatan’ sıfat-fiildir. ‘Bahçede koşup yorulan küçük kardeşinin sabırsızlıkla oynamasını annem bekliyordu’ cümlesinde bekleyen ‘annem’ öznesidir, ‘oynamasını’ belirtili nesnedir; ‘koşup’ zarf-fiil, ‘yorulan’ sıfat-fiildir. ‘Gece gündüz çalışıp bursu kazanan kızının başarılı olması komşumuzu gururlandırdı’ cümlesinde ‘olması’ özneyi kurar; ‘çalışıp’ zarf-fiil, ‘kazanan’ sıfat-fiildir.

16. soru

(I) Deprem erken uyarı sistemi, depremi önceden tahmin etmez; ilk sarsıntıyı algılayıp daha yıkıcı dalgalar gelmeden saniyeler kazandırır. (II) Sistem, P dalgası adı verilen hızlı ama hafif titreşimleri yer istasyonlarıyla saptar ve bunların büyüklüğünü otomatik olarak hesaplar. (III) Hesaplanan büyüklük bir eşiği aştığında trenler durdurulur, ameliyatlara ara verilir ve cep telefonlarına uyarı gönderilir. (IV) Erken uyarının kazandırdığı süre saniyelerle sınırlıdır ve depremin merkezine uzaklığa göre değişir. (V) Üstelik sistem yalnızca istasyon ağının yeterince sık olduğu bölgelerde güvenilir çalışır; ağın seyrek olduğu yerlerde uyarı geç ya da eksik kalabilir. (VI) Bu yüzden uzmanlar, erken uyarıyı depreme hazırlığın tek başına yeterli bir yolu değil, bina güçlendirme gibi önlemleri tamamlayan bir araç olarak görür.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: C — IV

Kısaca — İlk bölüm sistemin ne yaptığını anlatır, ikinci bölüm sürenin ve kapsama alanının sınırını koyar. “Erken uyarının kazandırdığı süre saniyelerle sınırlıdır ve depremin merkezine uzaklığa göre değişir” cümlesi övgüden sınırlamaya geçer; sonraki “Üstelik sistem yalnızca istasyon ağının yeterince sık olduğu bölgelerde güvenilir çalışır” ve “Bu yüzden uzmanlar erken uyarıyı tamamlayan bir araç olarak görür” cümleleri aynı sınırlamayı sürdürür. “Sistem, P dalgası” diye başlayan cümle tanımı çalışma ilkesiyle birleştirir, ayrım tanımı böler. “Hesaplanan büyüklük” diye başlayan cümle önceki cümledeki “hesaplar” sözüne “Hesaplanan” göndermesiyle bağlanır. “Üstelik sistem” diye başlayan cümle aynı sınırlamanın ikinci halkasıdır. “Bu yüzden uzmanlar” diye başlayan cümle önceki gerekçelerin sonucudur.

17. soru

(I) Sis suyu hasadı, kurak kıyı bölgelerinde rüzgârla taşınan sis damlacıklarını geniş ağlarla yakalamaya dayanır. (II) Gece soğuyan havadaki su buharı, ağın ince lifleri üzerinde yoğunlaşır ve damlalar yer çekimiyle oluklarda birikir. (III) Bu yolla elde edilen su, içme suyu olarak doğrudan kullanılabildiği gibi damla sulamada da değerlendirilir. (IV) Ancak yöntem her sisli bölgede aynı verimi vermez; düzenli rüzgâr ve yüksek bağıl nem yoksa hasat yok denecek kadar azalır. (V) Bu yüzden sis hasadı, yer altı suyunun azaldığı ancak sisin sık görüldüğü Fas ve Şili kıyıları gibi dar bir kuşakta anlamlı bir tamamlayıcı kaynak olur. (VI) Bu kuşağın dışında kalan yerleşimlerde aynı ağlar, emek ve bakım giderini karşılayacak suyu sağlayamaz.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: C — IV

Kısaca — Yöntemin anlatılmasından verim koşuluna geçildiği için ikinci paragraf sınırı koyan cümleyle başlar. “Rüzgârla taşınan sis damlacıklarını geniş ağlarla yakalamaya dayanır”, liflerde yoğunlaşma ve “Bu yolla elde edilen su” ile ilk üç cümle yöntemi ve kullanımı anlatır; “her sisli bölgede aynı verimi vermez” ve “düzenli rüzgâr ve yüksek bağıl nem yoksa” ilk kez koşulu koyar ve bakışı teknikten sınıra çevirir. “Dar bir kuşakta” sözü bu koşulun sonucudur ve “Bu kuşağın dışında” bu kuşağı istediği için sonraki cümlelerle yeni paragraf başlayamaz. Mekanizmayı sürdüren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü yöntemin içindedir. Kullanımı veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü mekanizmaya bağlıdır. Sonucu veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü “Bu yüzden” ile koşula bağlıdır. Yetersizliği ekleyen cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü aynı sınırlamanın devamıdır.

18. soru

I. Eski okulun bahçesi geçen yıl yenilendi.
II. Okulun eski bahçesi geçen yıl yenilendi.
III. Eski okul bahçesi geçen yıl yenilendi.
IV. Okul bahçesinin düzeni geçen yıl yenilendi.
V. Okulun bahçesi geçen yıl yenilendi.

Numaralanmış cümlelerin hangisinde tamlananı sıfat tamlaması olan bir belirtili isim tamlaması vardır?

Cevabı göster

Cevap: B — II

Kısaca — Yalnızca ikinci cümlede -un ve -si belirtiliyi kurarken sıfat tamlananın içindedir. İkinci cümlede “okulun eski bahçesi” sözünde tamlayan “okulun”, tamlanan “eski bahçesi”dir; “eski bahçe” sıfat tamlaması -si almıştır, bu yüzden belirtilinin tamlananı sıfat tamlamasıdır. Birinci cümlede “eski okulun bahçesi” sözünde sıfat “okul”u niteler, tamlanan “bahçe” tektir. Üçüncü cümlede “eski okul bahçesi” belirtisiz “okul bahçesi”ne eklenmiş sıfattır, belirtili yoktur. Dördüncü cümlede “okul bahçesinin düzeni” üç isimli zincirlemedir, tamlanan tektir. Beşinci cümlede “okulun bahçesi” belirtilidir ama tamlanan tektir. Bu diziliş gözden kaçınca birinci cümle doğru sanılır.

