Vahiy ve Akıl, dinî bilginin anlaşılmasında vahyin rehberliği ile aklın rolünü, Allah’ın varlığına ilişkin akıl yürütmeleri ve ilahî isim ve sıfatların anlamlarını kapsar.
Öğrencinin evrendeki düzen ve amaç üzerinden kurulan çıkarımları tanıması, Allah’a özgü sıfatları ayırt etmesi ve inancın davranışlara yansımasını yorumlaması beklenir. TYT’de bu konu, bir açıklama veya günlük yaşam örneği üzerinden ilgili kavramı ya da ulaşılabilecek yargıyı belirlemeyi isteyen çoktan seçmeli sorularla ele alınabilir.
Seçeneklerde birbirine yakın kavramlar ve farklı yorumlar bulunabilir. Metindeki temel vurguyu kaçırmak, isimlerle sıfatları karıştırmak ve yalnızca sözel ifadeleri davranışlardan bağımsız değerlendirmek hataya yol açabilir.
Örnek sorular
Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.
1. soruKolay
Evrendeki canlıların organları ile çevreleri arasındaki kusursuz uyumun, tesadüfle açıklanamayacak bilinçli bir amaca ve düzenleyiciye işaret ettiği savunulmaktadır. Canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için donatıldıkları bu hassas denge, varlığın gayesiz olmadığını temellendirir.
Bu akıl yürütme Allah’ın varlığına ilişkin aşağıdaki delillerden hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: C — Gaye ve nizam delili
Kısaca — Organ-çevre uyumundan bilinçli düzenleyiciye gitmek gaye ve nizam delilidir.
Parça, canlıların organlarıyla çevreleri arasındaki örtüşmenin amaçlı bir düzenleyene işaret ettiğini savunur. Hudûs sonradan var olmaya, imkân ise varlıkların zorunlu olmayışına dayanır; burada hareket noktası gayeli uyumdur. Dinî tecrübe ve fıtrat iç yaşantıya bakar, evrendeki düzene değil.
2. soruOrta
Aşağıdaki ayetlerden hangisi Allah’ın zatî sıfatlarından birine örnek değildir?
Cevabı göster
Cevap: B — “Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Nisâ, 4:58)
Kısaca — İşitme ve görme, semî ve basar adlı sübûtî sıfatlardır; zatî sıfatlardan biri değildir.
Zatî sıfatlar yalnızca Allah’a özgüdür: kıdem, beka, vahdaniyet, muhalefetün li’l-havâdis ve diğerleri. “O ilktir” kıdeme, “benzeri yoktur” muhalefetün li’l-havâdis’e, “Rabbinin zatı baki kalacaktır” bekaya, “O’ndan başka ilah yoktur” vahdaniyete örnektir. “Hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” ise sübûtî alana aittir.
3. soruKolay
Bir kimse, Allah’ın “El-Adl” (adil) ve “El-Hakîm” (hikmet sahibi) isimlerini sıkça zikreder; ancak iş ve aile ilişkilerinde haksızlık yapmaktan çekinmez. Bir başkası ise aynı isimleri hem dilinde anar hem de davranışlarında adalet ve hikmete uygun hareket etmeye çalışır.
Bu iki tutum karşılaştırıldığında Esmâ-i Hüsnâ’nın Allah ile irtibattaki işlevi için aşağıdaki yargılardan hangisi en isabetlidir?
Cevabı göster
Cevap: C — İsimleri anmak ile ahlaka yansıtmak birlikte irtibatı olgunlaştırır
Kısaca — Esmâ-i Hüsnâ ile irtibat, isimleri anmak ve anlamlarını ahlaka yansıtmak birlikte olunca olgunlaşır.
İlk kişi El-Adl ve El-Hakîm’i sıkça zikreder ama iş ve aile ilişkilerinde haksızlıktan çekinmez; dil var, tutum yok. İkinci kişi aynı isimleri hem anar hem adalet ve hikmete uygun yaşamaya çalışır. Karşılaştırma şunu gösterir: zikir tek başına irtibat için yetmez. “İsimleri dilde anmak yeterlidir” yargısı seni ilk tutuma çekebilir; anlatı o tutumu eksik bırakır.
Cepte soru çöz, bağımsız bir çalışma uygulamasıdır; hiçbir sınav kurumu, okul ya da resmî kurumla bağlantılı, bunlarca desteklenen veya onaylanan bir uygulama değildir.
TYT (Temel Yeterlilik Testi), Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) kapsamında ÖSYM tarafından düzenlenen resmî bir sınavın birinci oturumudur. Bu uygulama ÖSYM ile bağlantılı değildir.
Uygulamadaki tüm sorular ve metinler Cepte soru çöz için özgün olarak hazırlanmıştır; hiçbir resmî sınavdan alınmamıştır.