19. soru

Biyolojik saat, bir insanın uyku ve uyanıklık saatlerini belirleyen iç düzendir. Bu düzen, tıpkı sessiz bir orkestra şefi gibi hormon salgısını yönetir ve kişinin gün içindeki verimini yönlendirir. Örneğin, sabah erken kalkan birinin gece geç saatlerde dikkat gerektiren bir işte zorlanması bu düzenin sonucudur. Yetişkinler için günde 7-9 saatlik uyku önerilir. Bu düzen yalnızca alışkanlıkla değil kalıtımla da biçimlenir; bu yüzden sabahçılara göre akşamcılar gece çalışmasına daha kolay uyum sağlar. Bazı araştırmacılar, vardiya planlarında bu düzenin dikkate alınması gerektiğini belirtir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

Cevabı göster

Cevap: E — Tanık gösterme

Kısaca — Dört yol metinde açıkça izlenir, tanık gösterme için gerekli nitelikli alıntı metinde yoktur. Doğru yanıt tanık göstermedir çünkü “Bazı araştırmacılar ... belirtir” sözü belirsiz bir atıftır; tanınmış bir uzmanın adıyla verilen bir söz alıntısı içermez, bu yüzden tanık sayılmaz. Buna karşılık tanım “iç düzendir” ile kurulur, benzetme “tıpkı sessiz bir orkestra şefi gibi” ile yapılır, örnek “Örneğin, sabah erken kalkan birinin ...” ile verilir, karşılaştırma “sabahçılara göre akşamcılar ... daha kolay” ile kurulur, sayı “7-9 saatlik” ile desteklenir. “Örneklendirme” örneği gördüğü için elenir, “Karşılaştırma” açık ölçüyü gördüğü için elenir, “Benzetme” tıpkı-gibi yapısını gördüğü için elenir, “Sayısal verilerden yararlanma” somut saati gördüğü için elenir.

20. soru

Uykuda öğrenmenin pekişmesi, başarıyı belirleyen gizli süreçlerden biridir. Tıpkı gündüz alınan notların gece temize çekilmesi gibi, beyin de gün içinde edinilen izleri uykuda yeniden düzenler. Günde 7-9 saat uyuyanlar, düzenli olarak daha az uyuyanlara göre öğrendiklerini ertesi gün daha doğru hatırlıyor. Örneğin gün içinde yeni sözcükler ezberleyen kişiler, yeterli uyuduklarında bu sözcükleri ertesi gün daha eksiksiz anımsıyor. Bu yüzden bilgileri uykudan çalıp ders çalışmak, verimi artırmanın değil azaltmanın yoludur; öğrenme, yalnızca uyanıkken harcanan çabayla değil uykuda süren işlemle tamamlanır.

Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?

Cevabı göster

Cevap: A — Tanımlama

Kısaca — Parçada uykunun rolü örnek, sayı ve karşılaştırma ile desteklenir ancak hiçbir kavramın nedir sorusuna ölçüt veren karşılığı yoktur. Anahtar bu yüzden tanımlamanın bulunmamasıdır; parçada ‘Tıpkı gündüz alınan notların gece temize çekilmesi gibi’ benzetmesi, ‘daha az uyuyanlara göre daha doğru’ karşılaştırması, ‘Örneğin gün içinde yeni sözcükler ezberleyen kişiler’ örneği ve ‘Günde 7-9 saat uyuyanlar’ sayısal dayanağı açıkça vardır. İlk cümledeki ‘başarıyı belirleyen gizli süreçlerden biridir’ sözü değerlendirmedir, ayırt edici özellik vermediği için tanımlama sayılmaz. Benzetmeyi işaretleyen seçenek metindeki ‘Tıpkı ... gibi’ bölümünü gözden kaçırıp süs sanısı ile eler. Karşılaştırmayı işaretleyen seçenek ‘göre daha doğru’ yapısını yalnızca açıklama sanır. Örneklemeyi işaretleyen seçenek ‘Örneğin’ ile başlayan somut durumu genel bilgi sanır. Sayısal veriyi işaretleyen seçenek ‘7-9 saat’ aralığını öneri ayrıntısı sanıp kanıt işlevini kaçırır.

21. soru

(I) Tatile çıkmadan önce okunacak kitapları seçip listesini hazırlamayan öğretmen sınıfa duyuru yaptı. (II) Yemek yapmayı öğrenmek için kursa gidip evdeki tarifleri denedi. (III) Sabah erken kalkıp kahvaltı etmeden okula gitmek için evden çıkan kardeşim otobüsü kaçırınca koşarak döndü. (IV) Annesinin yaptığı dondurmayı kaşıkla yiyen çocuklar sevinçle gülümseyerek baktı. (V) Cebindeki çakmağı çıkarıp sobayı yakarken eli titreyen yaşlı adam kapıya yöneldi.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde hem isim-fiil hem sıfat-fiil hem de zarf-fiil yer almaktadır?

Cevabı göster

Cevap: C — III

Kısaca — Yalnızca ‘Sabah erken kalkıp...’ cümlesi üç fiilimsi türünü bir arada bulundurur. ‘Sabah erken kalkıp kahvaltı etmeden okula gitmek için evden çıkan kardeşim otobüsü kaçırınca koşarak döndü’ cümlesinde ‘gitmek’ isim-fiildir, ‘çıkan’ sıfat-fiildir, ‘kalkıp, etmeden, kaçırınca, koşarak’ zarf-fiildir. ‘Tatile çıkmadan...’ cümlesinde ‘çıkmadan, seçip’ zarf-fiil ve ‘okunacak, hazırlamayan’ sıfat-fiildir; ‘hazırlamayan’ sözcüğündeki ‘-ma’ olumsuzluk ekidir, isim-fiil yoktur. ‘Yemek yapmayı...’ cümlesinde ‘yapmayı, öğrenmek’ isim-fiil ve ‘gidip’ zarf-fiildir; ‘evdeki’ sözcüğündeki ‘-ki’ sıfat yapan ekidir, sıfat-fiil yoktur. ‘Annesinin yaptığı...’ cümlesinde ‘yaptığı, yiyen’ sıfat-fiil ve ‘gülümseyerek’ zarf-fiildir; ‘dondurmayı’ kalıcı isimdir. ‘Cebindeki çakmağı...’ cümlesinde ‘titreyen’ sıfat-fiil ve ‘çıkarıp, yakarken’ zarf-fiildir; ‘çakmağı’ kalıcı isimdir.

22. soru

(I) Orman toprağında ağaç kökleriyle mantarların kurduğu mikoriza ortaklığı, besin alışverişine dayanan yaygın bir ilişkidir. (II) Bu ilişkide mantar, topraktan aldığı fosfor gibi mineralleri ağaca taşır; ağaç ise fotosentezle ürettiği şekerlerin bir bölümünü mantara verir. (III) Ortaklığın bu karşılıklı yararı, uzun süre yalnızca iki ortak arasındaki bir alışveriş olarak görülmüştür. (IV) Oysa son araştırmalar, aynı mantar ağına bağlı farklı ağaçların bu ağ üzerinden birbirine şeker ve uyarı sinyali aktardığını göstermiştir. (V) Böylece mantar ağı, tek tek ortaklıkların ötesinde ormanı birbirine bağlayan yer altı bir iletişim hattı gibi işlemektedir. (VI) Bu hattın işleyişini çözmek, ormanların kuraklık gibi baskılara topluca nasıl tepki verdiğini anlamaya yardımcı olmaktadır.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: C — IV

Kısaca — Parçanın ikinci yarısı eski yorumu değil yeni araştırmayı başlatır. Anahtar, üçüncü cümledeki “bu karşılıklı yararı” ile “yalnızca iki ortak arasındaki bir alışveriş olarak görülmüştür” sözleridir: üçüncü cümledeki “bu” ikinci cümledeki alışverişe gönderme yaptığı için ilk bölümün kapanışıdır, girişi değildir. Asıl kırılma “Oysa son araştırmalar” ile gelen dördüncü cümledir; farklı ağaçların aynı ağ üzerinden şeker ve uyarı sinyali aktarması artık tek tek ortaklık değil yer altı iletişim hattı fikrini kurar. İkinci cümleden başlatmak olmaz çünkü “Bu ilişkide” birinci cümledeki ortaklığa bağlıdır. Beşinci cümleden başlatmak olmaz çünkü “Böylece” dördüncü cümledeki bulguyu özetler. Altıncı cümleden başlatmak olmaz çünkü “Bu hattın” beşinci cümledeki hatta gönderme yapar.

23. soru

I. Öğrenciler sabah erken saatte kütüphanenin sessiz salonunda toplandı.
II. Çocuklar akşama kadar okul bahçesindeki eski bankta oturdu.
III. Bisikletliler yağmurdan ıslanan dar yolda güçlükle ilerliyordu.
IV. Kütüphane geniş bir meydanın kıyısında bulunuyordu.
V. Yeni alınan kutular dikkatle raf sistemine yerleştirildi.

Numaralanmış cümlelerin yer tamlayıcılarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı göster

Cevap: B — II. cümlenin yer tamlayıcısı belirtisiz isim tamlamasından oluşmuştur.

Kısaca — İkinci cümledeki yer tamlayıcısı belirtisiz tamlama içerse de kendisi sıfat tamlamasıdır. İkinci cümlede “okul bahçesindeki eski bankta” sözü -ki ile sıfatlaşmıştır; “okul bahçesi” belirtisiz tamlaması bu sıfatın içindedir ama bütünün başı “bankta”dır, niteleyenleri sıfattır, bu yüzden bütün sıfat tamlamasından oluşmuştur ve belirtisizden oluştuğu söylenemez. Birinci cümlede “kütüphanenin sessiz salonunda” tamlayanı -nin, tamlananı -u ekini almıştır, araya “sessiz” girse de belirtilidir. Üçüncü cümlede “yağmurdan ıslanan” -an ile sıfat-fiildir. Dördüncü cümlede “geniş bir meydan” sıfat tamlaması tamlayan içindedir. Beşinci cümlede “raf sistemine” ek almamış tamlayan ve -i’li tamlanandan kurulu belirtisizdir.

24. soru

(I) Okuma alışkanlığı kazanmamış çocukların dinlemeye ayırdığı süre de yavaş yavaş artıyor. (II) Öğretmen anlattıkça açılan konu, öğrencilerin düzenli not tutmasını kolaylaştırdı. (III) Yemek molasında dışarı çıkmak isteyenler listeye adını yazdırdı. (IV) Deneyi tamamlamadan sonuçları açıklamanız öğretmeni çok kızdırdı. (V) Kütüphanede karşılaştığı eski dostuyla konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı göster

Cevap: E — V. cümlede isim-fiil kullanılmıştır.

Kısaca — Yanlış yargı beşinci cümleye aittir çünkü o cümlede isim-fiil ekiyle kurulmuş sözcük yoktur. Beşinci cümlede “karşılaştığı” ve “geçtiğini” sözcüklerindeki -dığı ve -diği ekleri sıfat-fiildir, “konuşurken” sözcüğündeki -ken zarf-fiildir ve “anlamadı” sözcüğündeki -ma olumsuzluk ekidir. Bu yüzden beşinci cümlede isim-fiil bulunduğu iddiası tutmaz. Birinci cümlede “Okuma” ve “dinlemeye” sözcükleri -ma ve -me ekiyle isim-fiildir. İkinci cümlede “anlattıkça” zarf-fiil, “açılan” sıfat-fiil ve “tutmasını” isim-fiildir. Üçüncü cümlede “Yemek” yiyecek anlamında kalıcı isimdir. Dördüncü cümlede “tamamlamadan” zarf-fiil ve “açıklamanız” isim-fiildir.

25. soru

I. Türk Dil Kurumundan gelen yazı panoda duruyor, öğretmenler her teneffüs okuyor.
II. Türk Dil Kurumu’ndan gelen yazı panoda duruyor, öğretmenler her teneffüs okuyor.
III. Okul turnuvasının 3.’üncüsüne hazırlanan ekip İzmir’de kampa girdi, antrenmanlar sabah başladı.
IV. TDKnin hazırladığı sözlük raflarda duruyor, öğrenciler her gün kullanıyor.
V. Sınıfın en sessizi O, da aramıza katıldı, hepimiz sevinçle karşıladık.

Numaralanmış cümlelerin hangisinde noktalama yanlışı yoktur?

Cevabı göster

Cevap: A — I

Kısaca — Yalnızca ilk cümlede kesme işareti, nokta ve virgül birlikte kurallıdır. “Türk Dil Kurumundan gelen yazı” sözünde kurum adına gelen ek kesmesiz yazıldığı ve sıralı cümle “panoda duruyor, öğretmenler” virgülle bağlandığı için ilk cümlede noktalama yanlışı yoktur. Kurum adını “Kurumu’ndan” diye kesmeyle ayıran kullanımda noktalama yanlışı vardır çünkü kurum ve kuruluş adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz. Sayıya hem nokta hem kesmeli ek koyan “3.’üncüsüne” kullanımında noktalama yanlışı vardır çünkü sıra noktası ile üncü eki üst üste kullanılmaz. Kısaltmaya eki bitişik yazan “TDKnin” kullanımında noktalama yanlışı vardır çünkü kısaltmalara gelen ekler kesmeyle ayrılır. Özneyi bölen “O, da” kullanımında noktalama yanlışı vardır çünkü tek sözcüklü özne ile bağlaç arasına virgül konmaz.

26. soru

I. Kurulun raporundaki ince ayrımı ilk okuyuşta fark etmek zordu.
II. İki metin arasındaki belirgin farkı herkes ilk bakışta gördü.
III. Okulun yeni binasının titiz temizliği velileri memnun etmişti.
IV. Mahallenin en eski evi onarılmıştı.
V. Bahçedeki yaşlı çınarın gölgesi serinlik veriyordu.

Numaralanmış cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün kökü fiildir?

Cevabı göster

Cevap: A — I

Kısaca — Fiil köküne dayanan tek sözcük ayrımdır, ötekilerin kökü isimdir. Anahtar sözcük “Kurulun raporundaki ince ayrımı” bölümündeki “ayrımı” sözcüğüdür; ayır- (ayırmak) fiiline -ım fiilden isim eki gelmiş, ikinci ünlü düşmüştür (ayır-ım → ayrım), kök fiildir. “farkı” sözcüğü fark ismidir, yakın anlamlı olsa da kök isimdir ve yapım eki yoktur. “temizliği” sözcüğü temiz + -lik zincirinden gelir; türemiş olması doğru olsa da kök isimdir. “evi” sözcüğü ev + belirtme ekidir, kök isimdir. “çınarın” sözcüğü çınar + ilgi ekidir, kök isimdir.

27. soru

Her perşembe, eski apartmanın ziline basıyorum. Artık orada oturmuyorum; üçüncü kattaki daireyi üç yıl önce sattım. Kapıcı, “Kızım, ne zahmet ediyorsun?” dese de kovayı alıp merdivenleri siliyorum, Meryem teyzenin kapısının önündeki fesleğeni suluyorum. Geçen hafta yeni ev sahibi, “Bunları ben hallederim.” dedi, ben gülümsedim: “Biliyorum, yine de...” Apartman değil, bende kalan hatır; fesleğen susuz kalmaz belki ama ben o kapının önünden geçmezsem içim kurur. Kimseye söylemedim ama her perşembe, aslında kendime verdiğim bir sözü tutuyorum.

Bu parça için en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Kendine Verilen Söz

Kısaca — Yardım gibi görünen davranışın yönü apartmana değil anlatıcının içine dönüktür. Doğru başlık kapanıştaki “aslında kendime verdiğim bir sözü tutuyorum” ve “Apartman değil, bende kalan hatır” sözleriyle birebir örtüşür; “fesleğen susuz kalmaz belki ama ben geçmezsem içim kurur” karşıtlığı da odağın merdiven ya da çiçek değil içte kalan bağ olduğunu gösterir. Eski günleri anlatan başlık yalnızca konuyu söyler, ana düşünceyi taşımaz. Sulayan eli öne çıkaran başlık metinde geçen gerçek bir ayrıntıya takılır, yardımcı düşüncedir. Vefa borcunu apartmana yönelten başlık yakın anlamlıdır ama yönü şaşırır; vefa hatıra ve söze yöneliktir. Yeni ev sahibiyle anlaşmazlık öne süren başlık metinde yoktur; ev sahibi engel olmaz, anlatıcı “Biliyorum” der.

28. soru

(I) Öğrenmeden sonra geçen ilk gece uykusu, gündüz kurulan sinir bağlantılarının güçlenmesine önemli ölçüde katkı sağlar. (II) Bu katkı, özellikle derin uyku evrelerinde görülen yavaş dalga etkinliği sırasında belirginleşir; bu evreler gecenin ilk yarısında yoğunlaşır. (III) Uykusuz kalanlarda yeni bilgilerin hatırlanma oranı belirgin biçimde düşer. (IV) Düzenli uyuyanlarda ise hatırlama, yalnızca ertesi gün değil haftalar sonra yapılan testlerde de yüksek çıkar. (V) Bu yüzden araştırmacılar, toplam süreden çok uykunun bölünmeden alınmasını ders çalışmak kadar önemli sayar ve düzenli uyku önerir.

“Bu yarar, yalnızca toplam uyku süresine değil uykunun kesintisiz ve düzenli olmasına da bağlıdır; sık bölünen bir uyku aynı etkiyi göstermez.” cümlesi anlam akışına göre bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinden sonra getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: D — IV

Kısaca — Ara cümle düzenli uykunun haftalar süren yararını açıklar, bu yüzden dördüncü cümleden sonra gelir. “Düzenli uyuyanlarda ise hatırlama, yalnızca ertesi gün değil haftalar sonra yapılan testlerde de yüksek çıkar” cümlesi yararın kapsamını genişletir. Eklenecek “Bu yarar, yalnızca toplam uyku süresine değil uykunun kesintisiz ve düzenli olmasına da bağlıdır” cümlesindeki “Bu yarar” tam olarak bu genişlemiş hatırlamaya bağlanır ve “düzenli” sözcüğünü yeniden alır. Sonraki “toplam süreden çok uykunun bölünmeden alınması” yargısı da bu ara cümlenin “süre değil kesintisizlik” karşıtlığını aynen sürdürür; bu zincir yalnızca bu yerde kurulur. “I” yanıtı girişteki katkıyı böler. “II” yanıtı yavaş dalga ayrıntısını düzenli kavramıyla karıştırır. “III” yanıtı uykusuzluktaki düşüşten sonra gelen yararı zamansız kılar. “V” yanıtı sonuç cümlesinden sonra açıklama ekler.

29. soru

I. Akıllı telefon ve bilgisayar ekranlarından yayılan kısa dalga boylu ışık, gözdeki özel almaçları uyarıyor.
II. Gündüz saatlerinde kısa dalga boylu ışığa maruz kalmak, uyanık kalmaya yardımcı olduğu için doğal uyku düzeninin bir parçasıdır.
III. Akşam saatlerinde kısa dalga boylu ışığa maruz kalmak, uykuya dalmayı güçleştiriyor ve uyku süresini kısaltıyor.
IV. Ekrana yakından ve uzun süre bakmak, ışığın uyku üzerindeki etkisini artırıyor.
V. Uykuyu bozan asıl etken, yalnızca ışığın rengi değil, ekran başında geçirilen süre ve izlenen içeriğin uyarıcı olmasıdır.
VI. Uzmanlar bu yüzden gece kipini yeterli görmüyorlar, yatmadan önce ekranı kapatmayı ve ekran süresini sınırlamayı öneriyorlar.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlamalıdır?

Cevabı göster

Cevap: D — V.

Kısaca — Işık anlatısı doz bilgisiyle sürer, asıl neden yargısı yeni paragrafı açar. Belirleyici sözler ‘Ekrana yakından ve uzun süre bakmak, etkisini artırıyor’ ile ‘asıl etken, yalnızca ışığın rengi değil, olmasıdır’ dizisidir: Dördüncü cümledeki doz artışı üçüncü cümledeki gece etkisini sürdürür, beşinci cümledeki ‘yalnızca değil’ kaydı ise konuyu ışıktan süre ve içeriğe çevirir. İkinci cümleyi başlangıç saymak ilk cümledeki uyarıyı gündüz bilgisinden koparır. Üçüncü cümleyi başlangıç saymak gündüz-gece karşıtlığını yeni konu sanır ancak iki cümle aynı ışık etkisinin iki zamanıdır. Dördüncü cümleyi başlangıç saymak doz bilgisini nedenden ayırır. Son cümledeki ‘bu yüzden’ açık sonuçtur, giriş olamaz.

30. soru

(I) Elif, dün kütüphanede bulduğun kitabı okumuş. (II) Elif, sınıfta anlattığın konuyu dikkatle dinlemiş. (III) Elif, dün kütüphanede bulduğun kitabı okumuşsun. (IV) Elif, bahçede izlediğin filmi çok beğenmiş. (V) Elif, kantinde gördüğün arkadaşını sormuş.

Bu cümlelerdeki virgüllerden hangisi görevce ötekilerden farklıdır?

Cevabı göster

Cevap: C — III

Kısaca — Virgülün görevini yüklemin kişisi belirler, nesne içindeki sıfat-fiilin kişisi belirlemez. “bulduğun kitabı okumuşsun” yüklemi ikinci kişi olduğu için “Elif,” burada seslenmedir ve hitaptan sonra virgül konur; “bulduğun kitabı okumuş”, “anlattığın konuyu dinlemiş”, “izlediğin filmi beğenmiş”, “gördüğün arkadaşını sormuş” yüklemleri üçüncü kişi olduğu için “Elif,” burada öznedir ve yüklemden uzak düşmüş özneyi belirtir. Bu yüzden yalnız “okumuşsun” biten cümle farklıdır. “bulduğun kitabı okumuş” cümlesindeki virgül özne bildirir, hitap sanılmamalıdır. “anlattığın konuyu dinlemiş” cümlesindeki içteki ikinci kişi aldatıcıdır, yüklem üçüncü kişidir. “izlediğin filmi beğenmiş” cümlesinde aynı yanılgı vardır. “gördüğün arkadaşını sormuş” cümlesinde virgül yine özneden sonradır.

31. soru

I. Bilim insanları, derin sondajlarla çıkarılan buz çekirdeklerindeki bu kabarcıkları çözümleyerek geçmişteki sera gazı yoğunluğunu titizlikle ölçer.
II. Böylece buz çekirdekleri, yalnızca sıcaklık dalgalanmalarını değil atmosferin bileşimindeki değişimleri de belgeleyen güvenilir bir kayıt oluşturur.
III. Antarktika ve Grönland’daki kalın buzullar, geçmiş iklimi incelemek için eşsiz bir arşiv sunar.
IV. Ancak bu ölçümlerin güvenilirliği, buzun derinlerde basınçla sıkışmasına karşın kabarcıkların özgün bileşimini korumuş olmasına bağlıdır.
V. Bu arşivin oluşumunda, kar yağışıyla biriken buz katmanları oluştukları dönemin havasından küçük kabarcıklar hapseder.

Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?

Cevabı göster

Cevap: A — I

Kısaca — Doğru sıra genel arşivden oluşuma, ölçmeye, güven koşuluna ve sonuç kaydına ilerler. Üçüncü sırada ölçmeyi anlatan cümle yer alır çünkü “Bu arşivin oluşumunda” sözü “eşsiz bir arşiv sunar” cümlesinden sonra gelir ve “bu kabarcıkları” sözü “küçük kabarcıklar hapseder” cümlesindeki kabarcıklara gönderme yapar; ardından “Ancak bu ölçümlerin güvenilirliği” ölçmeyi koşula bağlar ve “Böylece” ile biten kayıt cümlesi sona kalır. Son kaydı veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü “Böylece” yalnızca sonuçta olur. Girişi veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü genel çerçeve sonda olamaz. Koşulu veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü kendinden önceki ölçmeyi ister. Mekanizmayı veren cümleyi işaretleyen seçenek elenir çünkü ikinci sırada yer alır.

32. soru

Kentlerde geceleri kullanılan güçlü beyaz ışıklar, böceklerin yön bulmasını zorlaştırdığı için uzun süredir tartışılmaktadır. Yapılan sayımlarda beyaz ışık çevresinde toplanan böcek sayısının, sarı ışık çevresinde toplanan böcek sayısından belirgin biçimde fazla olduğu görülmüştür. Ancak bu fark, sarı ışığın böcekleri hiç etkilemediği anlamına gelmez; sarı ışık da bazı türlerin davranışını değiştirir, yalnızca etkisi daha sınırlı kalır. Bu yüzden ışık rengini değiştirmek tek başına sorunu ortadan kaldırmaz; ancak ışığın yönünü gökyüzünden yere çevirmek ve gereksiz aydınlatmayı kısmak gibi önlemlerle birlikte uygulandığında böcek ölümlerini azaltabilir. Yine de bu önlemlerin tümü birlikte uygulansa bile ışık kirliliğinin göç eden kuşlar üzerindeki etkisini gidermeye yetmez.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

Cevabı göster

Cevap: E — Gereksiz aydınlatmayı kısmanın tek başına böcek ölümlerini azaltabileceği

Kısaca — Metin renk değişimini başka önlemlerle birlikte koşullandırır, tek başına yargı metinden çıkmaz. Anahtar ‘önlemlerle birlikte uygulandığında böcek ölümlerini azaltabilir’ koşuluna dayanır; gereksiz aydınlatmayı kısmanın tek başına azaltacağı bu koşulu düşürdüğü için metinden ulaşılamaz. Beyaz ışığın fazlalığı yargısı ‘sarı ışık çevresinde toplanan böcek sayısından belirgin biçimde fazla olduğu görülmüştür’ cümlesinden doğrudan çıkar. Sarı ışığın yok sayılamayacağı yargısı ‘hiç etkilemediği anlamına gelmez’ ve ‘bazı türlerin davranışını değiştirir’ cümleleriyle desteklenir. Renk değiştirmenin birlikte azaltabileceği yargısı dördüncü cümlenin koşullu anlatımının karşılığıdır. Kuşlar üzerindeki etkinin giderilemediği yargısı ‘birlikte uygulansa bile gidermeye yetmez’ hükmünü karşılar.

33. soru

Kütüphane kulübümüz okuma kültürünü güçlendirmek için yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenliyor. Yılın ilk haftası duyurulan listede roman, öykü ve deneme türünde kitaplar seçildi. Sınıf tartışmalarında öğrencilerin verdikleri yanıtlar, öğretmenin beklediği cevaplarla çoğu zaman örtüşmedi. Salon hafta içi sabahları açık, öğleden sonraları ise kapalı tutulduğundan programda değişiklik yapıldı. Beslenme köşesinde hazırlanan bölümde meyvelerden elmaya geniş yer ayrılmıştı. Kitabı yalnızca beğenmek yetmez, onu gerçekten sevmek gerekir; bu yüzden üyeler istekli davranmakla kalmayıp okumayı aksatmadan sürdürdü.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?

Cevabı göster

Cevap: A — Sesteş bir sözcüğün iki anlamıyla kullanılması

Kısaca — Parçada dört anlam ilişkisi kurulurken bir sözcük iki ayrı anlamıyla hiç kullanılmaz. Eş anlamlılık “verdikleri yanıtlar” ile “beklediği cevaplarla” aynı tartışmayı anlatmasıyla kurulur; yakın anlamlılık “yalnızca beğenmek yetmez, onu gerçekten sevmek gerekir” cümlesindeki derece farkıyla kurulur; karşıtlık “sabahları açık” ile “öğleden sonraları ise kapalı” aynı salonun durumlarını anlatmasıyla kurulur; genellik özellik “meyvelerden elmaya” aynı bölümde kapsayanla kapsananı vermesiyle kurulur. Buna karşılık “okuma”, “yıl” ve “kitap” metinde hep aynı anlamda tekrarlanır, “yer” yalnız bir kez geçer ve iki anlamıyla kullanılan hiçbir sözcük yoktur. Eş anlamlıları gören yanıt cevap eşleşmesini eler ama soruyu kaçırır. Yakın anlamlıları gören beğenmek sevmek derecesini eler ama yokluğu bulamaz. Karşıt anlamları gören açık kapalı eşleşmesini eler ama kilit eksikliği kaçırır. Genel özel ilişkiyi gören meyve elma kapsamasını eler ama doğru yokluğu ıskalar.

34. soru

(I) Müze vitrinlerindeki aydınlatma, eserlerin görünürlüğü kadar korunması açısından da belirleyicidir. (II) Özellikle morötesi ışınlar, kumaş ve kâğıt gibi organik malzemelerdeki boyaların bağlarını kırarak solmaya yol açar. (III) Bu yıpranma, düşük ışıkta bile toplam maruz kalma süresi uzadıkça biriktiği için hasar gözle fark edilmeden ilerleyebilir. (IV) Bu yüzden koruma uzmanları, aydınlatma düzeyini eserin malzemesine göre sınırlayan ölçütler geliştirmiştir. (V) Müzeyi gezenler, eserlerin bütün ayrıntılarını açıkça görebilecekleri aydınlık bir ortam ister. (VI) Koruma zorunluluğu ile bu istek arasındaki dengeyi kurmak için müzeler, hassas eserleri dönüşümlü sergileme ve ışık süresini kısma gibi yöntemlere başvurur.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: D — V

Kısaca — Koruma sorunu ve ölçütler ilk dört cümlede tamamlanır, ziyaretçi beklentisi ve çözüm son iki cümlede başlar. Doğru başlangıç beşinci cümledir çünkü “Müzeyi gezenler, eserlerin bütün ayrıntılarını açıkça görebilecekleri aydınlık bir ortam ister” sözü bakışı eserden insana çevirir ve önceki cümlelere gönderme yapan “bu” ya da “ise” içermez; altıncı cümledeki “bu istek” de ancak bu cümleye dayanır. İkinci cümleden başlatmak olmaz çünkü “Özellikle morötesi ışınlar” birinci cümledeki korunmayı açar. Üçüncü cümleden başlatmak olmaz çünkü “Bu yıpranma” ikinci cümledeki solmanın devamıdır. Dördüncü cümleden başlatmak olmaz çünkü “Bu yüzden” üçüncü cümledeki birikmenin sonucudur. Altıncı cümleden başlatmak olmaz çünkü “bu istek” beşinci cümledeki beklentiye bağlıdır.

35. soru

I. Komşumuz Ayşe Hanım, mahalledeki çocuklara her bayram kendi elleriyle hazırladığı şekerleri büyük bir sevinçle dağıtırmış.
II. Dün akşam teyzem Ayşe ile annem telefonda bir araya gelip geçmişteki bayram günlerini uzun uzun keyifle anmışlar.
III. Yarın sabah Zeynep Teyzem ile dayım Mehmet hep birlikte bize kahvaltıya gelecekmiş.
IV. Sayın Mehmet Bey, teyzemlerin oturduğu sokağın başına kadar yürüyerek bizi sessizce ve yavaşça uğurlamış.
V. Annemle babam, Hacı Bekir Efendi’nin mahalledeki dükkânından bayram şekeri alıp akşam eve mutlulukla getirmişler.

Numaralanmış cümlelerin hangisinde büyük harflerin yazımıyla ilgili bir yanlışlık vardır?

Cevabı göster

Cevap: C — III

Kısaca — Gerçek akrabalık bildiren teyze sözü iyelik ekiyle birlikte küçük yazılır, bu koşul yalnızca üçüncü cümlede çiğnenir. Anahtar ‘Zeynep Teyzem’ yazımına dayanır; buradaki -m eki sözün gerçek akrabalık bildirdiğini gösterir, bu durumda TDK’ye göre doğru biçim ‘Zeynep teyzem’ olur. Birinci cümle doğrudur çünkü ‘Ayşe Hanım’ saygı bildiren bir sözdür ve özel addan sonra büyük yazılır. İkinci cümle doğrudur çünkü ‘teyzem Ayşe’ gerçek akrabalığı küçük harfle gösterir. Dördüncü cümle doğrudur çünkü ‘Sayın Mehmet Bey’ saygı ve unvan sözlerini büyük harfle kurar, ‘teyzemlerin’ küçük kalır. Beşinci cümle doğrudur çünkü ‘Hacı Bekir Efendi’nin’ unvanları büyük harfle yazar ve kesme işareti doğru kullanılır.

36. soru

Kent merkezindeki büyük parklar, yaz günlerinde çevresindeki beton yüzeylere göre birkaç derece daha serin kalır. Bunun başlıca nedeni, yaprakların güneş ışığını yansıtması ve terleme yoluyla havayı soğutmasıdır. Gölgeli yürüyüş yollarında ölçülen sıcaklıklar, açık caddelerdekinden belirgin biçimde düşüktür. Bu serinlik parkın sınırında kalmaz; rüzgârla taşınan serin hava, yakın sokaklardaki ısı stresini de bir ölçüde azaltır. Çocuklar ve yaşlılar gibi sıcaktan en çok etkilenen gruplar bu etkiden özellikle yararlanır. Dolayısıyla parkların soğutucu etkisi, kapladıkları alanın ötesine taşan bir kamu yararı sayılmalıdır.

Bu parçanın başına getirilebilecek en uygun cümle aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Büyük kent parkları, yalnızca kendi içini değil çevresindeki sokakları da serinleten iklim alanlarıdır.

Kısaca — Parçanın bütünü park içi serinliğin sokağa taşmasıdır. Gövde “sınırında kalmaz”, “bir ölçüde azaltır” ve “alanın ötesine taşan bir kamu yararı” sözleriyle içten dışa genişler; giriş de bu taşmayı içermelidir. “yalnızca kendi içini değil çevresindeki sokakları da serinleten” cümlesi bu iki halkayı kapsar. Doğayla baş başa kalma cümlesi parklar için doğru olsa da sıcaklığa değinmez. Ağaçların yansıtıp soğutması cümlesi ikinci cümledeki ayrıntıyı yineler, taşmayı kapsamaz. Her zaman daha serin ve daha nemli cümlesi her zaman ile geneller ve metinde geçmeyen nem katar. Hava kirliliğini önleme cümlesi metnin konusu dışındadır.

37. soru

Konutlarda enerji tasarrufu denince akla ilk olarak kalın yalıtım malzemeleri ve yeni pencereler gelir. Kuşkusuz bu iyileştirmeler ısı kaybını azaltır ve faturaları düşürür. Ne var ki aynı daire tipinde yaşayan farklı ailelerin tüketim değerleri incelendiğinde, yalıtımı güçlü binalarda bile faturaların iki katına kadar değişebildiği görülmüştür. Farkı yaratan unsurlar, pencerenin ne sıklıkla açıldığı, petek ayarının nasıl kullanıldığı ve evde yokken sistemin kapatılıp kapatılmadığı gibi gündelik tercihlerdir. Dolayısıyla tasarrufun kalıcı olması, binanın teknik donanımı kadar o donanımı kullananların istikrarlı davranışlarına bağlıdır.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Enerji tasarrufunda kalıcı sonuç, teknik donanımın istikrarlı davranışlarla birlikte sürdürülmesine bağlıdır.

Kısaca — Parça, tasarrufun teknik donanım ile davranışın ortak sonucu olduğunu savunur. Son cümle belirleyicidir: ‘teknik donanımı kadar ... istikrarlı davranışlarına bağlıdır’ ve ‘tasarrufun kalıcı olması’ ifadesi kalıcılığın tek koşula indirgenemeyeceğini gösterir; ilk cümlelerdeki ‘Kuşkusuz ... azaltır’ yalnızca yardımcı bir kabul, ‘Ne var ki ... bile ... değişebildiği’ ise asıl iddiaya geçiş basamağıdır. Isı kaybını azaltmayı ilk ve temel koşul sayan yorum, bu kabulü ana düşünceye yükseltir. Faturadaki farkı yalıtımın yetersizliğine bağlayan yorum, ‘bile’ sözcüğünü kaçırır. Davranışı daha belirleyici sayıp eğitimi başa koyan yorum, ‘kadar’ sözcüğündeki eşitliği büyütür. Yapısal özellikleri önemsiz sayan yorum, ‘kadar’ ile korunan dengeyi yok sayar.

38. soru

I. Sınava hazırlanan birçok öğrenci, tekrarın bilgiyi güçlendireceğine inanarak notlarını her gün düzenli olarak okuyor, aynı sayfaları çevirdikçe konuyu öğrendiklerini düşünüyor; bu yüzden çalışma süresini artırmayı başarının asıl ölçütü sayıyor.
II. Oysa araştırmalar, özellikle sınavdan günler sonra yapılan uzun vadeli ayrıntılı hatırlama ölçümlerinde tekrarın kalıcı yararının büyük ölçüde okumanın aralıklarla yapılmasına ve her tekrarda bilginin önce hatırlanmaya çalışılmasına bağlı olduğunu, art arda okumanın ise daha çok kısa süreli tanıdıklık duygusu verdiğini gösteriyor.

Verilen II. cümleyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: B — I. cümlede söz edilen tekrarın kalıcı yararının hangi koşullara bağlı olduğunu belirtmektedir.

Kısaca — İkinci cümle tekrarı inkâr etmez, kalıcı yararını iki koşula bağlar. Doğru karşılık “kalıcı yararının büyük ölçüde bağlı olduğunu” sözüne dayanır; metin “aralıklarla yapılmasına” ve “önce hatırlanmaya çalışılmasına” kaydını ekler, tekrarı yararlı saymayı sürdürür. Tümüyle yanlışlayıp hiçbir yarar yok diyen yorum yanlıştır çünkü metin yararı ortadan kaldırmaz, sınırlar. Nedeni açıklayan yorum yanlıştır çünkü öğrencilerin niçin öyle davrandığı değil yararın neye bağlı olduğu anlatılır. Örnek sunan yorum yanlıştır çünkü cümlede örnek değil genel araştırma sonucu vardır. Olumlu sonucu aktaran yorum yanlıştır çünkü “kısa süreli tanıdıklık duygusu” kalıcı yarar değildir.

39. soru

(I) Taşkın ovaları, nehirlerin taşıdığı alüvyonların birikmesiyle oluşan verimli düzlüklerdir. (II) Bu düzlüklerdeki yıllık taşkınlar, toprağa taze mineral taşıdığı sürece tarımsal verimi doğal yoldan yeniler. (III) Taşkınların setlerle denetim altına alınması, bu doğal yenilenmeyi durdurduğu ölçüde toprağı dışarıdan gübrelemeye bağımlı hâle getirir. (IV) Setlerin sağladığı taşkın güvenliği, ova çevresinde yapılaşmayı hızlandırdığı için selin olası zararını artırabilmektedir. (V) Bu dışa bağımlılığı azaltmak için son yıllarda kimi ovalarda setlerde açılan geçitlerle alüvyonun tarlalara yeniden ulaşmasına kontrollü biçimde izin verilmektedir.

Bu parçada düşüncenin akışını bozan cümle numaralanmış cümlelerin hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — IV

Kısaca — Verimlilik zincirini bölen cümle yerleşme ve zarar cümlesidir. Anahtar, ikinci cümledeki “taşıdığı sürece” ile üçüncü cümledeki “durdurduğu ölçüde” koşulları ve beşinci cümledeki “Bu dışa bağımlılığı” göndermesidir: üçüncü cümledeki bağımlılık doğrudan beşinci cümlede anıldığı için üçüncü ve beşinci cümleler aynı verimlilik izleğini sürdürür. Dördüncü cümledeki “yapılaşmayı hızlandırdığı için selin olası zararını artırabilmektedir” yargısı ise toprağın mineral yenilenmesi izleğinden ayrılıp yerleşme ve zarar izleğine geçer; alüvyon ve gübreleme sözleriyle örülen akışa uymaz. Birinci cümle tanımsal giriştir, çıkarılamaz. İkinci cümle koşullu yenilenmeyi kurar, çıkarılamaz. Üçüncü cümle bağımlılığı kurar ve beşinci cümleye zemin hazırlar. Beşinci cümle üçüncü cümledeki bağımlılığa çözüm getirdiği için akışı sürdürür.

40. soru

. Başka bir deyişle aralıklı tekrarın yararı, tekrarlar arasına giren uykuyla birlikte ortaya çıkar; uykusuz geçen aralıklar aynı takvimi verimsizleştirir. Sanılanın aksine aynı gün içine sıkıştırılmış onlarca tekrar, zamana yayılmış birkaç tekrardan daha az hatırlama sağlar çünkü bellek izleri uykuda yeterince pekiştirilmeden üst üste biner. Nitekim aynı sayıda tekrar yapanlardan gece uykusunu alanlar, ertesi gün daha çok sözcüğü hatırlamışlardır. Bu yüzden araştırmacılar, çalışma programlarında tekrar sıklığından çok tekrarla uyku arasındaki ilişkiyi vurgulamaktadır.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Kalıcı öğrenme esas olarak tekrar sayısına değil, tekrarların uykuyla bölünmüş olmasına bağlıdır.

Kısaca — Parça, aralıklı tekrarın yararını uykunun böldüğü düzene bağlar, sayı çokluğuna değil. Doğru seçenek, “tekrar sıklığından çok tekrarla uyku arasındaki ilişkiyi” vurgulayan son cümleyle ve “uykusuz geçen aralıklar aynı takvimi verimsizleştirir” kaydıyla birebir örtüşür; “esas olarak değil” dengesi metindeki “çok” karşılaştırmasını doğru yansıtır. “Tekrar sayısından bağımsızdır” diyen seçenek, “çok”u “hiç”e çevirir; metin sayıyı önemsiz kılmaz, ikinci sıraya iter. “Tekrarın yerini alarak tek başına” diyen seçenek, birliktelik koşulunu yok sayar; metin yararı ikisinin birlikteliğine bağlar. “Tekrar sayısı arttıkça güçlenir” diyen seçenek, yönü tersine çevirir; metinde artan sayı uykunun etkisini büyütmez. “Gece uykusu alanlar hatırlar” diyen seçenek, metinde geçen doğru bir bulgudur ama genel tezin örneğidir; “Başka bir deyişle” ile başlayan genellemeyi karşılayamaz.

Uygulamada süre işler, ara verip kaldığın yerden devam edebilirsin ve her sorunun çözümü sonunda açılır. Sonuç, doğru cevapladığın soru sayısıdır.

Zorlu sorular 1 · Türkçe denemesini uygulamada çöz

TYT Türkçe zorlu sorular · TYT hakkında her şey